Rüzgarlı Pazar - Mustafa Kutlu

Rüzgarlı Pazar - Mustafa Kutlu

Rüzgarlı Pazar - Mustafa Kutlu

11.03.2014 - Hüseyin Sultanoğlu
Rüzgarlı Pazar - Mustafa Kutlu

Büyük şehirlerde arka mahalledekilerin hikâyeleri birbirine benze, bunlardan bir kısmı pazardaki satıcılardır. Çoğunun pazar yerine gelene kadar hüzünlü bir hayat yolculuğu mevcuttur. Yerlerini yurtlarını terk edip 'taşı toprağı altın' sevdasına kapılıp bir gece kondurmuşlardır kendilerini; yalnızlık kokan kalabalık kaldırımların sahibi koca şehre. Sanıldığı gibi değildir hiçbir şey topraktan altın değil geçim sıkıntısı çıkmaktadır. Yoksulluğun mesken tuttuğu tek gözlü evlerde tutunma çabası içindeler ve yurtlarına geri dönememenin gurur yıkıcılığıyla el atarlar üç tekerlekli satıcı arabalarına. Sabahın erken saatlerinde yollara dökülerek eve ekmek getirme derdine düşerler. Kimi zaman çocuklar üstlenir bunu; okula gidememenin burukluğuyla hepsinin hayalinde yarım bırakılmış okul üniforması arzusu vardır.

Bu çocuklardan biri olan Duran'la başlar kitabın hikâyesi. Babası köyde çobanlık yaptığı sırada ailesini geçindiremeyeceğini anlar, ailesini de yanına alarak İstanbul'a yerleşir. Tanıdıklarının vasıtasıyla birçok işe girer, şehrin yorucu havasına dayanamaz ciğerindeki hastalık yüzünden iş göremez olur ve ailenin tüm yükü en büyük evlat olan Duran'a kalır. Rüzgârlı Pazarın baloncusudur Duran, pek bir şey kazanamasa da eve ekmek götürme derdine düşmüştür.

İğde kokularının sarmaladığı Rüzgarlı Pazar; yokuş aşağı başlar dört yol ağzından, altından otoyol geçen bir üstgeçide kadar devam eder. Pazar girişinde metruk bir fabrikanın duvarında Dürümcü Baba ile çiğköfteci yer tutmuştur. Kalabalığın aktığı dar boğazda Çiçekçi Cemile insanları karşılar. Epeyce kilolu, güleç yüzlü, ağzı bozuk bir Romen vatandaş Cemile. Karşısında 'adamotu satan' Hacı. Hacı'nın yanında 'ağrılar için çin vikisi' satan bir başka yaşlı adam. Kara ağaçların gölgesinde -pazarın en afili bölgesi burası- sigaracılar ve sandviç arabası vardır. Penyeciler fanilacılar ve eşofman satanlar tel örgülere astıkları malları sergiliyorlar.

Dört yol ağzından üst geçidin merdivenlerine çıkmadan önce korsan kitapçı ile cd satan çocuk ağacın altını kapmışlardır. Merdiven ayaklarına tünemiş boyacı diğer ayağın ucunda da tartı aleti ile yaşlı adam duruyor. Merdivenleri çıktıkça gözlükçülerle karşılaşırsınız bunların en ilginci numaralı gözlük satan adamdır gelen müşterinin eline bir gazete tutturur görüyor musun diye sorar ona göre numaralı gözlük verir. Oraya gelen kişide doktora gidecek parası olmadığından verilen gözlükle idare eder.

Merdivenlerden sonra üst geçidin üstündeyiz. Televizyon anteni satan adam ve onun karşısında önünden kalabalık eksik olmayan oyuncakçı. Adam galiba Yozgatlı Duran onun yanına yerleşmiş. Balonlar da zaten adamın Duran sürümden kazanıyor. Duranın omuz başında kör kızın tezgâhı var. Kızın adı Nimet on yedi on sekiz yaşlarında kâğıt mendil kalem pil falan satıyor. Kendisinin bir işe yaramadığı kaygısına düşen Nimet'e şapkacı bacı yardım eder ve ona pazar yerinde yer ayarlar daha sonraları adı gibi cesur olan başka kör satıcıyla tanışacak, Rüzgârlı Pazar aşkını bulacağı yer olacaktır. Onun az ilerisinde şapkacı bacı şişman, neşeli, cömert bir insan. Kimse yaşını ve adını bilmez herkes ona bacı diye seslenir. Ondan öteye ucuz ayakkabıcı daha da ötede eski kaset satan biri var. Saatçi de geniş tezgâhıyla orada duruyor. Saatçinin yanında entel takılan bir genç oğlan bir genç kız kolye yapıp satıyorlar.

İnişteki sahanlıkta dilenciler, bunlardan biri doktor lakaplıdır. Hakkında çeşitli efsaneler dolaşır kimseler tanımaz onu her zaman orda durur. Sadece gerektiğinde konuşur arada bir havalar soğuksa çaycı palanın ocağında oturur. Çaycı palanın birde çırağı Cino vardır. Sokaklardan koparak gelmiş doktor ile Pala buna yardım ederek ocakta yer vermişlerdir.

İnilen merdivenin dibinde nohutlu pilav satan kişinin arabası ve ciğerci börekçi bulunur. Bazen de seyyar köfteciler gelir. Minibüs duraklarına kadar günü birlik gelenler sıralanır. Rüzgârlı Pazar'ın rüzgârı hiç eksilmez ismi de oradan gelmiştir zaten. Lodos poyraz keşişleme karayel... Eserde eser burası... Pazar yeri bir umut adacığıdır, türlü türlü hikâyelerin bulunduğu bir geçim adacığı. Sabahın köründe kurulur gecenin yarısına kadar nüfusunu azalta azalta geçitte kalır.

Mustafa Kutlu'nun sade ve gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı Rüzgârlı Pazarın müdavimleri bunlar. Hepsinde kendimizden bir parça hikâye aktarmıştır usta kalem. Tek solukta okunan kitapta her bir sayfada bir sonraki sayfanın meraklı duruşu vardır.

İyi okumalar.

Rüzgarlı Pazar
Mustafa Kutlu
Dergah Yayınları
185 sayfa

Hüseyin Sultanoğlu - 11.03.2014

,

45092

Hüseyin Sultanoğlu Hakkında

Hüseyin Sultanoğlu

Profesyonel öğrenci ve sosyolog adayı. @hsynsultanoglu adresinden twitter'ı sallamaya devam ediyor.

Yorumlar
  • Dr 2011.04.01 09:45

    Mustafa Kutlu'nun bu güzel eserine böyle güzel bir eleştiri yakışırdı. Okumaya değer harika bir kitap. Teşekkür ederim Hüseyin Bey

  • erva 2012.12.11 12:07

    türkçe öğretmenimiz bize bu kitabı yazdırıyor harika bir kitap

  • Nilsu Alçı 6-H Mobil Ortaokulu 2016.11.17 18:52

    Yaa bu kadarda uzun òzet mi olur yaa biraz kısa sınav olcaz bundan

    editör notu: amacımız kitap özeti yayınlamak değil, kitap hakkında bir görüş, bir fikir sunmaktır. Sınavlarınızda başarılar.

  • Fidan 2017.01.07 19:46

    ya yok artık sınavada bunu mu yazım

  • Temir Acar 2017.02.06 16:57

    İyi olmuş teşekkürler

  • Özetini Okudum Yetti :d 2017.05.04 21:36

    özetini okudum yetti :D

  • Şilan Tokgöz 2017.10.09 22:23

    Türkçe öğretmeni adayı olarak kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap aslında hayatta hiçbir seyin bizim icin engel olmayacagını anladım.

  • Sude 2017.10.23 19:58

    Bu kitap gerçekten çok güzel

  • Lin 2018.12.03 22:08

    Biz bu sene bu kitapı okuduk çok güzeldi ve çok memnunum kendimden çünkü okudum bu kitapı

  • Leyla Kaya 2019.01.03 08:18

    Gerçekçiliyle güzlel bir kitap yazmıştır...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin