Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü

Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü

Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü

05.01.2012 - Ferit Genç
Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü

“Dağların Sonuna Gittim; Arkadaşım Olmayan bir şey bulamadım”

Şayenler, Kızılderili bir kabilenin yaşamlarının en ince detayına kadar anlatıldığı bir sosyolojik saha çalışmasıyla yapılan bir öyküdür.

Bu çalışmadaki Şayenler; 1840-1860 periyodunun yerleşimci halk olarak topraklarını satın alma önceliğine sahip oldukları halde bu haktan mahrum edilen, Birleşik Devletler askerlerinin zorbalıkla kendilerine boyun eğmeye mahkum ettikleri, beyaz avcıların yaban sığırlarının kökünü henüz kadıdıkları yıllarda yaşayan Şayenler'e dayanmaz. Çalışmaya konu olan Şayenler henüz özgür ve göçebe avcı kültürüne adaptasyonların zirvesinde oldukları oldukları dönemde yaşayan Şayenler'dir. Bu nedenle kitap, “etnografik zaman” kavramıyla yazılmıştır. Bunun anlamı, anlatıların bugüne ait olmadıkları halde betimlemeli olarak şimdiki zaman dilimiyle anlatılmış olmasıdır. (önsözden)

Şayenler, Mississipi nehrinin batısından, kayalık doğusuna kadar uzanan açık düzlüklerdeki geniş ovalarda yaşayan batı kızılderili kabilelerinin en önemli soylularından biridir. Şayenler, Cheyenne ulusu olarak adlandırılan Sotaeo’o ve Tsitsistas adlarındaki iki kabilenin birleşmesinden oluşmuştur. Tsitsistas "Yürekli insanlar gibi" anlamına gelirken; Sotaeo'o kelimesinin kesin bir tercümesi yoktur.

İki bölümden oluşan kitapta ilk bölümü Şayenlerin geleneklerinden olan ok yenileme (canlandırma), güneş dansı ve massaum (aykırılık) veya hayvan dansını anlatmaktadır. İkinci bölümde ise Şayenlerin sosyal yapıları ve geçim ve savaşçı özelliklerinden bahsedilmiştir.

Çok titiz bir çalışmadan geçirilen ve eserde yazarın bizzat saha çalışması yaparak Şayenler hakkında her türlü toplumsal yaşamlarına dair gözlemlerini aktarmıştır. Yer yer bazı Şayen halklarının ağızlarından da hikâyelere yer verildiklerini görebiliriz.

Bilindiği üzere Kızılderilerde ok ve danslar çok önemli ritüellerini oluşturmaktadır. Ritüellerine çok bağımlı olan Şayenler, bu ritüellere bağlı olarak çok köklü bir gelenek ve göreneklere de sahiptirler.

Tılsımlı oklar kabilenin kolektif yaşamlarının bir sembolü olarak kullanmaktadırlar. Bu oklar bir anlamda kabile ruhunun simgesi konumundadır. Tılsımlı oklar yaşamlarının devasa bir süregelmişliğini temsil etmektedir. Kamplarına baskınların olması, atlarının kaçırılması, insanlarının öldürülüp kafa derilerinin yüzülmeleri ve yiğitliklerinin geri püskürtmelerine karşın okların ruhsal açıdan onları koruduklarına inanırlar. Oklar onların başarılarının ve kurtuluşlarının teminatıdır.

Diğer önemli konu Güneş Dansı'dır. Güneş Dansı dünyanın yenilenmesinin bir sembolüdür.

Şayenlerin sosyal yapılarına baktığımız zaman genelde anaerkil aile yapılarının daha sık olduğu görülürür. Çünkü avcılık ve toplayıcılık ile uğraşan erkekler sürekli dışarıda bulundukları için evin kontrolü kadınların elinde bulunmaktadır. Bu da evdeki hâkimiyetin kadının elinde olduğunu göstermektedir. Yazın kabile ritüelleri ayinlerden sonra av periyoduna düşmek için birleşirler.

Çok kültürlü bir aile yapısına sahip olan Şayenler, nesiller arasında dikey değil de yatay sınıflandırma sisteminin olduğu görülmektedir. Yani kuzen ve evlat arasında hiçbir fark gözetilmez. Bunun yanında çok değişik kültürler de bulunmaktadır. Mesela birkaç örnek verecek olursak; bir kadın, anne ve babasının çadırına geri dönerek kocasını boşayabilir. Bir erkekte, karısını Omaha denilen dansta davul çalarak boşayabilir.

Şayenlerin hukuk ve adalet sistemlerine baktığımız zaman, pek çok hukuk sistemlerinde özel hukuk genel hukukun üstünde olduğu halde Şayenler'de bu sistem tersinedir. En önemli hukuk genel hukuktur. Bireysel hukuk daha önemsizdir. Hukuk sisteminde ıslah edici bir tutum vardır. Cezalar asla intikam almak için uygulanmaz. Onlar için cezalandırma cezalandırılan kişinin doğruyu görmesini sağlamaktan öte bir şey değildir. Yalnız ceza gören kişi de toplumdan dışlanmaktadır. Bu dışlanma belli bir süre sonra sona ermektedir ve kişi topluma yeniden kazandırılmaktadır.

Şayenlerin dini inançlarına bakacak olursak; güneş ve yıldızlar onlar için pek önemli olsalar da dünya daha büyük bir öneme sahiptir. Ruhsal özellikler dini ritüelleri için çok önemlidir. Yani "evreni idare eden ruh, yazı idare eden ruh, sağlık ve ruh, her şeyi bilen, büyük kutsal insanlar." Heammawihio, Şayenler için en yüksek tanrıdır. Heammawihio’ya göre ölümden sonra cezalandırılma yoktur. Bütün cezalar ölmeden önce zaten çekilir. Bir kurtuluş arayışı yoktur.

Son olarak Şayenlerin savaşçı özelliklerine ve tarihine bakacak olursak, Her 13–14 yaşlarına gelmiş erkek çocuklar bir savaş takımında yer alırlar. Yirmisinde tam bir savaşçıdırlar. Şayenlerde her an bir saldırı ile karşılaşabilecekleri, sürülerine ve kamplarına herhangi bir saldırı düzenlenebileceği için güvenlikleri tam olarak kesin değildir.

1855 (Ash Hollow) ve 1864 (Sand Creek) savaşlarında dost Şayen kamplarına saldırılar yapıldı ve kendilerini korumaya çalışan erkeklerle birlikte kadın ve çocuklar boğazlandılar. 1857'den 1879'a kadar Şayenler, Amerikalılarla yaptıkları aralıksız savaşlarla bir kaos içine sokuldular. 1876'da Little Big Horn'daki Şayen-Sioux karargahına yapılan saldırıda Şayenler Custer ve askerlerini bozguna uğratmakta ve saldırıyı püskürtmekte büyük rol oynadılar fakat birçok hileli saldırının defedilmesine rağmen Şayenler, Kör Bıçak ve İki Ay kapmlarının 1877-78'deki son yıkımından sonra tamamen çöktüler ve Kuzey Şayenler Güney Şayeler ile birlikte bugün Oklahama olarak bilinen yerleşim bölgesine hasedildiler. Şimdi ise Şayenler genellikle sığır yetiştiricisi olarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü
E. Adamson Hoebel
Yarın Yayınları
157 Sayfa

Ferit Genç

Ferit Genç - 05.01.2012

,

5188

Ferit Genç Hakkında

Ferit Genç

89 yılında temmuz ayında dünyaya geldi. Bitlis doğumlu. Sosyoloji öğrencisi. 43 numaralı ayakkabısıyla 43 plakalı Kütahya sokaklarını arşınlayıp parmak uçlarıyla üşütür dünyayı. Soğuk espirilerin en hayır kısmında sağanak yağmurun ıslaklığıyla dokunur kancık bir klavyeye.

Neden hayallerinizi sürekli erteliyorsunuz diye iddalı düşünceleri sağlam bir temele oturduğunda ve iyi bir sigara içicisi durumuna geldiğinde ciğerlerinden bir himalaya fışkırtmaya çalışacak.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin