Şehir ve Kültür Dergisi 35. Sayı Yayımlandı

Şehir ve Kültür Dergisi 35. Sayı Yayımlandı

Şehir ve Kültür Dergisi 35. Sayı Yayımlandı

03.07.2017 - Kitaphaber
Şehir ve Kültür Dergisi 35. Sayı Yayımlandı

Mimar Sinan Eseri ve Torunları

İster isen bulasın cânânı sen

Gayre bakma, sen de iste sen de bul

Kendi mir'âtında gözle onu sen

Gayre bakma, sen de iste sen de bul

Hz.Niyazi Mısrî

Şehirlerin Sultanından, İstanbul’dan yazmalıyım.. Zaman çok çabuk geçiyor.. aylardan Ramazan, yani ayların sultanı..Mekân; Dersaadet …Payitahtların sultanı, sultanların payitahtı.. Medeniyetlerin üst üste oturduğu belde burası… Medeniyet ‘in direkt olarak şehre anlam yüklemesi boşuna değil..Zira, şehirdeki ortak yaşam ve bunun bir sonucu olan yüz yüze etkileşim, farklılıkların tekleşmesi üzerine kurulu bir disiplini zorunlu kılıyor. Şehri oluşturan farklı din, inanış, farklı düşünce, farklı ekonomik düzey ya da farklı kültürlerin bir arada bulunmaları bir zorunluluk. Şehrin geleneksel kimliği ve niteliği bir şekilde de bu aykırılıkların ahenkli bir düzen içinde bulunmasına bağlı. Geri plandaki görülmeyen farklılıklara bakılmaksızın ortaya çıkan iş bölümleri, mimaride sanatta kentsel estetik ve itibarda yahut yatay ve dikey toplumsal veya mimari yapılanmalarda asgari bir ahlak ve anlayışı mecbur tutuyor. Şehirde, Ekonomik ya da medeni ilişkilerin hukuk ihtiyacını ortaya çıkarmasıyla, şehrin farklılıkları arasındaki ahengin sağlanması arasında çok yakın bir alaka kuruluyor. Çeşitli konulardaki işbirliği, hukuk ve iş bölümleri yanında yaşam için gerekli düşünce zemininin sağlanması, insanlık temelinde anlaşma imkânını olur hale getiriyor.

Ortak paydalar üzerine kurulu toplum uzlaşmaları medeniyetlerin kalıcı olmasında en büyük etkendir. Kültürlerin yaşaması içinde elzemdir…Zira peşin hükümlü, dar insan grubuna hitap etmiş olması, onun medeniyet söylemlerini anlamsız kılar.. Hem odakları hem de yöntemleri alt seviyede küçük farklılıklar olsa da birleştirici bütünleştirici ve kaynaştırıcı, hatta farklılıklardan ziyade benzerlikleri görünür kılıcı olmaları da bundan kaynaklanmaktadır. İnsanlık Tarihi boyunca,

kimliğini ve benliğini kaydetmiş hangi insan topluluğuna bakılırsa bakılsın endişeler, beklentiler, tavırlar, inanışlar ve akla gelecek hemen her şey bugününkilerle aynıdır..

İnsanların hangi zaman dilimi, hangi coğrafya ya da hangi inanışa bağlı olduklarına bakılmaksızın yapıp etmeleri öncekilerin benzeri değil midir? Teknik imkânların dünyayı sanal anlamda birbirine yakın kılması tek bir şehre dönüşümü de makul kılmaktadır. Çünkü farklılıklar, farkındalıklar ve benzer ayrılıklar bu iletişim ve karşılıklı etkileşim düzeyinde olumlu anlamda etkili hale dönüşebilmektedirler. Farklı olmaktan cayarak birleştirici yollar aranmalıdır. Ancak böyle böyle yeni bir söz söyleme imkânı elde edilebilir... Münevver, entelektüel hangi sıfatı kullanırsak kullanalım liyakatli idarecilerinde bu sürece olumlu katkı vermesi, kendi gelecekleri için bir hayırla anma vesilesidir…İbn-ül emin Mahmut Kemal bir dörtlüğünde konuyu özetlemiş aslında..

Ömrü nimet bilerek dünyada / Halka hizmet idelüm safvetle

Hâlıkı halkı edersek razı, / Namımız yâd olunur rahmetle..

Medeniyet toplumunun fertlerinin de idealleri vardır. İnsanların idealleri, günlük bilinçte ortaya çıktıkları, yaşadıkları ve etki uyandırdıkları için, o kadar da ideolojik değil, daha çok toplumsal-psikolojik bir olaydır. İdeal, apaçık bir şekilde ve doğrudan doğruya girer estetik alanın içine: oysa manevi yaşamın öbür alanlarında göremeyiz böyle bir şeyi. Aslında doğa insanlar tarafından

estetiksel olarak değerlendirilir.. doğada insanın idealine uygun düşen şey insan için güzel, karşıt düşen şeyse çirkindir…

Andersenin çirkin ördek masalında yavru kaz öbür ördekler tarafından çirkin görülür, niye? Şekilce yapısı, ideal ördek tasarımıyla çelişir de ondan. Bugün şehirlerimizi, geçmişten bugüne hayırla andığımız kişiler estetik açıdan koruya geldiler.. Özellikle Medeniyet merkezimiz olarak bahsettiğimiz güzel İstanbul’umuzun her semtinin mühür niteliğinde tarihi yapıları vardır.. Bu yapılar bizlere emanettir, aslı gibi korunması için.. Üsküdar’daki Kuşkonmaz Camii bu emanetlerden biridir.. İlginçtir; Koca Mimar Sinan acaba bir hata mı yapmıştı 4.5 asır önce ne dersiniz?.. Mimar Sinan düşünemedi zahir ”Benim torunlarımın torunlarının torunları çok akıllı çocuklar olacaklar, büyük büyük mimarlar mühendisler şehir plancıları olacaklar.. Benim yaptığım Yalı Camisi Şemsi Ahmet Paşa camiinin önünde çok kalabalık olacaklar da bıraktığım oncağız yol kendilerine yetmeyecek …”Ne yapsın Koca Mimar düşünemedi, siz düşündünüz zahir!.. Size yakışan, yanlıştan dönmenizdir Sinan’ın Torunları..

Bu da bir fazilettir…

Şehir ve Kültür dergimiz, üç yıldır Medeniyet Şehir-Kültür eksenindeki yazılarla çıkmaya devam ediyor.. Çıkmaya devam edecek inşallah.. Her seferinde hatamız kusurumuz varsa affola demeden Aynaya bakıp kendimizden emin olmak istiyoruz..

Hz. Mevlana diyor ki;

“Uzun lafın kısası, Ah'tır. - Ve her

Ah'ın sesini duyan Allah'tır”

Hoş bulduk efendim, Hoşça bakın zatınıza…

Mehmet Kamil Berse

Genel Yayın Yönetmeni

Kitaphaber - 03.07.2017

,

662

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin