Sessizlerin Sesi Bora!

Sessizlerin Sesi Bora!

Sessizlerin Sesi Bora!

02.12.2013 - Misafir Köşesi
Sessizlerin Sesi Bora!

Can Akbulut yazdı....

Bora… Ezilen, dövülen, hor görülen çocuk… Talihsizliği daha çok küçükken başlayan çocuk… Okulda Hüsam’dan, kursta Taci’den, askerde komutanlarından darbe yiyen çocuk… Kısacası hayatın kendisine hiç gülmediği çocuk… Ayşe Kulin tarafından kaleme alınan “Bora’nın Kitabı” adlı eser önceki romanı “Gizli Anların Yolcusu” adlı eserinin devamı niteliğinde. Aralarındaki fark “Gizli Anların Yolcusu” adlı kitapta İlhan Yayınevinin sahibi ve Bora’nın patronu olan İlhami başkarakter iken, “Bora’nın Kitabı” adlı eser neredeyse tamamen Bora’nın penceresinden işleniyor. Bu eserde de İlhami ile Bora’nın birbirlerine olan yasak aşkları da ana konu niteliğinde. Bora’nın dünü ve bugünü üzerine yoğunlaşan romanda her insanın başına gelebilecek problemlerin çok çok daha kötülerini yaşayan Bora’nın geçmişiyle yüzleşmesinde çocukluk arkadaşı Recep ve kız kardeşi Cemile ön planda. Fakat bir tavsiye vermem gerekirse; bu eserden önce kesinlikle “Gizli Anların Yolcusu” adlı romanı okumalısınız. Böylece romanı analiz etmeniz ve karakterleri tanımanız daha kolay olacaktır.

“Receple birlikte olmanın en güzel taraflarından biriydi bu, birlikte canımız sıkılmadan susabilmek… Yan yana oturup hiç konuşmadan, hiç de sıkılmadan, sinema seyreder gibi aklımızdan geçenlere odaklanmak… Beynimizin sinemalarını bazen birbirimize aktarmak, çoğu kez de sessiz kalmak bizim dostluğumuzun en huzur verici yanıydı bence. Sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. Bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! Birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması! Ne çok ama ne çok özlemişim meğer Recep’le birlikte olmayı, birlikte susmayı.”

Merak ediyorum ben Ayşe Kulin’in bir eserinde ne zaman sıkılacağım ben diye… Bu güzel insan o kadar akıcı bir ifade yeteneğine sahip ki; kitaba başladığınız zaman kendinizi kaptırıyorsunuz. “Bora’nın Kitabı” adlı eserini elime aldıktan sonra ancak bitirdiğimde bırakabildim. Sürükleyici olan bu kitapta konular arasında da bir kopukluk bulunmamakta. Tek hoşuma gitmeyen şey kitabın kapak tasarımının kitaba yakışır şekilde gösterişli olmamasıydı. Tabii ki Ayşe Kulin büyük bir yazar ve onun kitap kapak resmiyle okuyucunun aklını çelmeye ihtiyacı yok ama ben aldığım marketing eğitiminden dolayı değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bilinciyle buna da önem verilmesi taraftarıyım.

Bu kitabı sıkılmadan ve sonraki sayfada neler olacak merakıyla okudum. Eğer bir yazar eserinde okuyucuyu meraklandırmayı başarmışsa o yazar büyük bir yazardır. Kaldı ki Ayşe Kulin gibi birisinden bahsediyoruz burada… Aslında bu kitap o kadar güzel mesajlar veriyor ki ama tabii ki bunu görebilmek önemli. Eşcinsellerin yaşadıkları zorluklardan tutun da, doğudaki kadınların değersiz bir meta gibi görülmesine kadar ülkemizin sorunlarıyla ilgilenilmiş. Belki bu incelememi okurken 2012 yılında yayınlanan bir kitap hakkında neden şimdi fikirlerimi paylaştığımı düşünüyor olabilirsiniz. Ama bence düşünmeyin… Sonuçta kitaplar ölümsüzdür. Fanilerin kaleminden kâğıda dökülen ve sonsuzluğa uğurlanan yapıtlardır. Bir moda değildir ki kitap hemen çıktığı anda yorum yapalım… Umarım bana hak verirsiniz bu konuda…

Okumanızı tavsiye ettiğim Ayşe Kulin tarafından kaleme alınan “Bora’nın Kitabı” Everest Yayınlarından çıktı. İnternet kitapçıları ve tüm kitapevlerinde bulunuyor.

Boranın Kitabı
Ayşe Kulin
Everest Yayınları
256 Sayfa

Misafir Köşesi - 02.12.2013

,

2581

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 184 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin