Şehir Defteri 3. Sayısı Çıktı

Şehir Defteri 3. Sayısı Çıktı

Şehir Defteri 3. Sayısı Çıktı

18.08.2020 - Yeni Çıkanlar
Şehir Defteri 3. Sayısı Çıktı

Çorum Belediyesinin bir kültür-sanat faaliyeti olarak yayınlanan Şehir Defteri Dergisi 3. Sayısı ile okuru selamlıyor ve 2020 yılının yayın periyodunu tamamlıyor. Bu son sayısında, yine her kuşaktan yazar-şair ve akademisyen pek çok değerli kalemi okuyucuyla buluşturuyor.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni yazısında okuru şöyle selamlıyor: “Hayatı, hakkını vererek okuyanlara ve bir güzelliğe varmak için yola çıkanlara selam olsun.”

Prof. Dr. Alâattin KARACA “Şehir ve Tabiat” başlıklı yazıyla yer alıyor. Teknolojik imkânların şehirleri bir nevi yaşanmaz hale getirdiğine değiniyor. Geçmişle karşılaştırıyor. “Bugün modern kentlerde maalesef insanla tabiat-toprak arasındaki bağ oldukça zayıfladı. Oysa tabiatla irtibat hâlinde olmak, insana öncelikle kendini ve varlığı tefekkür imkânı verir. Tabiat bize en geniş anlamda sadece sükûnet ve huzur değil, evrendeki yerimizi, konumumuzu tefekkür ve temaşa etme imkânı da sunar.”

Prof. Dr. Faruk GÖKMEŞE COVİD 19 bahsinde şunları söylüyor: “Daha önce bu tür bir durum ile karşılaşılmadığı için, kontrol altına almak nasıl bir süreç gerektirecekti bilmiyorduk. Artık uzun vadeli planlar yapamaz ve yetkililerden gelen talimatlar dışında keyfi kararlar alamaz duruma gelmiştik. Evden çıkmak isteyen biri, kapı kolunu tuttuğu andan itibaren evden çıkış ve tekrar eve dönüşü sırasında tamamen potansiyel virüs bulaşan kişi ya da taşıyıcı olabilirdi.”

“Dünde Kalan Sokağın Delileri ve Bugünkü Meczublar” başlıklı yazısında Prof. Dr. Suat KIYAK şu değerlendirmede bulunuyor: “Ezcümle bir eli yağda öteki balda günümüz insanının öğretim seviyesi (eğitim seviyesi değil) yükseldi, sahip olunan diplomaların sayısı arttı, varı variyeti arttı, paralandı güya... Şehirlileşti de... Ancak bir şeyleri kaybetti, kaybetmeye de devam ediyor... İnsanlığı erozyona uğradı; sevmeyi, hoşgörüyü, tevazuu, dayanışmayı, yardımlaşmayı, hürmeti unuttu. "Ben"i güçlendirdi maddî gelişmeler ve hayat şartları, "biz" denilen kalabalıktan hoşlanmayan yaratıklara doğru evirdi insanı...”

“Şehir” başlıklı metinde Ethem ERDOĞAN şehir algısı, medeniyet ve değerler çevresinde değerlendirmeler yapıyor. “Medeniyet iddiası olan toplulukların tek dayanağı değerler sistemidir. Bu sistem; eylemlerle hayata geçme hedefine ulaşma oranı kadar da medeniyete ulaşır. Fakat insan iradesi olan varlıktır. Sözü edilen iddiaya sahip çıkma konusunda da hürdür. O halde medeniyet iddiası, değerler sistemine göre hareket edilip edilmediğinden de mesuldür.”

Doç. Dr. Özlem SİR GAVAZ “Hititler ve Pandemi” başlıklı bir metinle katılım sağlamış. “II. Muršili, bu salgının nedenini fal aracılığıyla araştırmış, babası zamanında yapılan bir takım yanlışlar ve kültsel ihmaller nedeniyle ülkenin ve kendisinin bu salgına maruz kaldığını öğrenmiştir. Başlarına gelen her türlü felaketin, doğal afetin ve hastalıkların tanrılara karşı yapılan bir suç ve günahla ilintili olduğunu düşünen Hititlerin, böylesine ölüm saçan bir salgının nedenini de tanrılarla bağdaştırmaları elbette kaçınılmazdır. Bu sebeple hastalığa karşı alınan tedbirlerin başında, hem tanrıları yatıştırmak hem de ihmal edilmiş bir takım dinsel aktiviteleri telafi etmek amacıyla, çeşitli ritüelleri icra etme telaşı görülmektedir.”

Doç. Dr. Zekeriya IŞIK “Tekkeden Çamlığa Piri Baba Tekkesi” metninde kültüre sahip çıkamamakla ilgili cümleler ediyor: “Çorum’da dâhil birçok şehrimizde tarihi ve kültürel mirasımız layıkıyla korunamamış modernitenin çarkları arasında öğütülerek zayi edilmiştir.”

“Manzum ve Mensur” başlıklı sayfada, bu derginin görünmez kahramanlarından ilki olan Mehmet OKUMUŞ bir şiir ve bir nesirle yer alıyor. Nesirde şunları söylüyor: Søren Kierkegaard iki soru armağan eder insanlığa: “Tanrı benimle neyi kast etmiş olabilir? Yahut benden ne yapıp, çıkarmak istiyor?” Filozof mutmain olduğu bir cevap buldu mu bulamadı mı, muhal! İnsanın kendine dair taşıdığı merakın himalayasıdır bu soru(lar). ‘Kendini bil’menin besmelesi… Kendi(si)’yle ilgili ihtişamlı bir soru sormadan yaşam’ı tüketmek ne büyük israf! Böyle bir sor(g)u yakalayamamak ne kadar yorucu ve boşa bir koşu. Eleğimsağmanın altından geçmek mümkün müdür’e kadar merakını büyüten insanın, tanrının kendisiyle kastını merak edememesi ne büyük nasipsizlik… Başka(larının) kaderine yönelen hayret ve merak, insanın kendi hayret ve merakına karşı yaptığı suikasttır. Hayretini ve merakını elleriyle yaptıkları rahlede ehlileştirenler ancak “tanrı benimle ne kast etmiş olabilir” gibi ahenkli bir soruyla nimetlendirilebilirler.”

Seyit KÖSE “Aydınlığın Yansıması ve Gerçeklik” adlı denemesinde aydın realitesine eğiliyor. “Türkiye’de şayet aydın insanlar var ise, her defasında karanlık veya aydınlık bir tablodan söz ederek gündelik hesapların, temelde birbirinden farksız olan siyasi çekişmelerin yedeğinde kalarak değil, esas meselenin üzerinde durmakla tarihi bir rol üstlenebilirler ancak.”

Mustafa ÖZÇELİK “Denizin Türküsü” şiirinden: “Şimdi sözün çölünde / Sonsuz bir nevbahar / Şimdi bu vakte yüzün düşer birazdan / Bütün martılar denize akar”

Mine AKDEMİR “Halit Yıldırım’ın Muska İsimli Romanında Halk İnanışları” adlı incelemesinde; “Sade bir dil ve akıcı bir üslupla yazılmış, mizah, merak ve sürpriz bir final ile keyifle okunacak bir özelliğe sahip olan Muska romanı toplumumuzun yanlış inançlarına ve dini açıdan bilgi eksikliğine dikkat çekmesi açısından hem güldüren hem de düşündüren bir eser olarak değerlendirilmelidir.” Diyor.

Ertuğrul AYDIN “Endülüs’ün Kalbindeki Hazine: ELHAMRA” adlı yazısında dikkat çeken tespitler yapıyor. “Granada-Endülüs-Elhamra merkezli bu yazımızı, iki dikkatle sona erdirmek istiyoruz. 2020 yılında içinde dünya genelinde yaşanan salgın nedeniyle, 30 Mart 2020 tarihinde Granada şehrinin sokakların 1492’den beri ilk kez ezan sesi yükselmiştir. Türkiye’de 1923’te İstanbul’da, 1926 ise İzmir’de “Elhamra” adıyla birer sinema salonu açılmıştır. Ancak, Granada şehriyle Türkiye’den henüz herhangi bir şehrimizin kardeş şehir olma statüsü bulunmamaktadır.”

Özcan ÜNLÜ “EV İÇLERİ” adlı şiiriyle yer almış dergide. “Ev işte ucuz halılar / ve damıtmayan bir çatı / altında huzur /ev içte / uyudum uyandım /Gece hala kanıyor”

Dergideki şiir-manzume, öykü, deneme vb pek çok türün yanında iyi fotoğraflar da var. Dergiye katkı sunan diğer isimler şöyle: Ali ALAKOÇ, Prof. Dr. Ebru GÖKMEŞE, Mürsel SÜMER, Nuray ALPER, Veysel AKÇIL, İbrahim ÇALIŞGAN, Ali ÖZKANLI, Dr. Mehmet GÜNEŞ, Zeynep Sati YALÇIN, Bekir GÖL, Ezgi Fatma AÇIKGÖZ, Ayşe Melike KURTARAN, Nilüfer AŞKIN, Hasan TOMUK, Hasan AKBAL, Mustafa ARIKOĞLU, Mehmet TATLISU, İbrahim GÖSTERİR, Yaşar BAYAR, Hasan Ali KALAYOĞLU, Mehmet Yaşar GENÇ, Mustafa KÖSEOĞLU, Metin DEMİRCİ, Ramazan YANAR, Nilüfer Zontul AKTAŞ, Cihat ALBAYRAK, Abdulkadir OZULU, Mennan Tarık TÜFEKÇİ, Muzaffer GÜNDOĞAR, Ethem ERKOÇ, Kerem GÜREL, Halit YILDIRIM, Numan YILDIZ

Yeni Çıkanlar - 18.08.2020

,

1920

Yeni Çıkanlar Hakkında

Yeni Çıkanlar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin