Şehir Kokularının Peşinde Bir Seyyah

Şehir Kokularının Peşinde Bir Seyyah

Şehir Kokularının Peşinde Bir Seyyah

01.09.2020 - Bilal Can
Şehir Kokularının Peşinde Bir Seyyah

Her insan yaşadığı şehirde, bir nevi bir şehri de yaşatarak büyür. Şehirler, birer iç mekân ve birer de dış mekân olarak insanlık tarihinin kültür ve medeniyet beşikleridir. İçte yaşatılan şehirler, dokusuyla, mimarisiyle, sokakları, mahalleleri, sesleri ve kokuları ile bütünleşir ve kalıcı bir hale bürünür. Her sokak, yaşanmışlıklarıyla, her mahalle görülmüşlükleriyle, her ses farklı tınılarıyla ve her koku hissettirdikleriyle zihnimizde farklı renklere ve desenlere bürünerek bizde farklı dünyaların kapılarını aralar.

Renkler ve desenler, koku ve seslerle bir harmoniye bürünerek bütünlüklü bir eser ortaya çıkartır. İşte bu “iç şehirdir”. İç şehirler, kişi sayışıncadır denilirse yanıltıcı olmayacaktır. Çünkü herkesin tecrübesi ve bakış açısı ve his dünyası farklı olduğu için, içerisinde kurguladığı şehir de ona özgüdür, ona aittir ve onun imzası ve hatırasıyla büyür, gelişir. Dış şehir ise bahsedilen mahalle, sokak, yapı, koku ve seslerden müteşekkildir. Bunlar şehrin sunduğu hazır malzemelerdir. Bu malzemeler kişilerin iç dinamikleri ile birleşince daha baskın ve daha farklı boyutlara ulaşır.

Her şehrin nev-i şahsına münhasır bir karakteri, bir dokusu, bir kokusu bir de ruhu vardır. Şehirleri kentlerden ayıran temel unsurlar bunlardır. Karakterli şehirler, farklı doku ve kokularla insanlarda farklı tezahürlere neden olur, o şehrin her sakininde, her seyyahın ve gezinin gözünde derin bağlantılar ile bağlanır ve şehir dokusunu yitirse dahi, o bağ ile yaşar ve yaşatır. Erdemli insanlar ise şehrin o dokusunu korumak için büyük çabalar sarfeder. Çünkü şehir, karakterini ve ruhunu yitirince kentleşir ve artık hislerden ziyade ilişkiler ve amaçlar bağlamında değerlendirilir.

Şehre Gönül Vermek

Şehirleri yaşatan ve kalıcı hale getiren, o şehirle ünsiyet kuran ve onların ruhlarını bilip ona göre hareket eden insanlardır. Şehri şehir yapan insan olgusu, o şehirle bütünleşmeyi, ona kendinden bir parça, ondan da kendine parçalar almakla mümkün gözükmektedir. Bu bakımdan mekâna bağlanmak onu gönül haziresinde büyütmek ve onu inceleyip ayrıntılarıyla ortaya koymak, sonraki nesillere bir tür kültürel armağan olarak sunmak büyük bir hizmettir. Bu çabalar şehrin ne olduğunu, neye tekabül ettiğini ayrıntıları ile ortaya koyar. Farklı kültürel kodların biraradalığını şehir ekseninde ortaya koyarak, şehrin salt yapı, mimari, mahalle ve sokak bütünlüğünden müteşekkil olmadığını, onun yaşayan/canlı bir organizma gibi hareket ettiğini göstermektedir.

Mehmet Mazak, şehre gönlünü kaptıranlardan… Ortaya koyduğu eserler ve çalışmalarla şehre dair ayrıntıları bulup ortaya çıkartmakta mahir bir gezgin/seyyah. Gezip gördükleriyle birlikte yaşadığı ve tanık olduğu olay ve olgularla şehir kitaplığının genişlemesine katkıları önemli. Bu güne kadar kaleme aldığı, derlediği çalışmalar şehrin konuşulup üzerine tartışılmasına büyük katkılar sunmuştur. Salt şehir değil, şehirde yaşayan insanlar üzerine de yaptığı çalışmalar, şehirlerin sosyolojik olarak da ne kadar canlı olduğunun göstergesi. Son kitabı Şehir Kokusu ile şehrin farklı bir boyutuna işaret ederek gördüklerini, okuduklarını, hissettiklerini kelime kelime, cümle cümle kâğıda dökerek önemli bir esere imza atmış.

Şehir Kokusu adlı eser, üç ana bölümden müteşekkildir. Birinci bölüm; “şehirlerin ecesi” olarak isimlendirdiği İstanbul özelinde, İstanbul’un kokusu peşinden koştuğu, semt semt, mahalle ve sokaklar arasında gezintilerinin bir sonucu. İstanbul özelinde, gündelik yaşantımızda farkına varamadığımız ayrıntıları sunan Mazak, kokunun hafızasını da ortaya koyarak çocukluğun o saf ve temiz dünyasını, merhamet ve sevgiye dokunan o kristalize hisleri ayrıntılarıyla ele almaktadır. İkinci bölümde; “zarif inciler” olarak atfettiği Balkan ülkelerini ele almakta, bu ülkeleri kültür ve medeniyet ekseninde değerlendirmeye tabii tutmaktadır. Biraz hüzün, biraz acı, biraz gurur ve biraz da sitemle karışık yazılar, bu topraklardaki ecdat yadigârı eserlerle birlikte aktarılarak okuyucuda farklı duyguların biraradalığını yaşatmaktadır. Üçüncü bölümde; bir kilim deseni gibi farklı kültürel unsurlar harmonisi Anadolu’yu ele alarak, bu coğrafyada kokusunu hissettiği şehirleri anlatmaktadır. Tüm bu çaba ve azim ancak aşkla yapıldığı takdirde muhatabını bulur, Mehmet Mazak da bir şehir aşığı olarak bunu derinden hissederek yapmaktadır.

Mehmet Mazak, Şehir Kokusu, Yeditepe Yayınları, 1.Baskı, İstanbul 2020

Bu yazı daha önce Şehir ve Kültür Dergisi'nin 72. sayısında yayınlanmıştır.

Bilal Can - 01.09.2020

,

2304

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 2 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin