Rus Edebiyatında Oblomov, Edebiyat, Misafir Köşesi

Rus Edebiyatında Oblomov yazısını ve Misafir Köşesi yazılarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Rus Edebiyatında Oblomov

17.11.2021 09:00 - Misafir Köşesi
Rus Edebiyatında Oblomov

Cemil Yeraz yazdı...

Oblomov’un gözünden topluma bakmak. Yazıma bu cümleyle başlamamın sebebi, kitapta gördüğüm bir alıntıyı hala hafızamdan silememiş olmam. Ne diyordu İlya İlyiç, ona bakalım ilk önce.

- Sanırım yaşamaya bile üşeniyorsun.

-Öyleyim sanırım

- Peki özellikle sevmediğin şey nedir?

-Her şey. Bu aralıksız koşuşturma, Sıradan tutkular, aç gözlülükler, birbirinden üstün olma arzusu, dedikoduculuk, insanı baştan aşağı süzmeler... (S. 151) Alıntıyı açıklamadan önce, kitap hakkında biraz bilgi verelim. Kitap, 1859 yılında İvan Gonçarov tarafından yazılmıştır. Kitabın ilk Türkçeye çevrilmesi ise 1945 yılında Sabahattin Eyüboğlu tarafından yapılmıştır. Kitap genel olarak tembelliği anlatma üzerine yazılmıştır diyebiliriz bir nevi.

Yazdığımız alıntıya döndüğümüz zaman bu cümlelerin ne çağrıştırdığına bakalım. İlya İlyiç’in tembel olduğunu mu? Çoğunluk bu açıdan bakıyor zaten olaya. Biz ise, madalyonun diğer tarafından bakacağız. Eserin dürüstlüğü, dostluğu anlatma biçimine. Bu yüzden de farklı bir okumayı hak etmektedir Oblomov.

İlya insanları sevmiyor, sevemiyor. Bunu da çok güzel ifade ediyor bence. İlya’ya göre dürüst insan kalmamış. Herkes ikiyüzlü olmuş. Tabii bir kişi hariç. Çocukluk ve en yakın arkadaşı Ştolts. Ştolts’un babası Alman annesi ise Rus’tur. Ştolts hayatında oldukça başarılı ve disiplinlidir. Ştolts, kendisinin çalışkan olmadığı için İlya’yı suçlar ve onu değiştirmeye çalışır. Ama bilmediği bir şey vardır ki, İlya’nın asla değişmeyeceği. İlya, her zaman Ştolts’un tüm dediklerini kulak ardı eder. Herkes biraz böyle değil midir zaten hayatında. Birisinden öğüt dinlemek zorumuza gitmez mi bazen, o benden daha bilgili diye gıpta ile bakmaz mıyız veya o ne biliyor da ne anlatıyor diye içten içe alay etmez miyiz. Neyse konumuza dönecek olursak, İlya’nın hayatının temel varoluş sebebinin bilinçli bir atalet hali olduğunu görüyoruz. Bilinçli diyorum neden çünkü İlya her şeyin farkında ama hiçbir şey yapası yok. İlya’yı bu duruma düşüren ana neden bana göre mutsuzluktu. Nitekim Olga ile tanıştıktan sonra İlya düzenli yürüyüş yapmaya bile başlamıştı. Tabii Olga ile beraber. Hayatın genel trajedisi de bu değil midir zaten mutsuzluk…

Oblomovculuk

Oblomov mutluluğu kaldıramayarak Olga ile ayrılır ve eski münzevi yaşamına geri döner. Olga da ne kadar istemese de Oblomovun kendisi gibi yaşamaya ayak uyduramayacağını bildiği için yavaş yavaş bu ayrılığa alışır. Aslında İlya üzerinden insanın genel mutsuzluğundan da bahsedebiliriz. Bu noktada Freud’un “İnsan mutlu olmak ister ister; bu yüzden berbat haldedir” sözü aklıma geldi. İlya mutlu olmak istediği için berbat haldeydi. Yanı mutsuzdu. Olga ile beraberken bile acaba gerçekten mutlu muyum diye düşünüyordu. Tembelliğin yani Oblomovluğun bile dayandığı nokta mutsuzluk ise burada mutsuzluktan çok şey söz edebiliriz ama bu asıl konumuzun sapmasına neden olacağı için, biz İlya’nın karakterini ve topluma bakış açısını incelemeye devam edelim. İlya toplumla az çok bağını kesmiş kendi halinde yaşarken, Oblomovka’da (İlya’nın köyü) kâhyası Oblomovu dolandırmaktadır. İlya, o kadar tembeldir ki, dolandırıldığını bile bile Oblomovkaya gitmez ve kâhya Oblomov durumun farkında değil diye düşünerekten Oblomovu dolandırmaya devam eder. Bu satırları okurken, bu kadarı da olmaz dediğinizi duyar gibiyim. İlya’nın da farkı burda işte. İlya ile ilgili o kadar alışılmışın dışında olay var ki hangisinden bahsetsem bilemedim. Kitapta beğendiğim ve hayatı sorgulatacak bir alıntıyla devam edelim. “ Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu.” Ne demek istemiş olabilir acaba burada yazar. Olaya bir bireysel olarak bakıyor bir de toplumsal olarak. Toplumsal dediğim zaman tüm hayatı kastediyorum bu arada. Birey olarak insan hayatı anlamaya bilir ki, bu hemen hemen düşünen her insanda olmuştur. Ama hayatın kendisini anlamamak tam bir felakettir ve bundan kaçış yoktur. Hayattan bir anlam çıkartmadan yaşamamız mümkün müdür? Bence değildir. Hayattan bir anlam çıkarmamak yeis içinde kalmak demektir.

Kitabın Önemi Ve Hakkındaki Görüşler

Kitabın yazıldığı dönemdeki zamanda Rus edebiyatının geleneksel toplum yapısından modern toplum yapısına geçişi görülmektedir. Yazar burada Oblomov özelinde Rus toplumunun yenileşmeye ayak uyduramadığını açıkça göstermiştir. Oblomovun kâhyası ile olan diyalogları da bunları açık bir şekilde gösteriyor bize. Kitabın önemi açısından olaya bir diğer taraftan bakacak olursak, SSCB’nin kurucularından Lenin’in konuşmasına göz atalım. “Ekim Devriminden sonra bile, Rusya üç devrim geçirdi, ama gene oblomovlar kaldı; çünkü oblomovlar yalnız derebeyleri, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. Toplantılarda, komisyonlarda nasıl çalıştığımıza bakarsanız, eski Oblomov’un içimizde olduğunu görürüz. Onu adam etmek için daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak, dövmek gerekecektir.” Lenin’in yıllar geçmesine rağmen Oblomovların halen içlerinde olmasına yönelik açıklaması bile Çar Rusyasının neden yıkıldığına bir örnek olarak gösterilebilir. Oblomov gibi Çar Rusyası da yenileşmeye ayak uyduramadığı için yıkılmıştır. Burada yazarın modern toplum yapısı ve ülkesi ile görüşleri son derece önemli olup yıllar içerisinde yazarın haklı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yazımı burada sonlandırırken, bilinmesini istediğim bir şey var ki Oblomov, aşırı tembel değildi mutsuzdu. Ve tüm bu Oblomuvluk, bilinçli bir mutsuzluktan doğdu bence. Sonuç olarak hayatımızda Oblomovların yine devam ettiğini söyleyebiliriz. Kitabın yazıldığı tarihten itibaren yıllar geçmesine rağmen de Oblomovculuğun daha da yaygınlaştığını görüyoruz.

Oblomov
İvan Gonçarov
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
2019 İstanbul
632 sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 17.11.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 17.11.2021 21:46

,

267

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 620 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin