Senin Meselen de “Benim Meselem” Diyebilmek!

Senin Meselen de “Benim Meselem” Diyebilmek!

Senin Meselen de “Benim Meselem” Diyebilmek!

06.11.2017 - Mustafa Atalay
Senin Meselen de “Benim Meselem” Diyebilmek!

Her geçen gün zuhur eden yeni bir meselenin, herkesin meselesi haline getirilmesi dayatması ile karşı karşıya kalıyoruz.

Herkesi aynı dertle dertlendirmenin bizi daha müreffeh yapacağını düşünürken, herkesin zaten bir derde sahip olduğu gerçeğini gözden kaçırıyoruz. Bireysel dertlerimiz ile toplumsal dertlerimizi aynı gözede değerlendirmenin bizi sorunlar yumağı ile karşı karşıya getirdiğini görmüyoruz.

Meselelerin yoğun olarak konuşulup kalıcı hale getirildiğine şahit oluyoruz. Çözümlerin çaresiz kaldığı bir iklimde, mesele türetmekten ziyade çözüm üretmenin gerekliliğine bir türlü eğilemiyoruz. Her şeyin anlık değişime uğradığı hız çağında, gündemimizi kendimiz belirleyemediğimiz gibi meselemizi de kendimiz belirlemekten git gide uzaklaşıyoruz.

Bu karmaşa içinde dingin bir ruh hali ile benim “çağın dervişlerinden” gördüğüm İsmail Kılıçarslan, kendine has üslubu ve yaklaşımlarıyla “benim meselem” seçkisini gönüllerimize sunuyor.

Eserimiz yedi bölümden müteşekkil. Dün, bugün ve geleceğin harmanlaması ile oluşturulan bu yedi bölüm, yedi meselenin aslında tek bir meseleden neşet ettiğini gösteriyor zihnimize; “insan kalmak” meselesi…

Bosna’da insan kalmak, Filistin’de ve Cezayir’de… Sonra Myanmar’da… Doğu Türkistan’ı unutursak ciğerimiz kurusun… Ve mazlum her bir coğrafyayı…

Suriye’de ikiyüzlü batının tutumu karşısında “insan kalmak”… Ölen küçük bedenlerin çaresiz yüzlerine bakarak insan kalmak… Esma’nın gözlerine odaklanarak, siyonizmin her türlü oyunlarına ayak direyerek yapmak.

Meselemiz insan kalmak, yani insani duygularımızı yitirmeden yaşayabilme meselesi. Üst sınıf- orta sınıf- alt sınıf gibi sınıf ayrımlarının pençesinde kavrulmadan, kapitalist dünyaya entegre olmayarak ve her insanı kutsal bilerek insan kalmak… Peygamberimizin izlerini takip ederek, en güzel örneğe en güzel ahlakla yaklaşabilmek için. En güzele en güzel ümmet olabilmek için…

Kılıçarslan bir meselesini ise toplumun güven dengesini alt üst eden Fetö meselesi üzerine konumlandırıyor. 15 Temmuz gelmeden önce, 17 Aralık izlerini takip ederek derin tahlillerde bulunuyor. Hep kaçamak cevaplar, kaçamak destekler, kaçamak birlikteliklere oynayan Fetö yapılanmasının tüm zihin taşlarını aydınlatarak resmediyor. Bütün bunları insan kalmaktan ziyade insan görmenin zorlu parkurunda icra etmeye çalışıyor.

İslamcılık, gelenek ve modernitenin kıskacındaki Müslümanların en tehlikeli meselesinin yozlaşmak ve ayrışmak olduğuna vurgu yapıyor yazarımız. Bunu merkezde buluşmak yerine hizipleşen cemaatsel akılların paranoyalarına uyarı mahiyetinde dile getiriyor. Bireyselleşen dünyaya karşı koyacak aklın, ancak birlikte hareket eden ortak akıl olması gerektiğini artık kavramamız gerekiyor yazarımıza göre.

“Merkez İslamcılık” söyleminin kaybolmaya yüz tuttuğu günümüzde, herkesle kucaklaşmanın gerekliliğini hatırlatarak, tabi önce insanın kendisiyle kucaklaşması gerektiğine dikkat çekiyor. Önce eksene kendisini alan insanın, halkasını güvenilir bir şekilde büyüteceği ve böylece toplumun yeniden diriltebileceğine inandırıyor sizi.

Son iki bölümü anılarına yani dolaysıyla kendisine ayırıyor yazarımız. Altıncı bölümde şehirlerin kendisinde bıraktığı izleri paylaşırken, son bölümde ise kendisiyle yapılan söyleşilerinden bir soru-cevap seçkisi sunuyor.

Kılıçarslan kısaca, “benim meselem” senin de meselen olmaya aday ise gel “biz” olup bu meselelere çözümler arayalım önerisinde bulunuyor.

İsmail Kılıçarslan

Benim Meselem

Profil Yayınları

240 sayfa

Mustafa Atalay - 06.11.2017

,

527

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin