Sinekler de Uyur

Sinekler de Uyur

Sinekler de Uyur

04.12.2019 - Yeni Çıkanlar
Sinekler de Uyur

“Sinekler de Uyur” kitabının merkezî imgesi aşktır. Bu öykülere edebî mührünü belirleyici anlamda vuran aşk duygusudur. Bu duygunun bir yönü, çatallanan, yol ayrımında kalınan aşk hâllerine baktığı gibi, bir diğer yönü tutkulu bir birlikteliğe, bir başka yönü de karşılıksız kalmış aşk kırgınlarına öyküden bir pencere açıyor. Serpil Tuncer’in kaleminde aşk izleği düşsellikle birlikte varlık buluyor. Birçok öyküsünde tartıştığı konu olan aşk, kadınların duygusal açmazlarını merkeze alarak geniş bir hayal atmosferi içinde şekilleniyor.

Serpil Tuncer, bu öykü kitabıyla birlikte artık bir “hikâye dünyası”nı kurmuştur, diyebiliriz. Tuncer bize, bugüne dek biriken öykü toplamını da göz önünde bulundurursak, kendine has anlatımı, etkili vurguları, sarsıcı final cümleleri, duygunun gel-gitlerini deşmedeki başarısı ve özge öykü kumaşıyla bir “dünya” getiriyor. Bu dünya, içinde yer aldığımız hayatın sorunlarıyla iç içe bir evrendir ama birebir kopyası değildir. Tuncer, yaratıcı öykü zekâsıyla bu dünyaya kendi özgün ve özge çizgisini çekebiliyor. Soyutla somut arasındaki gerilim hattında, soyut deneysel öykünün de somut gerçekçi öykünün de örneklerinin sergilendiği bu estetik çıtası yüksek, farklı ve değişik tabiatı haiz “dünya” için son cümle şu olabilir ancak:

Serpil Tuncer, Sinekler de uyur adlı bu son öykü kitabıyla artık ustalığını kanıtlamıştır.

Kendi hayat algınızdan ve düş dünyanızdan parçalar bulabileceğiniz bu nadide öyküleri okuyun derim.

Kuyuya inerken de kuyudan çıkarken de…

Otobüste, durakta, vapurda, uçakta ve metroda…

Aşk’ın bir mesele olarak sorgulandığı bu sahici öyküleri elinizden bırakamayacaksınız…

Kitaptan Alıntı/Mevsimler Geçerken

Kaktüs severdi, onca renkli çiçek, Yaratıcı tarafından büyüsün ve dünyayı güzelleştirsin diye doğaya salınıp bırakılmışken. Taçlı çiçek yapraklardan, gülün dikeninden, saksılarda yarısı kuruyan begonvillerden bahsetmezdi hiç. İlahi adam sen de… O rengârenk çiçek dünyası dururken ne diye çölleri mesken tutmuş kaktüslere yanar durursun. Hem dikeni vardır kaktüslerin. Gölgeleri adam boyunu geçmez. Kuşlar bile konamaz dikenli, yassı dallarına. Çetin coğrafyaların bitkileridir onlar. Çeşitten yoksundurlar. “Olsun” derdi. “Gülün dikeni yok mu sanki. Kaldı ki ben kaktüslerin vahşiliğine hastayım.” Böylelikle anlamış oldum ne kadar yalnız bir ruh olduğunu ve sürünün dışında kalıp, kendine başka dünyalar kurduğunu. İtilmişlik bu olsa gerekti ve çaresiz kalan her kalp, elbet bir aşkın itirafını beklerdi.

Yeni Çıkanlar - 04.12.2019

,

249

Yeni Çıkanlar Hakkında

Yeni Çıkanlar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin