Sevinciniz, başkalarının hüznü olmasın

Sevinciniz, başkalarının hüznü olmasın

Sevinciniz, başkalarının hüznü olmasın

04.06.2014 - Yakup Çak
Sevinciniz, başkalarının hüznü olmasın

Sosyal duyarlılık kapsamında kaleme alınmış bir eserdir. Yazarın bireysel silahlanmaya karşı bir duruş ve bir farkındalık oluşturma çabasıdır. Günümüzde ciddi bir sosyal problem haline gelen bireysel silahlanma ve özellikle maganda kurşunlarının tükettiği hayatlar, söndürdüğü ocaklar, üzerinde ciddi çalışmaların yapılması gerektiğinin de en büyük göstergesidir.

On yedi gün, maganda kurşunuyla yaralanan Umut'un hastanede geçirdiği on yedi günlük yoğun bakım süresinde, ailesinin neler çektiğinin anlatıldığı hayattan bir hikâyedir. Umut koyu bir Beşiktaş taraftarıdır ve takımının galip geldiği bir maçın ardından sokağa çıkarlar. Galibiyet coşkusunun yoğun yaşandığı Güven Parka gelirler. Orada sloganlarla marşlarla galibiyet sevincini kutlarlarken, nereden geldiği belli olmayan bir silah sesiyle Umut yere düşer. Babası ilk önce ne olduğunu anlayamaz ve gelen ambulansta kafasından yaralandığını öğrenir. Bu süreçten sonra hastanede yaşanalar ve ailenin hayatının altının üstüne geldiği günler başlar.

Yazar bu süre zarfında insanların sevinç anında silah kullanmasının nedenlerini sorgular. Toplumun silaha neden ihtiyaç duyduğu, bireysel silahlanmanın hangi tehlikelere neden olacağına dikkat çeker. Farklı görüşlerle, değişik bakış açılarıyla bu tehlikeye karşı alternatif çözümler sunar. Bu gibi trajedilerin daha fazla yaşanmaması için bireysel silahlanmaya karşı tavır alma çabası vardır. Çeşitli etkinliklerle en azından bir yerden başlamak ister.

Asker uğurlamaları, düğünler, takımların galibiyet günlerinde çokça gördüğümüz maganda olgusunun mantığını sorgular. Havaya ateş eden bir kişinin neyi ispat etmek istediğini anlamaya çalışır. Ayrıca şu konuya da dikkat çekmek gerekebilir. Sevinçlerimizin dozunu ayarlayamadığımız bu gibi sevinç anında bile neden silah kullanılmaktadır?

Hikâyenin maç sevinci etrafında anlatılıyor olması, aslında ülkemizde çoğu olguları abarttığımız gibi, takım tutmayı, düğün yapmayı, asker uğurlamayı da aşırı bir şekilde abarttığımızı da görmezden gelmeyiz.

Umut'un on yeri günlük hayat mücadelesi ve ailesinin çaresizliği, hastanede ki hasta yakınlıkları ve her şey bir yana yoğun bakım önünde ki sancılı bekleyişin, insanların orada kısa sürede kader birliği edişi, dost oluşları da anlatılmaktadır.

Yazar Umut'un ailesinin yaşadıklarının yanında, bir de olaya diğer cepheden bakmaktadır. Bir insanın böyle bilinçsizce bir hareketi nasıl yaptığını, nasıl bir psikopat gibi etrafa ölüm saçabileceğini onun gözüyle anlatır. Bir anlık hatanın bir çocuğun ailesini, okuldaki çevresini ve hatta kendi hayatında nelere mal olduğunu en acı şekilde işler.

Umut on yedi günlük yaşam savaşını kaybeder. Ve ailenin önüne son bir seçenek olarak organ nakli teklifi sunulur. Aile ilk önce kabul etmek istemez fakat hastane ortamında her çeşit insanla karşılaşmak mümkündür ve acil organa ihtiyacı olan bir kız aileye bu zor kararı vermesinde yardımcı olur. Bir kurşunla tükenen bir hayat, birçok kişinin bünyesinde organlarıyla yaşamına devam eder.

Hikâyenin özü itibariyle tamamen sosyal duyarlılık içerir ve sorunları sadece dillendirmek yerine çözümler de sunar. Fakat çözümün her şeyden önce ailede başlayacağı gerçeği bir kere daha vurgulanır.

İnsan denen yaratık dünya kurulduğundan beri ölüyor, öldürüyor. Kendi kanıyla besleniyor. Habil ile Kabilden beri kan hiç durmadı. Mızrak yaptı öldürdü, ok yaptı öldürdü, kılıçtan geçirdi öldürdü. Barutu buldu, silahı yaptı öldürdü... Neden bu hırs; neydi bu kazanma arzusu? Bu cinayetlerden de, havaya ateş açan insanlardan da, dünyadaki kan ve gözyaşından da hepimiz sorumluyuz...

Böylesi elim hadiselerin daha fazla yaşanmaması için, bu duyarlılığa destek vermek gerekir. Yazarın çıktığı bu yolda, Profil yayınları On Yedi Gün'ü okuyucuya ulaştırarak katkı sağlamıştır.

Silah öldürür. Silaha değil kitaba sarılalım...

ON YEDİ GÜN
Yusuf KOŞAR
Profil yayınları

Yakup Çak - 04.06.2014

,

1757

Yakup Çak Hakkında

Yakup Çak

1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman?da okudum, Lise?yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.

Not: Fotoğraftaki şahıs kendisi değildir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin