“Rüzgâra Karşı Bir Uzun Yürüyüş” Eksenli Düşünmeler

“Rüzgâra Karşı Bir Uzun Yürüyüş” Eksenli Düşünmeler

“Rüzgâra Karşı Bir Uzun Yürüyüş” Eksenli Düşünmeler

07.09.2020 - Ethem Erdoğan
“Rüzgâra Karşı Bir Uzun Yürüyüş” Eksenli Düşünmeler

İlk emri “oku” (Kuran, 2020) olan bir inanç sisteminin mensuplarıyız. Anayasada ilk madde budur. “Çin’de de olsa ilmi arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslüman’a farzdır.”, “İlim, müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır.” Hadislerine de muhatap olan bir topluluğuz. Bu anlamda bilim ve sanatın uzun uğraşlar sonucunda elde edilir cevherlerden olduğunu da biliriz. Daha doğrusu bu durumun kıymeti ehlince bilinir.Durumumuza bir özet lazımsa o da şu: o-ku-mu-yo-ruz. İlim ve hikmete sahip çıkmıyoruz, onu yitik malımız olarak görmüyoruz. Güncelin peşinde dalından kopmuş yaprak gibiyiz, rüzgâr ne yöne sürüklerse o tarafı kıble zannediyoruz. Okuyup yazan o kadar azaldı ki; neredeyse birbirlerini okuyor yazar-şairler. Dergilerde şiiri-yazısı-öyküsü yayınlanan bin kişi varsa dergilerin satışı da o kadar. Edebiyat sosyolojisi açısından da meseleye eğilmek gerekir, şu sorulara cevap bulmak için: İnsanlar neden okumuyor? Vakit mi yok, para mı yok, kitap mı yok? Yazarlar toplumun okuma eşiğini mi yakalayamıyor? Toplum yazarın önünde mi yoksa? Bu işe ehli eğilsin. İlk bakışta, okumuyor oluşumuzla ilgili önerme doğru ise; inancımızın da gereğini yerine getirmiyoruz, demektir.

Elimde Doç. Dr. Hasan Aktaş hocanın “Rüzgâra Karşı Bir Uzun Yürüyüş” eseri var. Bu eserle ilgili notlarımı paylaşacağım elbette. Önce kısaca şunları ifade edeyim: Hoca 53 kitap yayınlamış. Bazıları çok önemli, diğer bazıları daha çok önemli. Burada bazılarını ifade edelim. İsmet Özel'in Amentüsü/Metindil bilimsel Bir Çözümleme, Birey Yayıncılık, İstanbul, 2000, Çağdaş Türk Şiirinde Din ve Tasavvuf, Çizgi Kitabevi, Konya, 2001, Çağdaş Türk Şiirinde Tarihî Şahsiyetler ve Eserleri, Çizgi Kitabevi, Konya, 2002, Modern Türk Şiirinde Edebî Sanatlar, Söylem Yayınları, İstanbul, 2002; Çizgi Kitabevi, 2002, Yeni Türk Şiirinde Mevlânâ Okulu ve Misyonu, Yort Savul Yayınları, Edirne, 2002, Yeni Türk Şiirinde Yunus Emre Okulu ve Misyonu, Yort Savul Yayınları, Edirne, 2002, Yeni Türk Şiirinde Hallâc-ı Mansûr Okulu ve Misyonu, Yort Savul Yayınları, Edirne, 2002, Türk Şiirinde Kuşlar, Yort Savul Yayınları, Edirne, 2003, Çağdaş Türk Şiirinde Coğrafya, Yort Savul Yayınları, Edirne, 2003, Yeni Türk Şiirinde Şeyh Bedreddin Arkeolojisi ve Doktrini, Yort Savul Yayınları, Edirne, 2003, Yeni Türk Şirinde İbrahim Edhem Okulu ve Misyonu, Yort Savul Yayınları, Rize, 2008, Çağdaş Türk Şirinde Dinî Motifler, Yort Savul Yayınları, Rize, 2011, Yeni Türk Şiirinde Bâyezid-i Bistâmî Okulu ve Misyonu, Yort Savul Yayınları, Rize, 2011, Cellâdına Gülümseyen Şair İsmet Özel, Yort Savul Yayınları, Rize, 2011… Gördüğünüz üzere bazılarını aldım. Bu bazıları bile edebiyat dünyasındaki bütün açları doyuracak, yoksulları donatacak ebada sahip!

Rüzgâra Karşı Bir Uzun Yürüyüş Hasan Aktaş’ın makale ve denemelerinden; 51 yazı ve kendisiyle yapılan bir söyleşiden oluşuyor eser. 2013 yılında Yort Savul Yayınlarından çıkmış. 288 sayfa. Kitap, kültür dünyasına, yayın dünyasına, akademiye, siyasete ve hatta çağdaş dünyaya yetersizlikleri ve bu yetersizliklerin politize davranışlarla başka şekillerde yansıtılması üzerinden bir reddiye mahiyetinde. Zaten kitaplarını kapitalizme tepki olarak kendisi basıp dağıtıyor hoca. Bütün bunların muvacehesinde alaycı-alaylı, dik ve dikkat toplayan bir üslupla yazıyor. Söylemesi gerekeni eğip bükmüyor. “Şu camia ne der? Nasıl tepki verir?” gibi kaygılardan azade bir söylemi var hocanın.

Kitap mukaddime ile başlıyor. Ama durun bu mukaddime bildiğiniz mukaddimelerden değil. Şöyle: Mukaddime ve’l dibace ile’l önsöz de la Sözbaşı… Bir yerinde şu cümleler var mukaddimenin: “… çünkü biz doğuştan Kalenderi ve Melami meşrep olduğumuz için teşekkür bekleyecek kadar geniş vakitlere sahip değildik. Para, en nihayet bizi bozar, bulduğumuz parayı ya isimsiz dervişlere dağıtır ya da ilmimizi artırmak için kitap ve kipat alırdık. İşte bu yüzden namerde muhtaç olmayacak kadar paramız olursa iyi olur.” Bu satırları okuyunca, 28 Şubat sürecinde işsiz kalışını, Edirne valiliğinden aldığı “Fakir İlmühaberi”ni

“Hayalet Oğuz” kitabının önsözünde bastığını hatırladım. Hocanın hala kirada oturduğunu evinin olmadığını da hatırladım. Başka şeyler de. Ancak bu kısım burada kalsın.

Kitapta hocanın söylediği bazı cümleler de var ki; kültür adamı olan herkesi utandıracak cinsten:

1.“Erbabının malumu olduğu üzere İlk İSLAM ANSİKLOPEDİsi 1908 yılında HOLLANDA’da basılmıştır. (Daha sonra bu ansiklopedi Fuat KÖPRÜLÜ başkanlığındaki bir kurul tarafından bazı düzenlemelerle Türkçeye çevrilmiştir.) Bu vahim durum, Batı’nın, İSLAM dünyasını, Müslümanlardan daha iyi bildiğinin açık ve somut bir delilidir.”

2.“MEVLANA’yı dünyaya tanıtan ne yazık ki, bir Türk değildir. Dünya, Mevlana’yı uzun süre AÜ İlahiyat fakültesinde görev yapan Annamaria Schımmel adlı bir Alman teologdan öğrendi. “Türklük” hamasetiyle yatıp kalkanlar kendilerini kutlayabilirler.”

  1. “Bu kadarcık değil: Yunus EMRE’yi de dünyaya tanıtan “biz kara bıyıklı Türkler” değilizdir. Yunus Emre’yi dünyaya tanıtan da Anna Masala adında himmetli bir İtalyan Türkologdur. Sizler/bizler, “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye kendi kendinize teselli verebilirsiniz/verebiliriz.”
  2. “Bitmedi: Şeyh BEDREDDİN gibi tarihin akışını değiştirecek kadar bir isyancı sufiyi de biz Türklerden değil, Bizans Tarihçisi Dukas’tan, Rus romancı Radi Fiş ile Alman tarihçi Franz Babinger’den öğrendik.”

5.“Ekleyelim: Biz Hacı BEKTAŞİ VELİ’yi, babası Türk, annesi Rus olan Irene Melikof adlı Rusyalı bir Türkoloktan öğrendik. Eh!.. O bizden sayılır, en azından babası Türk’müş, birazcıkta olsa övünme hakkına sahibiz.”

Yeter miktar utanç hâsıl olduysa kitapta yazılmış bazı tespitler ve portrelere değinmek isterim. “Şairler Darbesi ve Üçüncü Yeni” başlıklı yazı mesela! Tek parti dönemindeki edebi çıkmalar için şunları söylüyor hoca: “Beş hececiler rejimin Osmanlıya dönük nostaljisidir. Yedi Meşaleciler ise Cumhuriyetin yerli malı lokalistleridir. /Şairler tek taraflı demokrat ve pasif anti-darbecidir. /Orhan Veli ve şürekasının devrim gibi konuları düşünecek zamanları yoktur. /İkinci Yeni ise yerleşik edebiyat paradigmalarına ve kanunlarına karşı yapılan sivil bir darbedir./68 kuşağı, idealizmini niçin edebiyata katamamış ve sosyal hayata yansıtmamıştır? Nedeni basit: bir darbe uzantısı olarak ortaya çıkan 68 kuşağı da darbe heveslisidir.”

Portresini yazdığı Sakallı Celal, Napolyon Celal çok ilginç kişilikler. Kültür tarihi açısından başat karakterler. (Burada “Hayalet Oğuz”dan söz etmiş olalım ki o da; Türk Edebiyatı ve sineması açısından çok etkili bir karakter. Hasan Hoca onu da yazmış.) Son olarak kitaptan bazı yazı başlıkları dikkatinize sunmak isterim: Ledünni Şiirin Manifestosu, Sıfat Toplumundan Eylemsiz Cemaate, Tiridinizm, Sıfıra Saygı Çukura Hürmet, Eğitime Hayır vb.

Hasılı; Hasan Aktaş suya da sabuna dokunuyor. Dokunmakla kalmıyor elbette köpürtüyor. Üslubu gereği, yazının hakkını verirken, mikrop ve virüsleri köpükle terbiye ediyor. Kültür ve edebiyat tarihi açısından söylenmeyenlere odaklanıyor. Söylerken de kelimeyi bir kurşun; sözü bir silah gibi kullanıyor. Hedefi hiç ıskalamıyor. Kültür ve edebiyat adına her kim ki söz söyleyecek; Hasan Aktaş’ı zikretmek durumundadır. Pek çok eseri İLK olma özelliğinde çünkü.

Kültür ve edebiyat dünyasındaki ötekileştirme, bastırma, refüze etme ve yok sayma eylemi; çok şükür geleceği ilgilendiren bir durum değil!


Ethem Erdoğan - 07.09.2020

,

1133

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin