Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç

Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç

Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç

17.02.2011 - Bilal Can
Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç
Şey ve Tan sesli düşünmenin eseri olarak belirgin düşünce renkleri ile okuyuculara sunulan bir kitap olarak Şule Yayınları arasından okuyuculara sunulmuş. Yazıların felsefeden din bilimine, edebiyattan tarihe kadar birçok konuda bilgi içermesi yazıların okunurluğunu yükselten unsurlar.

Kitap içinde onbir anlatı türünden deneme içeriyor. Her deneme birbirinden bağımsız olarak yazarın iç dünyasından okurun dünyasına yansıyacak önemli ve güzel sözler taşıyor. Herkesin bir kitap okuma biçimi olduğuna inanırım. En azından iyi okuyucular için öyle olduğunu düşünürüm. Kimi hatta bu okuma eylemini günlük hayatı içinde bir iş olarak algılar ve kabul eder günün belli bir saatini bu okumaya ayırır. Benim öyle düzenli bir okuma alışkanlığım yok. Her zaman okuyacak bir şeyler bulurum ve okumak için artı bir zaman ayırmam. En sevdiğim okuma zamanları ise yolculukların o bitmez saatlerinde kitaplara dalmaktır.

Şey ve Tan benim yolculuk kitaplarımdan biri oldu. Eğer uzun yola çıkmışsanız ve yolculuk öyle 2-3 saatle bitecek gibi değilse kitap en iyi yoldaşlık vazifesini getirir. Ben de Şey ve Tan kitabı ile birlikte birkaç kitap alarak yolculuğa başladım. Yolculuğa başlar başlamaz başladığım kitabı kısa sürede bitirdim ama kitaptaki bazı cümlelerin yankısını bir türlü bitiremedim. Yayıldıkça yayıldı.

Yazarın ara ara çok iddalı olduğu cümlelerinin yanında iddiasız gibi gözüken ama bende daha çok etki yapan cümlelerini tekrar tekrar okudum. Kitabın bendeki hali bu şekilde güzelleşti, renklendi.

”Şairler ve dehâlar Allah’ın ayeti olan dilin tefsirine cüret edebilen biricik kişiliklerdir.” Kitaptaki denemelerden biri olan Şairler, Dâhiler ve de Yığınlar kısmında geçen bu cümle kelimenin ve düşüncenin önemi üzerinden bu işle uğraşanların büyük bir işe kalkıştıklarını da belirgin olarak mimlemektedir. Kitabın tamamına hakim olan şiirsellik bu denemede de kendini göstermektedir. Bu yüzden yazan kişi bahsedilen cümleye kendini de koymaktadır. Şiir dilini iyi bilen ve şiirlerin yankısını kendinde hissedip hisssetirebilen bir yazar portesi vardır Şey ve Tan kitabında.

Denemelerde verilmek istenen düşüncelerin sıkmadan, yormadan okuyucuya verilmesi bir yandan iyi olsa da bir yandan da kötü olmuştur. Eserin okuyucuyu düşündürmesi, sıkması hatta kimi zaman yorması gerekir. Yoksa okunan eser ”okudum bitti” cümlesine muhatap olarak kalır ve okununca raftaki yerine konur, bir daha açılmamak üzere.

Kitabın tamamına hakim olan şeytan ve insan olgusu belirli denemelerde daha fazla işlenerek kitabı bir bütünlük halinde gözükmesine neden olmuştur. ”Şeytan ve insan kovulmuştur; insan cenetten, şeytansa her yerden! Bu yüzden şeytan her yerin, insansa cennetin peşinde. Ama şeytan cehennemi garantilediği için oraya dost biriktiriyor. Fakat zor olan insana düşüyor. Çünkü insan da şeytana yüz çevirmekle yükümlü, işte bu savaş ezelden beri sürüyor. Bazen bu savaşa katılmayan ”küçük utanmaz adam” için şeytanın biriktirdiklerini düşününce onlar adına seviniyorum. Çünkü cehennemde yalnızlığı şeytan dahi istemiyor”

Şeytan göklerden kovulduğundan beri insanı yoldan çıkarmak ve kendi yalnızlığına dost olarak katmak için yoldan sapıtıcı, kandırıcı olarak her zaman insanlara musallat olan ateşten yaratılmış bir melektir. Kovulmadan önceki ismi azazil olarak biliniyor. Bilgisi yüzünden meleklere ders vermiştir. Bu da şeytanın bilgisini kötü yolda kullanmasına neden olmuştur. Şey ve Tan kitabında şeytanın bu olaydan sonra insan ve kendi arasındaki etkileşimi, durumu üzerine birkaç cümle de olsa etkili sözler söylemeye çalışmış yazar.

”Dünyanın sonu geldiğinde Pappini’nin tahayyülünde canlanan robotlaşmış son beşer ile ilk insan Adem, bütün sırların açığa çıktığı ahrette buluşurlar. Ancak, Adem onu görür görmez böyle bir hilkat garibesi bir varlık benim torunum olamaz der. Sanat için, şiir için, güzellik için yaşıyorsak: Adem ile buluşacak son kişi,özde farkı olmayan tarih ya da şiire göbeğinden bağlı birisi olmalıdır. Kendimizi Adem’e mahcup etmemek için, tarih ve şiir sonuna kadar savunulmalıdır. Tarihin ya da şiirin sonu, dünyanın sonudur. İnsanın sonudur. ”

Şey ve Tan
Mehmet Sabri Genç
Şule Yayınları
80 Sayfa Bilal Can - 17.02.2011

,

2492

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin