Şehir Ve Kültür Dergisi 81. Sayı

Şehir Ve Kültür Dergisi 81. Sayı

Şehir Ve Kültür Dergisi 81. Sayı

13.04.2021 - Yeni Çıkanlar
Şehir Ve Kültür Dergisi 81. Sayı

BİZDEN

Karamsarlık Yok, Bahar Çiçekleri Var artık..

Erguvan’a şiir söyleme, anlatamazsın. Kendisi şiir. Gör ve duy, kâfi.

Süheyl ÜNVER

Salgın hastalıklar, hastalar, ölümler.. Son bir yıldır karamsarlıkla ve evlerde tahaffuz içinde yaşıyoruz.. Tabiatta hayat devam ediyor; çiçekler açıyor, yağmurlar yağıyor.. Çiçeklerle bezenmiş yeryüzü, çiçeklerin en güzelleri bahşedilmiş İstanbul’a… İstanbul çiçekleri ile bir başka güzel.. Erguvanları ilk boğazda Rumeli Hisarı çevresinde görürüz. Adeta Rumeli Hisarı, erguvanlara vazo olmuştur; temaşâ edenlere buyrun demektedir... Bahar rengiyle, çiçeğiyle gelir. Üstelik İstanbul’a çok şık gelir, kentlilerin yüzüne bir gülümsemeyle gelir. Mor mu desek, pembe mi, fuşya mı? Baharın müjdecisi erguvan, kısa bir ömrün en güzel rengidir.

İstanbul’da erguvan mevsimlerini yaşatan ve tam zamanında vapur gezisi ile taçlandıran Haluk Dursun Hoca’mıza rahmet dileyelim… Erguvan İstanbul Derneği Başkanı Hüseyin Emiroğlu’na muhabbet ederek şu cümlelerini alıverelim buraya: ” Erguvan bir kültürdür, bir tabiat mirasıdır. Japonlar için kiraz ağacı ne ise İstanbul için de erguvan odur. Erguvan, edebiyatımızın ve tüm diğer sanatlarımızın sözü ve rengi olmuştur. Sevgilinin yanağı olmuştur“. Osmanlı Devleti'nin de vazgeçilmez simgesi olan erguvan adına 14-19. yüzyıllar arasında şenlikler düzenlendi; erguvan cemiyeti, erguvan faslı, erguvan bayramı gibi isimlerle anıldı. Osmanlı döneminde sayılarının azalması üzerine, padişah fermanıyla boğaza, erguvan ağacı dikilmesi emredildi. Erguvan ağacı, Türkiye’den Girit’e geniş bir coğrafyada yetişiyor. Marmara Bölgesi dışında, Ege’de de görülüyor. En kolay yetiştiği yerlerden biri ise İstanbul’dur. Haydi, seyreyleyin baharı; Güzel İstanbul’un güzel mekânlarından doyumsuz renk ahengiyle kahvenizi, çayınızı keyifle yudumlayın. Karamsarlıktan kurtulmak için Fenerbahçe parkında, Moda sahil yolunda, Bağlarbaşı’nda, Kuzguncukta, Fethi Ahmet Paşa korusunda, Beykoz Abraham Paşa korusunda, Yuşa’da, Büyük ve Küçük Çamlıca’da, Mihrabat korusunda, Üsküdar’da, Anadoluhisarı Tema doğal kültür merkezinde, Tarihi yarımadada, Gülhane parkında, Eyüp Sultan’da, Bebekte Türkan Sabancı parkında, Beşiktaş Abbas Ağa parkında, Yıldız parkında, Asiyan’da Rumelihisarı’nda, Emirgan parkında, Beşiktaş Kuruçeşme’de, Yeniköy’de… Daha nice mekânlara rengini kabul ettirmiş Erguvanları seyretmek, nisan sonu ve mayıs ayında mümkündür. Senede bir ay süren bu görüntüyü kaçırmayalım. Ziya Osman saba ne güzel anlatır çocukluğunu ve sanki benim çocukluğumu:

Düşünceli yürürken, bir yol dönemecinde

Çıkacak ömrümüze beyaz dallarla bahar.

Hatırlatacak bize şen çocukluğumuzu,

Erguvanlı bir bahçe, mor salkımlı bir duvar…

Tabiatı tasvir eden güzel bir şiire şapka çıkarılır;

Laleler açmış rengârenk bahçelerde, güller açılmış gülzarlarda… Hele içinde kokulu mor salkım da varsa Halide Edip Adıvar’ın Mor Salkımlı Ev romanında anlatılanları hayalinizde canlandırıp, mor salkımlar bulup koklamalıyız ya da altında oturacağımız bir yer bulup anı yaşamalıyız.

Katırtırnakları ilkbahar müjdesini verir bize, sarı rengin uyumunu gösterir. Rahmetli anneciğim, ancak saksıda yetiştirirdi katırtırnağını. Sonra, erikler beyaz çiçeklerini açar. Pembe çiçekleriyle şeftali ağaçları onlara eşlik eder. Erik ve şeftali çiçekleri tam minik meyveciklere dönüşürken, beyaz kiraz çiçekleri doğadaki yerini alır. Kiraz çiçekleri kara benzer. Baharın ortasında, ağaca kar yağmış sanırsınız.

Mor salkımları, İstanbul’un apartmanlaşmamış mahallelerinde tek katlı bahçeli evlerin kapı üstlerinde görürdük. Eskiden dergâhlarda, tekkelerde, buraların hazirelerinde renk ve kokularıyla doğayı ve insanın ruhunu tazelerdi. Şimdi nadir görür olduk. Mor salkım, bütün Türkiye’nin çiçeğidir. Çünkü her iklime uyum sağlar. Onun için Anadolu’da birçok kahvenin çardağı mor gölgelidir. Ama İstanbul’daki yeri başkadır. Mevlevi geleneğinde mor salkım selvi ağacının dibine dikilir ve selviye sarılan bu güzelim çiçeklerin, tanrıya sarıldığı kabul edilir. Mor salkımların göze batmamasının sebebi, onların sarılacak çardaklarının ve çok sevdiği ahşap evlerinin kalmamasıdır.

An gelir nisan sonu mayıs başında rengârenk laleler parkları süslemeye başlar. Lale soğanlarının ekimi askerî disiplinle yapılır ki çiçekler açınca o disiplini görürsünüz ve keşke kendi halinde açsalarmış deyiverirsiniz. Yani kırmızılar, sarılar, maviler bir hizada olmasaymış da her renk birbirine karışsaymış; güzel bir mozaik olsaymış ülkemin insanları gibi… Zira doğa kendi düzeninde kalırsa yerleşimi ve görüntüsü daha anlamlıdır. Onun için lalelerin bu düzeni bana fazla zevk vermez. İş doğaya kalsa, renkler, sıralar birbirine karışacaktır. Papatyaların arasında kırmızı gelincikler olsa daha güzel olmaz mı?.

Gerçekten de ipek yapraklı bu çiçekler de gözlerden kaçar, laleler kadar övgü alamaz.

Kimse onları laleler kadar anlatmaz. Lale çoğaldıkça mor salkımların kimse farkına varmaz. mor salkımlar uzun süre salına salına açarken, oya ağaçları pembe çiçeklerini çıkarıverir ortaya, bende varım der!. Ardından gülibrişim, kırmızı püskülleriyle geliverir. Bahar hitama erecektir artık. Yaz gelir, güneşe dayanan çiçeklerin vaktidir…

Şehir ve Kültür dergimizle bir bahar mevsimini daha karşıladık, hayat devam ediyor… Salgın ve hastalıklardan uzak olalım. Vefat edenlerimize rahmet diliyor, hastalarımıza şifa temenni ediyoruz.

Aynaya bakıp saçımızı taradık öyle geldik huzurunuza. Hz.Mevlâna der ki: ”Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver.. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur..”

“Hoşça bakın zatınıza”

Mehmet KÂMİL BERSE

Genel Yayın Yönetmeni

İÇİNDEKİLER

Karamsarlık Yok, Bahar Çiçekleri Var Artık-Mehmet Kamil Berse

1- Haydarabat – Doç. Dr. Abdulhamit Avşar

2- Kare Dünya, Yüzyüze Eğitim Yarışı – Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan

3- Rahmetli Ayasluğ – Dr. Kamil Uğurlu

4- Tavşanbaşı Elma (Şiir) – Dr. Kamil Uğurlu,

5- Hırka-İ Saadet – Hırka-İ Şerif Ve Dest-İ Mâl – Mehmet Kamil Berse

6- Yitik Coğrafyanın Şehirler Kuveyt – Hüseyin Yürük

7- Rusçuk; Tuna Nehri’nin İncisi – Fahri Tuna

8- Edebiyat Ve Mimari – Mehmet Kurtoğlu

9- Eyüp Sultan Belediye Başkanı Deniz Köken İle Söyleşi – Ahmet Faruk Aygün

10- İstanbul’un Orta Yeri Hocapaşa – Mehmet Mazak

11- Kırım Bahçesaray Dağlarının Çok Meşhur Kalesi: “Mangup Kale” –Iı - Doç. Dr. Svetlanakerimova

12- Doğduğum Şehrim Ankara – Şifanur Özçelik Şirin

13- İbrahim Ulvî Yavuz, Yazdığı Gibidir – Erbay Kücet

14- Bir Simit, Bir Çay, Çok Şiir – Öznur Sondül

15- Fes, Afrika’nın Şehirleri-6 – Dr. Serhat Onur

16- Salgın Günlerinde Şehirler, Teknoloji Ve Kültürler Karşısında İnsan – Mehmet Cemal Çiftçigüzeli

17- Şehirde Yaşamak Ve Yaşayan Şehirlere Şahitlik Etmek – Ülker Gündoğdu

18- Hüseyin Baradan – Hüseyin Movit

19- Nevbaharda Bir Erguvan Bayramıdır İstanbul – M. Nihat Malkoç

20- Bir Memleket Sevdalısı: Esat Tuncel –Iı – Prof. Dr. H. Ömer Özden

21- Andırın Kaleleri -1- Ahmet Narinoğlu

22- Türkiye’nin İlk Ve Tek “Hukuk Müzesi” – Salih Doğan

23- Mekân Ve Mekânsal Kimlik – Necla Dursun

24- Halûk Dursun Hoca İle Saray Hatıraları “Topkapı Sarayı’nda İlk Gün” – Zülgaip Akkuş

25- Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar’a Göre Batılılaşma Hikâyemiz – Mehmet Nuri Yardım

26- Evliya Çelebi’nin Kütahyası – Ahmet Köseoğlu

27- Şehircilikte Darende Örneği – Muhlis İlyas Subaşı

28- Atayurt Kırgızistan Hatıraları -I- Hasan Dursun

29- Gözlüklü Ali Efendi (Aytemiz) (Çavuş Eminizade) – Serdar Yakar

30- İbrahim Hakkı’yı Vasfedememek –Iı – İsmail Bingöl

31- Niğde Gelemiş Kasabası –Iıı – Mustafa Eryaman

Yeni Çıkanlar - 13.04.2021

,

428

Yeni Çıkanlar Hakkında

Yeni Çıkanlar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin