Şairin Şiirle İmtihanı

Şairin Şiirle İmtihanı

Şairin Şiirle İmtihanı

Şairin Şiirle İmtihanı

Mustafa Özçelik'in Şâirin Şiirle İmtihanı eserinde birbirinden farklı otuz iki yazı bulunuyor. Otuz iki farklı düşünceyi deneme tarzında ele alan yazarın yazıları okunduğunda kitabın başlığındaki "imtihan" kelimesinin içsel ızdırabını hissedebiliyoruz. Ayrıca deneme türünün verdiği sınırsızlık ile her konuyu derinlemesine ve sohbet havasında ele alıyor yazar. Bu kitap deneme yazarlığının kolay olmadığını ve geniş bir bilgi ve okuma gerektirdiğinin kanıtıdır. Fakat yazıların temelini şâirden ziyade edebiyat, hayat, edebî kişilikler, toplumun ve okuyucuların algıları oluşturmaktadır. Yazmaya ve açıklamaya en baştan başlıyor ve " Edebiyatı nasıl anlıyoruz?" sorusunu cevaplıyor. Eserlerde okuyucunun kendi hayatlarında kesitler aradığını savunan yazar, okuyucunun edebî eserlerden beklentisini ele alır "yazarın iç dünyasıyla ilgili bilgilere ulaşmanın ötesinde kendi insanlığına katkıda bulunacak bir de zenginlik de arar."(s10)

Edebiyatın değiştirmek, dönüştürmek, geliştirmek gibi işlevlerine değinen yazar edebiyatın öneminin bu işlevler olduğunu ele alır. " Söz'ü/ edebiyatı gelişmeyen toplulukların gönül ve zihin coğrafyaları da genişlenemez." görüşünü savunur. (s.13)

Yazar sanatın, edebiyatın ve edebiyat ürünlerinin misyon ve vizyonunu ele alırken, okuyucunun kendi şahsında etki bırakmayan edebî ürünlerden yakınır ve yazma eylemiyle uğraşanlara sitemde bulunur. Yazma eyleminin sadece bir eylem olmaktan çıkmasını arzulayan yazar yazma eylemine okuyucu da etki bırakma, hayatı şekillendirme gibi bir misyon yüklüyor. Yazarların yerlilik sloganına rağmen yerlilik kelimesinin yazarların düşlerine bile girmediği görüşündedir yazar.

Edebiyatın coğrafya, kültür, gelenek gibi olgulardan soyutlamayacağını, soyutlanırsa edebiyat coğrafyasının daralacağını söyleyen yazar" Meselâ bugünkü ulusal sınırlar içinde eser veren kaç yazarın dünyasında Mağrip, Endülüs, Mekke, Kafkasya, Rumeli gibi yerler vardır ki? Kaç romancının eserinde İmam Şâmil, Ebu Hanife, İbni Arabî, İsmail Gaspıralı isimlerine rastlayabilir siniz ki? diye sorar. (s.14) Bundan dolayı yazarların okuyucu ile buluşamadığını, okuyucularında edebiyat ile buluşmak için Necip Fazıl, Samiha Ayverdi, Peyami Safa gibi yazarlara yöneldiği ele alır. Çünkü bu yazarların eserlerinde edebiyat coğrafyası geniştir. Tarihin her kesitinden, bir manevi önderden, keramet sahibi bir karakterden, bir dönemin canlı sosyal yapısını yukarıda adı geçen yazarlardan bulabiliriz.

Edebiyat- Hayat- Siyaset, bu üç kavramı günümüz edebiyatında birbirinden ayıramayız. Edebiyat ve siyaset ilk yazılı kaynaklardan itibaren edebiyat ile iç içedir. Fakat bu iç içe olma durumu yazara Tanzimat ile şekillenmeye başlamıştır ki yazarın tespiti yerinde bir tespittir. "Dahası Tanzimat edebiyatçıları, aynı zamanda birer devlet görevlisidir."(s.23) Durum böyle olunca da Tanzimat yazarlarıyla şöyle bir gelenek başlar: Edebiyatçı, sadece edebî metinler yazan biri değildir. O, aynı zamanda yazdıklarıyla hayatı, insanı ve siyaseti etkileyecek/ yönlendirecek biridir.( s.23-24) Tanzimat ile birlikteliği kesin çizgilerle belirlenen edebiyat- siyaset ilişkisi Servet-i Fünun, Milli Edebiyat, 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrine kadar devam eder. Daha sonra Ahmet Kabaklı'nın yaptığı tasnifi ele alarak edebiyatımızın sağ ve sol şâir ve yazarlarını ele alır.

Kitabın sonraki yazılarında yazar, gelenek, edep, ödül, tabiat gibi konuları şiiri anlama, okuyucunun beklentileri, geleneğin yeri, ödül kavramının iç boşluğunu, şiir, sanat, edebiyat çevresinde ele alır. Şiiri anlamayı hem şair gözüyle hem de okuyucu gözüyle ele alan yazar özellikle şiiri anlamada okuyucudan beklenen tavırları ele alır ve "okur olmanın donanımına sahip midir?" (s.39) diye sorar. Okurun günlük hayatta kullanılan kelimelere hayal yüklemesini bilmesi gerektiğini, şairin özenerek kullandığı dili bilmesi gerektiğini, soyutsallığı anlaması gerektiğini vurgulamaktadır. "Eğer kişi hayatın somut gerçekliğini, sıradanlığını ve yirmi dört saatlik sınırı içinde yaşıyorsa, böyle bir insana şiir, kapılarını asla açmayacaktır. Şiirin frekansları ancak kalbi açıklar için duyulacak bir özelliktir"(s.40)

" Anlaşılmak ve anlaşılmamak" şiirimiz geleneksel bir tartışmasıdır ve yazar bu tartışmaya katılarak kendi görüşünü okuyucu ile paylaşır. "Benim cevabıma gelince ben de şiirin anlaşılmaz olduğu kanaati taşıyanlardanım." (s.41)

Şiir hayatımızın her yerindedir. Şiir yoğun anlamı, diğer sanatlar ile iç içe oluşu, insanların bütün duygularına tercüman olduğu için gözümüzün baktığı ve hüznümüzün her yerinden şiir vardır. Şiir gücüne şiiri seven, şiir ile uğraşan herkes bilir. Şairlerde bunun farkındadır. Yazara göre bu gücü en iyi kullanan şairlerin başında Yunus Emre gelir. Yaşadığı devirde savaşlar, yıkılan ve kurulan devletler, Moğol baskını gibi felaketlere şahit olduğu " böylesi bir asırda yaşayan Yunus ' Ben gelmedim dava için/Benim işim sevi için/Dostun evi gönüllerdir/ Gönüller yapmaya geldim' şeklindeki dörtlüğüyle çağının şartlarını kavrayan ve ona ilişkin çözümün ne olduğunu iyi bilen bir tercümandır." (s.55)

Edebiyatımız geleneğine bağlı yazarları bu kitapta hem satır aralarında hem de başlık olarak ele alınmaktadır. Sezai Karakoç'a satır aralarında sıkça değinirken, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Yunus Emre gibi şairleri başlık açarak inceliyor yazar. Anne sevgisi, çocuk ve dua, kar temalı şiirler ve edebiyatımızda usta çırak ilişkisinin yaşandığı aşıklık geleneği yazarın konularına dahil oluyor. Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Osman Saba'da incelenen yazarlardan.

Sanata Müslüman gözüyle bakan yazar sanat, "Kuran’da ve onun tebliğcisi, yüce elçiden gereken izni bulabildiğimiz meşru bir faaliyettir" diyor ve bunu peygamberin sanata ve şaire verdiği değer ile açıklıyor. Tabi bunu yaparken Kur'an'dan ayetler ile sözlerini destekliyor. Peygamberin şiir sevgisi ve şairlere verdiği önem, İslam dinini daha iyi yaşayanların tercih ettiği tasavvufun şiir ile bağlantılarını inceliyor yazar.

Mustafa Özçelik, Şairin Şiirle İmtihanı, Okur Kitaplığı, 2015

İbrahim Halil Sönmezgül - 04.04.2016

,

1020

İbrahim Halil Sönmezgül Hakkında

İbrahim Halil Sönmezgül

Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin