Rüya Kayıtları Ve Mustafa Uysal Öyküsü Üzerine

Rüya Kayıtları Ve Mustafa Uysal Öyküsü Üzerine

Rüya Kayıtları Ve Mustafa Uysal Öyküsü Üzerine

01.06.2020 - Ethem Erdoğan
Rüya Kayıtları Ve Mustafa Uysal Öyküsü Üzerine

“Birisi rüyalarımızın kayıtlarını tutuyor. Bilinçaltımız. Bilinçaltımıza attığımız detaylar, sırası geldiğinde rüyamızın eksik kısmını nasıl da bütünleyiveriyor. Rüyalarımın eksik kısımlarını, beklemediğim anlarda tamamladığım çok olmuştur. Nedir bu, büyük bir şaka mı? ” Bu cümleler ile bitiyor kitap. Kitap biterken başka bazı şeyleri başlatma durumu..? Bu da bize kalan muamma. Yazar, Mustafa Uysal’ın bir öykü kitabından söz ediyorum. Elma Kokulu Ev (2003) ve Susuz Bıraktım Seni (2006) den sonra 2018 yılında Egemen Yayınevinden çıkan 3. kitap.

Mustafa Uysal kitabına bu ismi verirken bir bağ kurmuş mudur bilemem. Bu kitabı elime alınca kitabın adı Adorno’nun “Rüya Kayıtları”nı bana anımsattı ilk olarak. Bir bağ kurmak açısından Adorno’nun “Rüya Kayıtları”nın (YKY) tanıtım bülteninden birkaç cümle: “…yer yer eğlenceli, neşeli, yer yer 2. Dünya Savaşı’nın yaşattığı yıkımı, faşizmin gölgesini kâbuslarla duyuran, ölümle beslenen rüyalar. Rüya Kayıtları’nda "edebiyat yapmak"tan uzak, belki de rüyaların olabildiğince ham halini yansıtan bir anlatımı yeğliyor felsefeci, sosyolog, müzikbilimci T. W. Adorno. Erkeğin bilinçaltında hâlihazırda bekleyen kadın düşü, sıklıkla motif değiştirerek karşımıza çıkıyor.../… Rainer Maria Rilke’nin vurguladığı "meyvenin çekirdeğini içinde taşıması gibi insanoğlunun da ölümü içinde taşıdığı"na dair unutulmaz hakikat bu rüyalarda da kendini hissettiriyor. Rüyaların felsefesini yapmak, psikanalize soyunmak ya da sadece Adorno’nun rüyalarını dinleyip canlandırmak okura kalıyor.”

İkinci olarak da bir komplo teorisi olan “Anadolu’da rüya toplama işiyle iştigal eden batılı ajanlar.” meselesi geldi aklıma. Rüyaların gerçek karşısında takındığı tutum, enikonu tedirgin edicidir aslında. Çünkü bazen geçmişten, bazen de gelecekten enstantaneler (anlık uyarı) sunarak bizi bir yöne doğru yönlendirmeye çalışır. Bunu bir alt-bilinç olarak görme eğilimi de işin cabası.

Mustafa Uysal’ın hikayeleri geleneksel hikaye formlarından nüveler barındırmakla birlikte esasen modern anlatılardır. Çünkü hikâye anlatıcılığı kıssa ve halk hikâyelerinden günümüzdeki haline evrilirken pek çok yenilenmeye uğramıştır. Olay, durum(kesit), benmerkezci ve kısa öykü gibi. Mustafa’nın hikâyeleri bana kalırsa durum hikâyesi ile kısa öykü arasında bir yerdedir. A, B,C,D,E,F,G harflerinden kurduğu başlıkların içeriği de samimi havası ve iddiasızlığı ile deneme tadındadır.

Tabiatı tasvir ettiğinde adeta canlanan bir doğaya baktığımı hissettim. “Güneş tepede yükselmiş, neredeyse öğle vaktini işaret edecekti. Etrafta pembe, beyaz, sarı ve daha bir sürü renk vardı. Ağaçlar, çiçekler baharın renklerine bürünmüşlerdi. Nemli topraktan devamlı bir buhar tüttüğü görülüyordu.” (s.48) Ancak bunu kör göze parmak şeklinde sunması yerine hissettirmesi gerekirdi. Bir de ayrıntılar konusu var, anlatıyı okuyucunun gözünde canlandıran. “Enlemesine karıklar, derinleştirilmiş, suyun geliş yönüne göre uç verilmiş ve öylece bırakılmış.” (s.49). öte yandan inanç ve kültürel mirasa ilişkin cümleler cuk oturuyor yerlerine. “Tarla senin mi?” sorusuna mahcubiyetle “Nasip olursa.” Ve “emanetçiyiz” şeklinde cevabı. Fakat her hikayenin beklenmedik şekilde ve genelde bir sürpriz açı ile bitmesi de onun ilginç bir yönü. Aslında rüya ve tren imgeleri etrafında bir inceleme yapılması da gerek. Bunu başkasına bırakalım. Son not: Sanatın ağırlıklı olarak dil işçiliği olduğu gerçeğiyle yüzleşmek gerekir. İlk hikâyede dil değil ama anlatım hataları bolca var. Mesela: “Bütün bu özensiz seçimin yanında, giysiler tamamıyla bilinçli bir ustalıkla giyilmiş ve titiz bir tertiplilik elbiselerine yansımıştı. (s.7) Bu cümlede dikkatli bir okuyucuyu çileden çıkaracak çok sorun var. Sadeleştirmek şart. Diğer hikâyelerde bu durum çoğunlukla giderilmiş.

Rüya Kayıtları

Mustafa Uysal

Egemen Yayınları

Ethem Erdoğan - 01.06.2020

,

3964

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin