Şiirler - Cahit Zarifoğlu

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 492 | 17.03.11

Cahit Zarifoğlu, şiiri, buz dağıyla bütünleştirir ve kendi şiirini de onun görünmeyen kısmı olarak niteler. Hâlbuki şairler buz dağlarını, görünen kısmına, yani zirvelerine göz koymuştur. Özellikle Yunus Emre'yi kendisine bu konu da örnek görür ve onun hem dağın eteklerini hem de zirvesini oranlayak yazdığını söyler. Yunus Emre bu şekilde şiirlerini hem görünenle hem de manayla harmanlayarak şekillendirir. Onun sadece manaya yönelişi ve şiirlerinin bu yüzden kapalı oluşu okurlarınca tam olarak anlaşılamamasına sebep olmuştur.

Kırk yedi sene yaşamakla berber aslında kısa bir ömür geçirdiğini söyleyebileceğimiz bu büyük şairimiz, kendisinin içinde sürekli şiir tezgâhlayan bir mekanizma olduğunu söyler. Çoğu şairin de kabul ettiği gibi şiirde yapı sorununu çözen en iyi şairlerden birisidir. İkinci Yeni akımının ayrı bir köşesine konulması gereken Zarifoğlu'nun şiiri, Cemal Süreya'nın deyimiyle 'kendi şiiri ve Sezai Karakoç şiiri arasında gidip gelmektedir.' Fakat bütün kitabı incelediğimizde, şiirinin hiçbir kalıba uymadığını, belli bir şiir kalıbı üzerine oluşturulmadığını görüyoruz.

Belli bir hece ölçüsüne uymaz. Serbest yazmakla beraber, dörtlük ve beyit şeklinde yazılan şiirleri de bulunmaktadır. Aslında ben bunu 'Zarifoğlu'nun şiir, şiirin Zarifoğlu' olmasıyla yorumluyorum. Yani yazarken şiiri kendisi, kendisi şiirdir..

'Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya'

Zarifoğlu şiirini okuyan herkes onun şiirinin kendini hemen ele vermeyen bir tarzda olduğunu söyler. Oysa meselenin kaynağına derinlemesine bakılırsa şiirin anlamı bir çorap söküğü gibi zihinde belirecektir. Örneğin 'Aylak Göz' adlı şiirinde kendisini anlattığını düşünürsek çok iyi bir betimlemeyle karşılaşırız. Belki de Zarifoğlu'nun içine kapanıklığı, şiirlerinde de dertlerini ve saklılarını yine içe dönük bir yazıyla ortaya çıkarmasına neden oluyordur.

Cahit Zarifoğlu'nu bütün bu yönleriyle; şiire perdenin arkasından bakan bir 'göz' olarak görüyorum. Kendisi de esrarlı olmakla birlikte, bir de bizim bakamadığımız yandan gördüğü esrarı şiire yansıtıyor. Ki Zarifoğlu öyle tahmin ediyorum ki şiirlerinin ancak belli bir kısım tarafından anlaşılacağını bildiği için çocuklara da ayrı olarak şiirler yazmıştır. Çünkü diğer şairlerin ayrıca çocuklara yöneldiğini göremiyorsunuz.

'Düştümse eğer sana bakarken düştüm'

Enis Batur, Zarifoğlu'nu keşfedilmeyi bekleyen bir ada olarak görür. Ben kendisini 'keşfedilmeyi bekleyen bir şiir kıtası' olarak yorumluyorum. Şiiri acılarıyla beslemiş, Müslümanlık ve duyulan hüzünle çıkılmış aşk basamaklarına. Çok ince örgüler görüyorsunuz kelimelerden. Eğer burada seçkin cümlelerinden bahsetmek gerekseydi yine bir kitap bütünlüğü gösteren bir dosyaya ulaşılabilirdi.

Şiirinin oluşum sürecinde; Bir babadan, anadan, oğulluktan, daha doğrusu evinden kaçan bir gencin isyanını görüyorsunuz. Evden kaçarken Allah'a yakınlaşıyor Zarifoğlu. Bu isyanı ya da kaçışı diyebileceğimiz eylem bir hareketi değil, şiirini oluşturuyor. Zaten kendisi de bir şiirinde 'Kaçıp dönüşüm şiir' diyerek bunu belirtmekte. Aynı zamanda kadınlara karşı bir hassaslık görüyorsunuz. Çoğu yerde kadınlara karşı oluşturulmuş ince çizgiler, analıkları, arzuları ve cinsellikleriyle karşılaşıyorsunuz.

'Şöyle olmuş;
Ben sen demişim
Sense sen'

Sağ, sol mücadelesinin yapıldığı yıllarda yaşayan Zarifoğlu, Müslüman tavırlarıyla dikkat çeker. Afganistan ve Filistin topraklarında ezilen Müslüman kardeşlerini de ele alır. Şiirinin bir amacı da Müslümanları uyarmak ve uyandırmaktır.

Rasim Özdenören büyük bir iddiayla 'Zarifoğlu'nun sadece kendisinden sonra gelenleri değil, kendinden öncekileri de etkilediğini' savunur. Tabi ki bu bir övülmedir ancak 'saf' şiiri Zarifoğlu'nda algılamayız. Zira İsmet Özel, Sezai Karakoç, Cemal Süreya ya da Edip Cansever'in şiirlerinde olduğu gibi bir tarz yoktur ortada. Ancak incelendiğinde bütün bu tarzların Zarifoğlu'nun şiirlerinden kopan ayrı birer tarz olarak ortaya çıktığı görülür.

'Ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim'

Cahit Zarifoğlu
Şiirler
Beyan Yayınları
496 sayfa

14 Eylül 1991- Bursa/ Yenişehir doğumluyum. Eğitim ve öğrenimime halen Kütahya Dumlupınar Üniversitesi- Muhasebe Bölümünde okuyarak devam ediyorum. Bunun yanında edebiyat ve düşünce tarzı kitaplara yönelerek kişisel gelişimime devam etmekteyim.

Nihat İlhan İsmine Kayıtlı 39 Yazı Bulunmakdadır.


Nihat İlhan İsmine Kayıtlı 39 Yazı Bulunmakdadır.

Ali Şeriati İle Söyleşmek - Ömer Noyan
Ebrulim - Ferhat Özbadem
Ayetler Ve Yetenekler - Necmettin Şahinler
Mektuplar - Cahit Zarifoğlu
Tarih Yazıları - Mustafa İslamoğlu
Nun ve Kalem - Mustafa Özçelik
Dikkat Vücudunuz Konuşuyor - Ahmet Şerif İzgören
İman Yazıları - Mustafa İslamoğlu
Şiirler - Cahit Zarifoğlu
Kur'an Yazıları - Mustafa İslamoğlu
Aşk Şarabı ve Hayat: Kaside-i Hamriyye Şerhi - Davud el-Kayseri
Gidiyorum Bu - Ah Muhsin Ünlü
Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen - Ceyhun Yılmaz
Şehri Terketmeden Önce - Ümit Aktaş
Esinti - Süleyman Bozdoğan
Krallar Avlayan Türk - M. Turhan Tan
Viyana Dönüşü - M. Turhan Tan
Yağmura Yakalanmış Şiirler - Rahmi Kaya
Yol ve Kavil - Ferhat Kalender
Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci
Giderken Söylenmiştir - İbrahim Tenekeci
Mehmet Akif ve İstiklal Marşı - Mustafa Özçelik
Diriliş Türküsü - Mustafa Özçelik
Gece Işıltısı - Mustafa Özçelik
Dünyanın Tenhasında - Mustafa Özçelik
Can Feda - Can Yücel
Can Kulağını Aç - Haz: Adem Sertel
Bakanlar ve Görenler - İsmet Özel
Alacakaranlık - Stepheine Meyer
Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç
Dokuz Kandil - Arif Ay
Esma-i Nebi - Mustafa Özçelik
Satır Arası Hikayeler - Serdar Tuncer
Düzceli Mehmet - Halit Ertuğrul
Dil Belası - İmam Gazali
Yaşamak - Cahit Zarifoğlu
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım - Paolu Coelho
Tufan - Mahmut Kuru
Hint Denizlerinde Türkler - M. Turhan Tan