Rüya Dedektifi Rüyaların Peşinde

Rüya Dedektifi Rüyaların Peşinde

Rüya Dedektifi Rüyaların Peşinde

25.11.2016 - Enes Can
Rüya Dedektifi Rüyaların Peşinde

Çocuk edebiyatı alanında verdiği eserle adını sıkça duyduğumuz Bülent Ata, şiir alanında yayınladığı üç eseriyle gönlümüzde epey derin bir yer edinmişti. Biz bu hazineyi biraz geç fark etmiş, Bülent Ata’nın şiirlerini daha önce neden duymadığımız ve okumadığımız için kendimize epey kızmıştık. Bülent Ata’nın şiirlerini hala keşfetmemiş olanlar için yazının başında şunu söyleyebiliriz ki; biz çoğu eksik bırakılmış şiirlerimizi ‘’Eve Gitmek İstemediğim Günler(2005) ve Savaş Meydanında Başıboş Atlar(2015)’’ kitaplarında tamamlamıştık. Özellikle Eve Gitmek İstemediğim Günler kitabındaki şiirler, son zamanlarda okuduğumuz şiir kitapları arasında, tadı hala damağımızda kalan kitaplar arasındadır.

Ata’nın şiirleri hakkında uzun övgüler dizisi yazılabilir. Ancak bizim bugün kuracağımız cümleler piyasaya yeni çıkmış kitabı ‘’Rüya Dedektifi’’ hakkında olacaktır. Ekim ayında basımı yapılan kitabı hemen temin edip okuduk. Bir solukta okumamıza rağmen, yoğunluktan dolayı tanıtımına ancak geçebildik. Bülent Ata’yı takip edenler bilir ki çeşitli mecmua ve dergilerde yayınlanan yazıları, kurgusal metinlerde de ne kadar güçlü bir kaleme sahip olduğunu kanıtlar niteliktedir. Kurgusal metinlerdeki bu kaliteyi yazdığı Asuman romanıyla perçinleyen Ata, bu kitaba başlamadan beklentilerimizi zaten epey yüksekte tutmamıza neden olmuştu.

Kitabı okurken zihnimin dağınık yapısında mıdır yoksa kitabın kendi kurgusundan mıdır bilinmez; birçok hikâyeyi tekrar okumak zorunda kaldım. Kitapta geçen tüm olayların birbiriyle zincirleme bir ilişkisi olmasına rağmen, bu ilişki yumağını kitabın ilerleyen bölümlerinde anlıyor olmanız karakterleri zihninizde oturtmanızı biraz zorlaştırıyor. Ancak bu karmaşık ilişkiler, kitaba olan ilgiyi ve merak güdüsünü daha da perçinleyen etmenlerdendir.

Kitaba başlarken, polisiye romanlardaki o kurgusal olay örgüsünün izleri kendini gösterse de Ata’nın asıl anlatmak istediğinin bir katil ve maktulün gizemli dünyası olmadığını ilerleyen sayfalarda anlayabiliyorsunuz. Rüya Dedektifi, bu dünyanın başka dünyalara uyanmanın öncesinde görülen bir rüya olma gerçekliğinden yola çıkarak, insan ilişkilerinin metafizik bir bağlantıyla birbirine bağlı olduğunun hikâyesini anlatıyor.

‘’Rüya âleminde alırsın, verirsin ama hiçbir şeyi değiştiremezsin. Sadece sen değişirsin bu yolculukta’’
(Syf: 18)

Bu romandaki ana karakterlerin yan karakterle olan ilişkisini çok iyi işleyen Ata, olay örgüsündeki kopmaların önüne geçmek için sıradan gelişen olayları bile farklı bir olayın başlangıcıymış gibi anlatarak, okuyucunun kitaptan kopmasının önüne geçiyor.

Kitap rüya yolculuğuyla başlayıp, ana karakterin gerçekliklerle yüzleştiği noktada son buluyor. 10 ana hikâyenin içerindeki karakterlerin hepsi farklı bir rüyanın başkahramanıyken, bu kahramanların yolculuğunun kesiştiği ortak nokta, Ali karakterinin yaşadıklarıdır.

Olay akışında hikâyelerin arasında beliren rüyalar, sizi başka bir âleme sürüklerken, her rüyanın gerçek dünyada bir yansımasının olduğunu fark ediyorsunuz. Rüyaların peşinden giden bir dedektifin hikâyesi değil bu roman. Aslında anlamlandıramadığımız her rüyanın yaşanmış bir hikâyesi olduğunu dile getiriyor yazar.

Bir rüya gördüm. Yaşlı bir kadın dedi ki ‘’Her rüya bir evdir. Rüya âleminde sende bir misafirsin. Ne zaman can bedenden çıkar artık sende bir ev sahibi olursun.’’
(Syf: 22)

‘’Rüya öğretir. Öğrenme biçimleri hep bir müfredata ve öğretici kabiliyetine bağlıdır. Oysa rüyada anlayıverirsin bilinmeyeni, sırası gelmeden. Bilginin havuzunda yüzersin ve gözüne su kaçar gibi bilgi sana ulaşır ve sende kalır.’’
(Syf: 33)

Kitabı okurken sadece bir roman okuyormuş gibi değil, birbirinden bağımsız hikâyeler okuyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Ancak İlk okuduğunuz hikâyenin, son okuduğunuz hikâyenin bir parçası olduğunu sonradan fark ediyorsunuz. Ayrıca Ata’nın tadında ve yerinde kullandığı aforizma olabilecek diyalogları da altını çizmemiz gereken noktalardan bir tanesidir. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

İnsan her şeyini kaybedince bildiklerini yeniden öğreniyor. Yeniden doğmuş gibi ilk defa başına gelmiş gibi…
(Syf: 74)

İnsan yalnız değildir
yalnız olsa bile yalnız değildir.
(Syf: 15)

Vurmak hak edene öyle güzel oluyor ki.
(Syf:72)

Bu ezan sesi mi, yoksa benim yaptıklarım mı kötü? Evet, asıl ben kötüydüm, detoneydim.
(Syf: 20)

Kitabın sonu, bir filmin sonu gibi. Olayın içerinde yer edinen ana ve yan karakterlerin tek tek fragmanını yazan Ata, kitaba farklı bir tad katmış. Okuyun, bir çırpıda bitireceksiniz.

Rüya Dedektifi
Bülent Ata
118 Syf
Erdem Yayınları 1. Baskı
İstanbul, 2016

Enes Can - 25.11.2016

,

1208

Enes Can Hakkında

Enes Can
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin