Sanat - Ali Şeriati

Sanat - Ali Şeriati

Sanat - Ali Şeriati

20.05.2011 - Esra Şen
Sanat - Ali Şeriati
Şeriati'nin sanat hakkındaki görüşlerine kısıtlı da olsa birçok kitabında değindiği görülmektedir. Fakat hem bir Edebiyatçı hem de Sosyolog olan yazarın bu hususta söyleyeceği daha çok sözünün olduğuna "Sanat" kitabında şahit oluyoruz.

Kitapta genel olarak sanatın iki yorumlanış biçiminden bahsedilmektedir.

Bunlardan biri "Sanat , Allah'ın insana verdiği bir emanettir." cümlesi ile açığa kavuştuğu gibi, bireyin emeği, yeteneği ve hayalgücü ile oluşturduğu düzen içerisindeki çabasıdır. İnsanın kendi kendisini keşfetmesidir. Bu anlamda sanat "insanın özünün ve fıtratının bir parçası olacak kadar değerli ve önemlidir."

Diğer yorum ise sanatın daha ziyade insanlarda tezahür ediş biçimiyle alakalıdır.
Yeni dünya insanı, eşyadan ve tabiattaki diğer varlıklardan ayrı olarak bir bireydir ve bu ölçüde de yalnızdır. Yalnızlığı onu "ihtiyaçlarının karşılanmadığı" duygusuna iter ve böylece devreye sanat girer. Bir başka deyişle "Büyük bir ruha sahip insan, Allah'ın yarattığı bu dünyada gönlünün arzularına ulaşamaz." Bu boşluk insanı var olanın kötülüğüne ve eksikliğine inandırır.

İşte bu aşamada ise insanlarda biri sanat diğeri irfan olan iki farklı boyut gözlemlenir.

"Bazı dindarlar, bu sıkıcı ortamdan olması gereken dünyaya (ahirete) kapı aralayıp çıkmak gerektiğine inanırlar. Fakat bizim burada esir olduğumuzu, başka bir yer olmadığı için de herhangi bir yere gidemeyeceğimizi söyleyen kimseler, burayı ideal evren yani olması gereken cennet haline getirirler. Sanat, bu işlevi yerine getirmektedir." (s, 77)

Kitabın "Sanat Var Olandan Kaçıştır" bölümü bu konuyu irdelemektedir. Bu bağlamda "Acı, ızdırap ve keder işleyen tüm edebi eserler el üstünde tutulurken neşe ve sevinci konu edinen eserler fazla rağbet görmez." analizi yapılarak insanın sanata yaklaşımının hüzünbaz yönüne işaret edilmiştir.

Şeriati "Sanat gibi sanayi de insanın yaratıcı içgüdüsünün tecellisidir." (s, 100) demiş fakat "Var olana yönelmek, üretimi meydana getirirken, var olandan nefret etmek sanatı meydana getirir" diye de eklemiştir.

Yazar kitabın "Din Kapı, Sanat Penceredir" adlı ikinci bölümünde; din, irfan ve sanat ilişkisinden bahsetmeden evvel insanlardaki tapınma içgüdüsüne ve en eski dinlerde dahi var olan aşağı-yukarı dünya (dünya ve ahiret) inancına değinmiştir. Ve görülmektedir ki Sanat bu içgüdüsel hareketin bir süreği niteliğindedir. Tarihten bu yana sanat insanın kaygı ve acılarını dindirmek için seçtiği yollardan biri olmuştur. Örneğin Mitolojik Kahramanlar üreterek hikaye ve romanlar yazan insan, bir yandan da bu dünyada bulunmayan bir mutlak şahsiyete duyduğu ihtiyacı tamamlar.

Şeriati, insanın hayattaki en büyük tezahürleri "din, sanat ve irfandır" der. Çünkü bunların hepsi hakikati anlamaya yönelik çabalardır. Fakat sanat özünden koparılmadığı sürece bu üçlüye tâbî olur.

"İrfan; dünyada kendisini yabancı hisseden ve bir kafeste esir kalmış, bitkin bir halde kendisini duvardan duvara çarpan, uçmak için sabırsızlanan, sevimli vatanında esaretine sebep olan ve kendi kendini örten varlığını ortadan kaldırmak için çabalayan insandaki fıtri sıcaklığın dışa vurumudur."

İnsanın fıtratının bir parçası olan ve ona bahşedilen bu özel yeteneği özünden koparanların Sanatı ise; "Var olanla doymayan, varlığı az, soğuk, çirkin bulan varlığın anlamdan ve ruhtan yoksun olduğunu düşünen bir ruhun tecelli etmesinden ibarettir." (s, 99)

Kitabın 4. bölümünde Ali Şeriati tarafından Farsça'ya tercüme edilmiş Dr. Muhammed Mendur'un Arapça, Fin Nakd ve'l-Edeb (Edebiyat ve Eleştiriye Dair) adlı eserinin bir kısmı yer almaktadır. Şeriati dipnotlarda verdiği bilgiler ve yorumları ile bu bölümü desteklemiştir. Üstad kitabı tercüme sebebini Meşhet Üniversitesinde önemli bir açık olarak gördüğü Edebiyat ve Eleştiriye dair araştırmaların eksikliği olarak açıklar. Bu kitabın özellikle eleştiri hususunda büyük bir boşluğu doldurabileceğini düşünmektedir.

Esasen kitabın başından beri değinilen konuların "Edebiyat ve Eleştiriye Dair" eserinin gölgesinde geliştirilmiş olduğu görülmektedir.

Bu bölüm eleştiriyi, Tarihsel, Dogmatik, Bilimsel, Dilbilimsel, Psikolojik, Ahlak ve Sosyal olmak üzere birçok yönden ele almıştır. Özellikle Dilbilimsel Eleştiri bölümü Kur'an'ı Kerim'in dili hususunda verdiği örneklerle dikkat çekicidir.

Hemen ardından "Eleştiri Tarihine Bakış" ve "Yeni Çağ'da Eleştiri" başlıkları gelmektedir ki bu bölümler "eleştiri ve eleştirmenler tarihini tam olarak ele almaktan ziyade tarih boyunca olağanüstü bir seçkinlik ve büyüklük elde etmiş olan ekol ve şahsiyetlere" değinir. Bunlar genel olarak Yunanlar ve Araplardaki eleştiri, özel olarak ise Aristo, Eflatun, Alman eleştirmen Lessing, Fransız eleştirmen Sainte Beuve gibi şahsiyetlerin dönemlerine etki etmiş görüşleridir.

Kitap, Sanat ve Eleştiri hususunda özellikle Edebiyat ve Tiyatroya ağırlık vermiştir.

Kitabın son bölümünde ise "Adalet Temelinde Zulüm" adlı bir piyes ve "Seçme Şiirler" bulunmaktadır.

Sanatın toplumla olan etkileşimi hususunda yazılmış oldukça kapsamlı bir inceleme kitabı olan "Sanat" Şeriati'nin iki ihtisas alanındaki (Edebiyat ve Sosyoloji) görüşlerini de paylaştığı önemli bir eseri diyebiliriz.

İstifadeli okumalar...

Sanat
Ali Şeriati
Fecr Yayınları
Esra Şen - 20.05.2011

,

3003

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin