Sineklerin Uyuduğu Zamanlar

Sineklerin Uyuduğu Zamanlar

Sineklerin Uyuduğu Zamanlar

10.11.2020 - Ayşe Bağca
Sineklerin Uyuduğu Zamanlar

Yazarken bir noktaya atış yapar orayı vurur ve içinden çıkanlarla cümlelerimizi besleriz. Aşk konusu pek çok yazar tarafından işlenmiş, anlatılmaya çalışılmış, gerekli gereksiz birçok ayrıntılar içerisinde boğdurulmuş bir duygu olarak yansıtılmıştır. Uzaktan aşka bakmakla, içindeki aşkla yazmak arasında dağlar kadar fark vardır.

Serpil Tuncer “Sinekler de Uyur” isimli kitabında “aşk imgesinin kalbine vuruşlarıyla kalemini eline almış. “Sinekler de Uyur” adlı eser, içerisinde on beş adet öyküden oluşan bir çırpıda okunabilecek bir öykü kitabı. Kitap, Ķör kuyuda bir Züleyha öyküsü ile başlar. Öykü kahramanı Züleyha’nın karşılıksız aşkının ruhunda yarattığı derin buhranları ele alır. Fiziksel olarak çok da kadınsı görünmeyen Züleyha, silik bir karakterdir. Yazar, karakterin eski nişanlısıyla karşılaştığı bir kriz anını fotoğraflamış ve bu durumun bir kadında yarattığı psikolojik durumu gözler önüne sermeye çalışmıştır. İçsel konuşmalar ve psikolojik tahliller yerli yerine olmasa dahi, eser, bu hikâye bağlamında okurla temas kuran bir boyuta taşımaktadır.

Yazar, temelde kadın duygularını dile getirse de erkek ruhundaki aşk iminin dışa vurumunu ya da ruhundaki derin yaraların kelimelerdeki aksini de bize göstermeye çalışır. Bu da yazarın iyi bir gözlem yeteneğine sahip olduğunu, kadın ve erkek ayrımında iki farklı cinsin duygudurumlarına dair ayrıntılı gözlemler yaptığının göstergesi olarak okunabilmektedir. Bir kadın yazarın erkekler hakkında çıkarımlar yapması tehlikeli ve hatta çoğu zaman zor bir durumdur. Fakat iyi bir gözlem yeteneğine sahipse ve iyi bir okumayla bu gözlemlerini birleştirmişse ayrıntılı veriler elde edilebilir. Serpil Tuncer de kısmen de olsa bunu başarmış gözükmektedir.

Kitaptaki üçüncü öykü, kitaba adını veren Sinekler de Uyur’dur. Bu öyküde bir pişmanlığın, bir günahın nasıl kadın kalbinde yara olduğu dile getirilir. Bir hesaplaşma bir arınma yahut pişmanlığın tevbe halinin izlekleri görünmektedir.

Yazar, anlatılarında bir öykü kitabından beklenecek serilikte, okuma kolaylığı sağlayan ve durum hikâyesinin en çok içine düştüğü imgeye boğma hatasına düşmeden konuyu irdelemektedir. Ele aldığı konularında fazlaca sıradan, tek düze bir anlatım sergilediği görülür.

Eser, farklı öykülerin harmanlandığı bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan her eserin etki alanı aynı düzeyde değildir. Örneğin: Duvara Bir Çizik At, bu anlamda dikkat çekici bir örnektir. Derin bir psikolojik öykü olarak da Bebeği Öldür Sırrını Sakla, bu alanda başarılı bulabileceğimiz bir duygu aktarımına sahiptir. Genel olarak yalnızlık, geçim derdi, ayrılık, ihanet gibi travmatik konuların işlendiği öykülerde zaten normalin üstünde bir duygu akışı mevcuttur. Bu duygu akışının olumsuz çağrışımlarla bezeli olması öykünün okuyucu da depresif izler bırakmasına neden olacaktır. Toplumun mustarip olduğu konuların bir öykü kitabında meseleyi anlatmakla kalmayıp, bu ruh haline ışık tutan bir tavrının olması bilinçli bir okuyucuda beklenti haline gelecektir.

Eser, genel olarak toplumsal konulara temas eden bir yazınla karşımıza çıkmıştır. Serpil Tuncer, toplumun kanayan yanlarına bir nebze de olsa ayna tutmuş, bunu öykü diliyle okurun karşısına sunmuştur. Yazarı güçlü kılan da bu yönüdür.

Serpil Tuncer

Sinekler de Uyur

Okur Kitaplığı

Ayşe Bağca - 10.11.2020

,

1994

Ayşe Bağca Hakkında

Ayşe Bağca

1983 Haziran ayında doğdu. Yüksek öğrenimi Cumhuriyet Üniversitesinde başladı ve şuan Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji porogramıyla devam ediyor. İlk yazıları 2001 yılında Yitik Düşler dergisinde yayınlandı. Zaman içerisinde çeşitli dergi ve edebiyat sitelerinde yazdı. Yolcu Dergisi ve Kitap Haber'le yoluna devam ediyor. Şiir yazdığına dair bazı rivayetler var.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin