Serasker Enver Paşa - Richard Euringer

Serasker Enver Paşa - Richard Euringer

Serasker Enver Paşa - Richard Euringer

22.04.2011 - Özgür ATASOY
Serasker Enver Paşa - Richard Euringer
Birinci dünya savaşında yer alan bir Alman pilot tarafından kaleme alınan eser Yarın Yayınları tarafından yayınlanmıştır. O dönemi yaşayan biri tarafından kalem alınması objektifliği arttırmaktadır. Tarihe ışık tutacak nitelikte, yaşanmış gerçek kesitleri sunar bize Serasker Enver Paşa adlı eser. Enver Paşa gibi bir subaya karşı kin ve nefret duygularıyla büyüdüğümüz bir gerçektir. Sonuçlar üzerinde odaklanan bizler nedenlerini araştırır vaziyette olmayışımız bu durumu açıklıyor.

Enver Paşa yıllardır öğrendiğimiz, tarih kitaplarıyla bize aşılanan haksız bir insan olarak görülen bir subaydı. Her birey kendi tarihi iyi bilmeli ki diğer toplumları, dostlarını ve düşmanlarını iyice anlayabilsin. Ancak bunu yaparken güvenilir kaynaklardan elde edeceği veriler ile bu amaca ulaşması olabilir.

Ülke o dönemlerde bir ateş çemberinin içinde yer alıyordu. Aynı anda hem iç dinamikler hem dış dinamikler etkiliydi. Dış dinamikler ülkeyi kendi amaçları doğrultusunda şekillendirmek istemekte. Enver Paşa bu duruma seyirci kalmayarak onların haince planlarını bozmak için çaba harcamaktaydı. Bu dönemleri iyi anlayabilmek için günümüz şartlarına göre düşünmemekte yarar olduğu konusunda hemfikiriz. O dönemin şartları onu gerektirdiği gözden kaçmamalı.

Cesaretli subayı anlamak için neden çaba harcamadık? Amacına neden yoğunlaşmadık? Nedenini neden sorgulamadık? Mareşal Liman o dönemde güya yardım etmek için gelen bir Alman subayıydı. Enver Paşa’nın muhalifi bir insandı. Enver Paşa kendisiyle birlikte Talat ve Cemal Paşalar ile beraber hareket ediyordu. Kafasındaki düşünceleri onlarla birlikte kurmayı hedefliyordu. Bu durum Mareşal Liman’ın hiç hoşuna gitmiyordu. Mareşal, Enver paşayı bulmak için üstün çabalar sarf etmesine rağmen bulamamış. Bu durumda istifa ederek yenilgilerin sorumlusu olmamak için ülkeyi kendi kaderi ancak kendi tayin edebilir cümlesi yüreklerde canlandırmasına sebep olur. Enver uzun seyahatler ile temaslar kurmaya çalışmıştır. Özellikle Rus çarını himayesinde olan bölgeler Kırgızlar, Özbekler ve Türkmenler ile dolu olduğu gözünün önünden geçiyordu. Talat, Enver paşanın bu kararını irdelemek gerektiğini ve biraz zaman yayılması için uğraş gösterse de Serasker aldırış etmedi.

Serasker Berlin’e gitmişti. Bu yolculuklar esnasında sürekli olarak kendi iç muhakemesiyle yüz yüze gelmekte, çözüm arayışları bulma hedefindeydi. Bir uçakla kendi inisiyatifi dışında tıpkı bir esir gibi Litvanyaya götürüldü.

Bu durumdaki psikolojisini şu cümleleri açıklamakta: “gece yarıları çığlık çığlığa uyanıyordu. Bekçileri yerinden sıçratırcasına bir çığlık: Türkiye’yi parçalıyorlar! Osmanlı’yı parçalıyorlar! Camilerin minarelerini yakıyorlar! Galata’ya sahip olmak için can atıyorlar!”

Enver paşa şifrelerinde sürekli küçük Kuran’da taşırdı. Talat ve Cemal Paşalar şifreleri bu sayede yollardı. Kimse de bu durumdan bir şey anlamazdı.
Riga’ya gitmekte

Moskova ile temas halinde olabilmek için ancak beklediği gibi gerçekleşmemektedir. Berlin’ de bir toplantı yapmak için girişimlerde bulunur. Her kesimden birer temsilci alarak bu ölüm kalım savaşında neler yapılacağı konusunda görüş birliliğine varmak, Enver Paşanın buraya gelme düşüncesi dâhilindeydi.

Enver paşa Moskova’ya ulaşır. Ve Lenin ile görüşür. Rusya da yaşayan 30 milyon Müslüman’ın ayaklanmaması için Enver Paşaya saygı gösterir Ruslar. Enver Paşa Lenin’den bir istekte bulunur: Mısır, İran, Arabistan gibi İngiliz etkisinde olan ülkelerden oluşturulacak temsilcileri Bakü’de toplanacak. Toplanan bu kadar insan tek bir ağızdan sevinç gösterileriyle Seraskeri karşılamaktaydı. Temsilciler konuşmaya başladılar. Ancak buhara temsilcisi Rusların ciddi anlamda şiddetlerine maruz kaldıklarını anlatınca Seraskerin suratı bir anda değişmişti. Serasker toplantıda söz alarak konuşmaması Rusları biraz olsun düşündürmüştü. Aslında kendilerini zeki sanan Rusların tuzağına düşmeyen Serasker mükemmel bir davranış sergilemiştir.

Ankara, Enver Paşa’nın haberi bile olmadan Ruslar ile İngiltere’ye karşı ittifak yapmıştı. Buhara’yı Ruslardan kurtarmak için o bölgeye gitti. Ruslar bu durumdan hiç hoşnut olmadı. Semerkad’ta Rus çetelerini toplattı yine Ruslar tarafından birbirine düşürdü.

Eserin son kısmında Ruslar tarafından saldırıya uğrayan Enver paşa 'turan hayal değildir' cümleleri ile saldırır Rus askerlerine. Serasker vefat etmişti. Öldüğünde cebinde bir cep Kuran’ı vardı bir de birkaç kuruş para.

Eseri okuyunca eserle alakası olmayan bir hikâye devamlı gözümün önünde canlandı durdu. Bu hikâye; yarışmaya katılan yüzücü sisli bir denizde yarışmak zorunda kalmaktadır. Ancak bu sisli denizde karaya ulaşmak için birçok kulaç atmasına rağmen karayı görmediği için pes etmiştir. Fark etmiş ki birkaç kulaç daha atsaydı karaya ulaşacaktı. Ama pes etmiştir. Enver paşa tıpkı bu yüzücü gibi sisli denizde kulaç atmaktan çekinmedi. Son kulaçları da atmak zorundaydı. Pes etmek, teslim olmak ona yakışmayan bir davranıştı. Bu durum cesaretli olduğunun büyük bir kanıtıydı.

Eseri okurken bir savaş beklendiği hissiyatını devamlı bir şekilde okuyucuda uyandırmaktadır. Eserin dilindeki sadelik ve akıcılıkla okuyucunun okumasına fırsat tanımıştır. Tarih öğrenmek zevkli olduğu kadar bir o kadar meşakkatli bir iştir. Okuyacağınız bu eser meşakkati azaltacaktır…

Serasker Enver Paşa
Richard Euringer
Yarın yayınları
214 sayfa
Özgür ATASOY - 22.04.2011

,

3688

Özgür ATASOY Hakkında

Özgür ATASOY

88 yılının eylül ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi. Çay ve sigaranın hayat felsefesinde önemli bir yeri vardır. Çaysız devrimin olabileceğine inanmaz. Sigarasız bir hayatın sağlığa zararlı olduğu hakkında derin düşünceleri vardır. Uzun sorular yumağında absürd lekeler barındırır duvarı. Sevdiği sözler arasında "içimde düşünen bir ben var ve o ben, ben olduğundan emin değilim"

Özgür ATASOY ismine kayıtlı 12 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin