Şehir ve Kültür Dergisi 76. Sayısı Yayınlandı

Şehir ve Kültür Dergisi 76. Sayısı Yayınlandı

Şehir ve Kültür Dergisi 76. Sayısı Yayınlandı

21.11.2020 - Yeni Çıkanlar
Şehir ve Kültür Dergisi 76. Sayısı Yayınlandı

Biz Devletiz Anacığım!..

……

Bir gariplik sinmiş içlerine

Altın kafesteki bülbül misali

Yurt hasreti işlemiş iliklerine

Gözleri hiçbir şey görmez olmuş

Tarlayı toprağı satıp savmışlar.

Balkan dağlarında şafak sökerken

Bir sabah usul usul yola çıkmışlar,

Anayurda doğdu göçmen kafileleri.

Yeni bir hayat bekliyormuş onları

Tunca’nın Arda’nın Meriç’in gerisinde

Taksim edilmiş kızanları,

Bölük bölük memleketin dört bucağına….

Atilla İlhan

Biz Türkler, asırlardır yaşadığımız bu topraklarda her zaman devlet olmayı başarmış bir milletiz. En zor zamanlarda bile devleti ayakta tutarak topraklarımızda yaşayan tüm milletlere sahip çıkmanın da ötesinde dünyanın neresinde olursa olsun mazlumlara yardım elimizi uzatmışız. Bu bizim geleneksel tavrımız, inancımız, töremiz… Hamdolsun millet olarak sağlam bir devlet bilincine sahibiz. Dünyanın en hareketli coğrafyası olan Anadolu’ya otağımızı kurmuşuz ve burayı merkez bilip pergelimizle, kendimize daireler çizmişiz, gücümüz yettiğince… Kültürümüzü de bu minval üzere zenginleştirmişiz. Dünyaca ünlü stratejistlerin bir kuramı var: Orta Avrupa’dan başlayıp Kafkas dağlarını aşan bir iç bükey yay çizin. Bir de Batı Akdeniz’den başlayıp Basra körfezine varan bir yay çizin. Bugün de geçerli olan bu kurama göre söz konusu yayların orta noktasındaki hattı kontrol altında bulunduran, dünyaya egemen olur. Eğer biz, bu coğrafyada siyasi ve askeri gücümüzü sosyo-kültürel güçle birleştirebilirsek dünyada sözü geçen bir devlet oluruz. Son derece büyük bir önemi haiz bu stratejik alanda, avantajlarla birlikte dezavantajları da dikkate alarak hareket eden bir devlet anlayışımız var çok şükür…

Enerji konusunda dört bir yanımızdaki kaynakların varlığı dikkati çekmektedir. Sahip olduğu ulaşım imkânları sayesinde Türkiye’nin lojistik performansı giderek daha da önem kazanmaktadır. Bütün bunların neticesi olarak muhteşem bir geleceğin bizi beklediğini söyleyebiliriz. Öte yandan sellerin, depremlerin ve orman yangınlarının meydana getirdiği olumsuzluklarla daha etkin mücadele etmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Böyle durumlarda devlet-millet el ele olmalıyız; oluyoruz da…

Ancak, son Sisam depreminde; İzmir Seferihisar’da, Balçova’da yaşanan yıkımların insan ihmalinden kaynaklandığı görülmektedir. Yüzden fazla insanımızın hayatını kaybetmesi, maalesef deprem konusundaki acılarımızı tazeledi. Görüldü ki; deprem sonrası arama-kurtarma çalışmaları için biraz ders almışız, lakin deprem öncesinde yapılması gerekenler hususunda hem vatandaş olarak hem de idareciler olarak nâkıs durumdayız.

Deprem sonrası, kurtarma ve yardım faaliyetlerinde dünyada parmakla gösterilen bir ülke konumuna gelmemiz, yukarıda ifade ettiğimiz devlet geleneğimizden, mazluma el uzatıp onu bağrına basma düsturundan kaynaklıdır. Televizyonlarda verilen bir diyalog bu duruma çok güzel bir örnek oluşturmaktadır: Yıkılan binaların enkazında arama faaliyetlerine katılan bir AFAD görevlisi, molozların altında, karanlık içinde bir kadını fark eder ve “sesime kulak verin adınız nedir?” diye bağırır. Halinden, yaşlı olduğu anlaşılan kadın, “ben filan, siz kimsiniz?” diye karşılık verir. AFAD görevlisi, “Biz devletiz anacığım!” der. Ve kadından beklenen cevap gelir: “Ahh,

Canımsınız…”.

Binaları yapan müteahhitler, zamanında AFAD görevlilerinin şuuruyla çalışıp, yaptıkları işi hakkıyla yapsalardı, bunca can kaybetmezdik. Bugünden tezi yok, şehirlerimizi sağlam binalarla donatmaya başlamalıyız. İstanbul’u bekleyen deprem konusunda yazılıp çizilenler hepimizi korkutuyor…

Tarihte yaşanan İstanbul depremlerini araştırdığımızda yıkımları ve can kayıplarını hep okuyoruz; yaşayacağımızı da biliyoruz. Bugün, sebepler dairesinde suçlu aramayı bırakıp devlet-vatandaş bir olup yapılması gerekenleri acilen yapmalıyız. Kâğıt üzerinde yapılanlardan ziyade eylem gerekiyor. Metrekare hesabı yapan hane sahiplerine ve daire pazarlığı yapan belediyelere gereken sorumluluk verilmelidir. Rant peşinde koşanların bir gün mezarlıkta buluşacakları unutulmamalıdır!.

Ey İstanbul ahalisi, taşı toprağı altın diye İstanbul’a göç edip bu şehrin ekmeğini yiyenler, suyunu içenler, üç kuruşluk dünya menfaatinden vazgeçin... Anlaşarak geleceğinizi kurtarın…

Burası bizim vatanımız... Dünyanın farklı coğrafyalarından insanlar, bu şehre göç ediyor. Mesela Atilla İlhan, Balkan göçmenlerini anlattığı şiirlerinde, yaşamak için buraya ne şartlar altında geldiklerinden bahsediyor. Güzel İstanbul’umuzu tüm güzellikleriyle koruyalım. Yeni bir sayı ile daha selamlıyoruz sizi. En temiz kıyafetlerimizi giydik, en güzel yazılarımızı yazdık. Salgın hastalıklardan, kötü mimariden, depremlerden ve sellerden Rabbim hepimizi muhafaza etsin.

Hz. Mevlânâ der ki;

“Aklın başına geldiğinde pişman olacağın bir işi sakın yapma.”

Hoş bulduk efendim, hoşça bakın zatınıza…

Mehmet Kamil BERSE

Genel Yayın Yönetmeni

Yeni Çıkanlar - 21.11.2020

,

1009

Yeni Çıkanlar Hakkında

Yeni Çıkanlar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin