Salgın Zamanlarında Ruh Sağlığı

Salgın Zamanlarında Ruh Sağlığı

Salgın Zamanlarında Ruh Sağlığı

27.08.2021 - Mustafa Atalay
Salgın Zamanlarında Ruh Sağlığı

Pandemi koşullarını anlamak ve insanın kendisi de dahil çevresine bunu anlatması, her ülkede olduğu gibi ülkemizde de oldukça zor şartlar altında gerçekleşmeye çalıştı. Özgürlüklerin tartışmaya konu olamayacak kadar geniş perspektifle ilerlemesi, insanı kısıtlayacak hiçbir şeyin olmadığının konuşulması, ruhun tatminsizliği ve ömrün “an” odaklı yaşamı Covid-19 gerçekliğinin duvarına çarpınca herkes “ne oluyor?” sorusuna kendisini muhatap etmek zorunda kaldı.

En son küresel çapta İspanyol gribine muhatap olan insanlık tarihini düşündüğümüzde, covid-19 pandemisinin; yaşadığımız çağ itibariyle görselliğin en yüksek olduğu, tarihe anlık notların düştüğü, belleklerde silinmesi mümkün olmayan bütün kareleri barındıran hafıza ve arşivlerin yer aldığı bir iklimde gerçekleşmesi insan ve ruhu üzerinde daha derin etkiler bırakmasını beraberinde getirmektedir.

Modern dünyanın tüketim ve haz odaklı yaşamına itilmesinin kıskacında kalan ama geleneksel yapının içinde nefeslenmeye çalışan insanlığın, yaşadığı bu tip belirsizliklerle baş ederken içinde kaldığı kaygı çukurunu tanımlaması ve bunu itici güç olarak hayatında konumlandırması ruh sağlığı açısından oldukça önemli bir adım olarak görünmektedir.

Kaygı Çağı

“Koronavirüs için ruhsal bir rehber” mottosuyla, “Salgın zamanlarında ruh sağlığı” alt başlığıyla kaleme alınan “Kaygı Çağı” adlı eser Kemal Sayar’ın editörlüğünde yedi yazarın kendi alanları ekseninde pandemi ve şartlarını kaygı ekseninde yorumlamasını barındırıyor. Bu yorumlamalar kimi zaman tespit, kimi zaman tanım, kimi zaman yorum, kimi zaman rehber ve kılavuz biçiminde her yazara göre farklı bir eksende ele alınmaktadır.

İçinde yaşadığımız zamanı tanıma ve tanımlamada etkin kavramlardan olan “kaygı” var olan bütün belirsizliklerin merkezinde yer almaktadır. Bu olumsuz gibi görünen kavram doğru tanımlanıp, hayatımızda doğru konumlandırılabilirse kendimizi ve çevremizi anlamada etkin bir görev üstlenecektir: “Kaygı ve korku bana öğretmeli, beni büyütmeli. Elimden gelenin en iyisini yapacak, tedbirimi alacak ve hayatın akışına teslim olacağım. (S.10)”

Kemal Sayar girizgâh bölümünde özellikle kaygı çağında olmamızın bizi nedensiz bir yerlere sürüklemediğini, var olan nedenlerin ise bizi daha cesur ve kararlı bir hale evireceğini fısıldıyor. Bütün çabamızın iyilik ekseninde olması gerektiğini ve bu yolda birbirimize özen gösterdikçe güçlü kalabileceğimizi öğütleyerek eserin bir umut olarak okurlara sunulduğunu belirtmektedir.

İki ana bölüm olarak redakte edilen eser, ilk olarak “Salgında Ruh Sağlığımız” bölümünde sırasıyla M. Hakan Türkçapar, Tayyab Rashid, K. Fatih Yavuz, Mehmet Dinç’in makalelerini sunuyor. İkinci bölümde “Salgının Psikososyal Boyutu” bölümünde Erol Göka, Kemal Sayar, Zübeyde Çakır’ın makalelerini okuyucularla paylaşıyor.

Birinci Bölüm ve Yazarlar

“Covid-19 Kaygısı ve Travması” başlığıyla Bilişsel Terapi hususunda akla ilk gelen isimlerden olan Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar, Covid-19 ile birlikte kaygılarımızın bir travma eşliğinde hayatımızı değiştirme çabası ve buna karşı koymada göstermemiz gereken tutumun ne olması gerektiğine dair bir rehber sunmaktadır. Türkçapar özellikle kaygının sonsuz sayıda olasılıkla bizi bir yere sürüklemek isteyeceğine dikkat çekerek, gerçekçi analizlerin bizi ancak gerçekçi bir tedbir alanına çekeceğini hatırlatmaktadır.

“Güvenli Bir Mesafeden Bağlanmanın -Güçlü Yönlerimize Dayanan- 101 Yolu” başlığıyla Pakistan doğumlu Pozitif Psikoterapinin öncü isimlerinden Tayyab Rashad, kendi özümüzü buldukça belirsizliklerle baş etme gücümüzün artabileceğini, bunu yapabilmenin yolunun güçlü yönlerimizi idrak etmek ile mümkün olabileceğini belirtmektedir. Ardından güvenli bir mesafeden bağlanmanın 101 yolu ve sonrasında karakter güçlerimiz ve tanımlarımız için bazı başlıklar sunarak pandemi koşullarının zor şartlarını kendimizi ve sınırlarımızı keşfetmek için kullanabileceğimiz bir yol çıkartmaktadır.

“Salgın Günlerinde Anlamlı Yaşam Kılavuzu” başlığıyla Bağlamsal Bilimler ve Psikoterapiler Derneği Başkanlığı yapan Doç. Dr. K. Fatih Yavuz, salgın günlerinde neler yaşadığımızı gözden geçirerek, öncelikle kendi duygularımız ekseninde bir durum tespiti yapmamız gerektiği uyarısında bulunur. Bu noktada covid-19’un bizi “acının girdabına” çektiğini hatırlatarak, bu girdapla baş edebilmemiz için gereken maddeleri/duyguları kendimizi keşfetme sürecine çevirerek, bir şablon aracılığıyla somutlaştırmaktadır. Böylece daha sistemli ve daha dengeli bir sürecin kapılarını çalmamızı kolaylaştırmaktadır.

“Koronavirüs Zamanında Psikolojik Dayanıklılığımız” başlığıyla Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Dinç, rahatımızı ve rutinimizi bozan Covid-19 pandemisinin zaman yönetimi hususunda hayatımıza getirdiği değişiklikleri öncelikle tanımlamakla işe başlar. Psikolojik Dayanıklılığı ele alırken: “Günün getirdiklerine, yaşıyor olmanın getirdiklerine karşı esnek olmayı becerebilmek, geleni yok sayma, inkâr etme, reddetmekten uzak durabilmek ve yaşadıktan sonra orada kalıp hayata devam etmeye direnmekten kaçınabilmektir.” tespitinde bulunmaktadır. Bu noktada insana miras olarak kalan kültürel birikimi kullanmayı da öğütlemektedir.

İkinci Bölüm ve Yazarlar

“Yepyeni Bir Dünyada Yaşarken Gezegenimize Pandemi Çarptı” başlığıyla Ankara Şehir Hastanesi Psikiyatri Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Erol Göka, Pandemi öncesi, Pandemi anı ve sonrasına odaklanan bir makale ile konuya farklı bir boyut kazandırmaktadır. Bu bölümde pandemi ile ilgili eserleri ele alırken, aynı zamanda pandemi karşısında yalnız kalmadığımızı, insanlığın bir tecrübesi olarak bu hastalığı belleğinde bulundurduğunu ve bunun bizi daha güçlü kılacağını belirtmektedir.

“Salgın Bize Ne Öğretiyor” başlığı ile aynı zamanda kitabın editörü olan Prof. Dr. Kemal Sayar, virüs salgını sonrasında oluşan belirsizliği, bu belirsizliği aşma yollarını, bunu aşarken sosyal medyanın olumlu-olumsuz etkilerini, komplo teorilerini bir bütün olarak ele almaktadır. Pandemide zamanı ele alırken daha dikkatli ve hassas olmamız gerektiğini, can sıkıntısının modern bir problem olarak karşımızda durduğunu ve bunu aşmak için daha planlı olmamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Pandemi şartlarından değişmeden çıkmanın mümkün olmadığını, dün ile kıyasta bu şartları yeniden idrak etmemizi ve insanlığımızı yitirmeye başladığımız bir noktada bunu bir uyarı kabulünden okuyabilmenin yolunu öğretmektedir.

Son olarak “Salgınların Kültürel Tarihi” başlığıyla Av. Zübeyde Çakır, Andrew Nikiforuk’un Mahşerin Dördüncü Atlısı adlı eser minvalinde salgın ve salgına giden koşulları ele almaktadır. Eski salgınlar, bu salgınlar karşısında insanın davranışı ve bu salgınların toplumdaki etkileri konusuna dikkat çekerek, “eşit takas ilkesi” ekseninde konuyu değerlendirmektedir.

Sonuç

Genel olarak “Kaygı Çağı” haline gelen günümüz modern yaşamın kıyısında nefes almakta zorlanan insanlığın, bir de belirsizlikler içindeki Covid-19 pandemisi ile imtihanı oldukça çetin geçmektedir. İnsanlığın topyekün, aynı çukurun içinden çıkma mücadelesi şekline dönüşen pandemi şartlarını tanıma, tanımlama ve yardımlaşma temelli çıkış stratejileri bu mücadelede büyük önem taşımaktadır.

Bir rehber ve umut olarak sunulan eser, insanın sadece bu virüsle değil, bundan sonra karşılaşması muhtemel her türlü virüse karşı ruhundaki gedikleri fark etmesi ve bunları kapatması için yüreğine mütevazı bir eser sunulmaktadır. Dili akademik olmaktan çok halkın anlayabileceği sadelikte, sunum ve öneriler her yaş ve durumda yapılabilmesi mümkün olan öğretiler içermektedir. Her makale her insana hitap etmese de, her insan kendine hitap edecek ve kendi yaralarını saracak cümleleri bu eserden edinebilecektir.

İlk basımı Nisan 2020’de olan ve içinde bulunduğu şartları daha anlama/kavrama aşamasındaki toplumumuza olabildiğince çabuk ve bu şartlarla mücadele için gecikmeyen bir katkı olan eser, bugün üzerinden geçen bir yılı aşkın sürede hala yaralara merhem sunmanın gayreti içindedir.

Kaygı Çağı

Editör: Kemal Sayar

Kapı Yayınları

240 Sayfa

Mustafa Atalay - 27.08.2021

,

346

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin