S.Çelebi yazdı: Şirin’in Kördüğümü

S.Çelebi yazdı: Şirin’in Kördüğümü

S.Çelebi yazdı: Şirin’in Kördüğümü

19.02.2019 - Misafir Köşesi
S.Çelebi yazdı: Şirin’in Kördüğümü

S. ÇELEBİ yazdı...

Cihan Aktaş’la üniversite yıllarımda öykü kitapları vesilesi ile tanıştım. Gidiş geliş ortalama 4 saat yolculuk yaptığım zamanlarda… Bu uzun mu uzun zaman dilimini bindiğim vasıtalarda yaslanacak, tutunacak bir yer bulduğum müddetçe okumayla geçirmeye çalıştım.

Bazı kitaplar sadece yolu boş geçirmemek için bana eşlik ederken bazıları ise yolun sonuna nasıl geldiğimi anlamayacak kadar keyif verirdi. Cihan Aktaş kitapları ise kendi başına bir kategori olmuştu nezdimde. Yol bitmesin hep okuyum, okuyum okuyum kitap bitmesin tadında öykülerden oluşuyordu kitapları.

Kadınları anlatıyordu, hayalleri olan, Kudüs davasına gönül vermiş, haksızlıklar karşısında mücadele ateşiyle yanan, paneller, seminerler, kermesler arasında mekik dokuyan, inançlı, tesettürlü kadınları. Ve hayatlarına kâbus gibi çöken ‘yasak yılları’nda savrulan, tutundukları dalları yitiren, yorulan, yıpranan, ellerinde hayalleri değil hayal kırıklıkları kalmış, dünyayı değiştirmeyi hayal ederken günlerce elinde kumanda tv karşısında olduğunu farkeden ve kalkmaya gücü kalmamış kadınları. En önemlisi, bana en çok dokunanı, olmaktan korktuğum kadınları anlatıyordu Cihan Aktaş. Çok iyi bir gözlem yeteneğiyle müthiş ayrıntılar yakalıyordu bana göre ve nasıl da bir erkek kadın dünyasını bu kadar iyi analiz edebilmiş diye şaşırıyordum ki o zamanlar yazdığı gazetede fotoğrafını görmemle Cihan Aktaş’ın hanım olduğunu öğrenmiş oldum.

1960 doğumlu mimar bir kadın. Evde vakit geçirdiğim bir dönemde, yazarın biyografisine bakıp eserleri arasından okumadığım bir kitabı rastgele seçtim, internetten sipariş verdim.

Şirin’in Düğünü

Kitap elime geçince hayli sevindim, 606 sayfalık bir romandı bu, tam istediğim gibi doya doya okumalık. 10 gün gibi bir sürede bitirdim kitabı. Hızlı ilerledi ama beklentilerimi karşılamadı. Kitap sonradan eklendiği hissi veren bir darbe girişimine karşı protesto sahnesiyle başlıyor. (2016 yılında basılmış, elimdeki 2.baskı) Uzunca bir süre, yazar; kahramanın geçmişini bugünden bize anlatmaya çalışıyor tekrar be tekrar, tamam anladık dememize rağmen, okur gözden kaçırmıştır belki dercesine… Daha da iyi anlayalım diye, normalde konuşma akışında olmayacak şekilde, zorlama diyaloglar kurulan karakterlere.

Çok şey anlatmaya çalışıyor ve bu çokluk romanı azlaştırıyor. Fas’tan Mardin’e oradan Konya’ya, İstanbul’a, New York’a, Somali’ye ve daha başka yerlere gidip geliyor. Hayatta Şirinler de var Faruklar da, bir de Kürşat, Naman, Emine ha Yelda, Mete, Esma, Melikler her yerde, Şule de bir renk ve daha onlarcası…

Herkesten her yerden birileri olsun, siyasi konjonktürden bahsedeyim, sanat dünyasından da, medyayı, magazini eleştireyim, faili meçhullere değineyim, alanım mimarlık bunu da değerlendirip romanı zenginleştirsem güzel olur, toplumsal sorunlara vurgu yapıp yeni muhafazakârlık modeliyle ilgili de sosyolojik analizleri ekleyim. Bir yandan da ana tema aşk olsun, kimlik bunalımı yaşayan Şirin’in biraz saplantılı çoğunlukla bunalımlı aşkı.

Yazar hepsini birden anlatmak isteyince, başkahraman da bunca iç ve dış dünyası karışık biri olunca, Şirin’in Düğünü değil de Şirin’in Kördüğümü olmuş tadı verdi.

Beklentilerimi yüksek tutup ‘Cihan Aktaş kitabı’ olarak okumasam sadece akıcı bir roman olarak bulabileceğim bir kitaptı belki de bilmiyorum.

Yazarın bir de araştırma kitaplarından birinin tadına bakıp olmazsa tekrar öykülere döneyim en iyisi.

Şirin’in Düğünü

Cihan Aktaş

İz Yayıncılık

606 Sayfa

Misafir Köşesi - 19.02.2019

,

471

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin