Serkan Parlak Değerlendirdi: Muannit Sahtegi

Serkan Parlak Değerlendirdi: Muannit Sahtegi

Serkan Parlak Değerlendirdi: Muannit Sahtegi

27.03.2017 - Serkan Parlak
Serkan Parlak Değerlendirdi: Muannit Sahtegi

Türkçe edebiyatın gelmiş geçmiş en özgün karakterlerinden biridir o: Yazar, anlatıcı ve bir roman karakteri olarak Muannit Sahtegi. Dönemin günlük hayatı, toplumsal yapısı ve politik olayları bu anti-kahramanın penceresinden önümüze açılır. Peki nasıl? Tabiî ki günlük biçiminde. Ancak bu günlük bildiğimiz anlamda bir günlük değildir. Günlük notları bazen özetlenerek bazen değiştirilerek bazen de olduğu gibi aktarılır. Muannit Sahtegi’yi çözümlemek için, öncelikle zamansal akışı kavramak, bunun için de günlük tarih ve saatlerine dikkat etmek gerekir. Karakterdeki değişim ve dönüşümü kavramak için bu çok önemlidir. Günlüğün ve karakterin karmaşıklığıyla ancak bu şekilde başa çıkılabilir.

Anı-roman ya da mini-roman diyebileceğimiz bu metinde bir yandan 1979 yılında yazılmaya başlanan günlük notları öte yandan ise bu notlarla ilgili 1982’den sonra yazılan yorumlar aktarılır. Yayını planlanan günlük hakkında bir günlüktür bu. Muannit Sahtegi bu yorumları yaparken o zamanki günlük yaşamını da aktarır, yani yeniden günlük tutmaya başlar. Kesintiye uğramış ya da birbirinin devamı olan iki günlük vardır elimizde: 1. Günlük: 1 Ekim 1979-5 Şubat 1980 / 2. Günlük: 7 Mart 1984-13 Eylül 1987. Birinci ve ikinci günlük arasındaki farklar çok önemlidir, özellikle Muannit Sahtegi’nin yaşamındaki değişimleri anlamak için. Bu farklılık dilde de belirgin biçimde görünür olur.

Metinde geçen italiklere dikkat etmek gerekir: sayılar, kişi, yer, nesne adları, deyişler… Gerçek olanın işlevselliğini belirtmek, kurmaca anlatı düzleminin doğal parçası olmadıklarını belirtme amaçlı kullanılmış olabilirler. Muannit Sahtegi’nin iç dünyasının aydınlatılmasına, dışa vurulmasına yarayan işlevsel unsurlardır diyebiliriz bunlara, onun iç dünyasını nesnelleştirirler. Dışsal toplumsal-politik olay ve durumlar roman kişilerinin beslendiği bir yaşantı temeli oluşturur. Okuyucu bu sayede boğulmaz. Merkezi karakter bu sayede hem kurmaca hem de imgelem açısından güçlenir. Bu rakam, olay ve durumları metinden söküp alalım bir an için; geriye Muannit Sahtegi’nin yoğun iç sıkıntısı, bunalım ve bıkkınlığı kalır. İtalikler olmasa metin çok daha zorlu, sıkıcı ve okunması güç olabilirdi. Daha fazla iç konuşma ve bilinç altı dili kalırdı geriye. Metinde ağırlıklı olarak normal bir söz dizimi kullanılmıştır, ancak düzenlenişiyle oynanmış iç konuşma tekniğini gözden kaçırmamak gerekir. Söz dizimi, sözcük akışı ve noktalamanın değiştiği bilinç akışı tekniğinin kullanımı söz konusu değildir. Sonuç olarak Muannit Sahtegi ancak bu dille var olabilir, ona en uygun dil budur.

Muannit Sahtegi’nin günlük yazmasının en önemli nedenlerinden biri sekiz yıldan beridir birlikte yaşadığı evlatlığı Fatoş’tan ayrılacak olmasıdır. Muannit Sahtegi, Fatoş’u eğitim amacıyla İngiltere’ye yolladıktan sonra bu yeni duruma alışmaya çalışır. Kaygılıdır. Beklentilerinden vazgeçer. Direnci kırılmıştır. Yenildiğini hisseder. Çünkü Fatoş’un varlığı ona iyi gelmekteydi. Kendisine gereksinim duyulduğuna dair hissettiği inanç onu ikileme sokar. Yalvararak gururunu kırar. Korkaktır. Uğurlamaya gitmek istemez ama gitmeden de edemez. Oldukça basit görünen bu durumun – Fatoş’u uğurlamaya gitmek- duygusal ağırlığı dile yansır, şiirselliğe yol açar. Vüs’at O. Bener, çeşitli söyleşilerinde Türkçe’nin müziğini aradığını, dilde buna ulaşmak için çalıştığını belirtmişti. Bunun için yoğun ve özlü anlatım yolları denemişti. Özellikle bazı öykülerinde ele aldığı ölüm, doğum ve aşk gibi temalarda şiirselliğin ön plana çıktığı göze çarpıyordu. Burada da ayrılık söz konusu ve dil yine şiirselliğe evriliyor.

Muannit Sahtegi, Fatoş’a kıyamaz, ona acır, çünkü onu çok sever. Ancak çelişkilerle doludur, kafası çok karışıktır. Bazı eylemleri zorunluluktan yapar her ne kadar istemese de. Fatoş’un özellikle evle ilgili ihtiyaçlarına cevap veremediği için kendini suçlar. Başını sokacak bir ev-çatı isteği, Muannit Sahtegi ve Fatoş da içe kapanma isteğine karşılık gelir. Her ne olursa olsun ilk döneminde dayıoğlunun avukatlık bürosunda, ikinci döneminde ise danışmanlık şirketinde çalışırken hep ev merkezli bir hayatı vardı. Fatoş’la olan gerilimli ilişkisinde yaşlılığın ve ölümün yaklaşıyor olmasının verdiği tedirginlik; zamanla hınca ve bir tür duygusal işkenceye dönüşür. Kendisini kara kelaynak ve ses vermez plastik çıngırağa benzetmesi boşuna değil. Bu ilişkide eziyet eden ve edilen birbirine karışmış durumda. Muannit Sahtegi bu kafa karışıklığını umutsuzca gizlemeye çalışıyor ancak başarılı olamıyor. Hem kendisi hem de okuyucu için umut yok yani. Ancak burada şunu kesinlikle gözden kaçırmamak gerek: Muannit Sahtegi’nin kafa karışıklığı ile metnin dili birbiriyle çok uyumludur hatta Muannit Sahtegi’ye en uygun dil budur bile diyebiliriz. Ad ve soyadındaki (direngen-sahtelik) anlam karakterindeki varoluşsal, zihinsel ve dilsel bölünmeyi destekler. Zıtlıklar metin boyunca birbiriyle çarpışır. Bu adeta bilinçaltı dilidir. Yazar bu dili mükemmel bir biçimde karakteriyle bütünleştirir. Bu dil Muannit Sahtegi için üretilmiş özel bir dildir.

Vüs’at O. Bener, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları, Yapı Kredi Yayınları, Şubat 2016.

Serkan Parlak - 27.03.2017

,

891

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin