Sokak Başı Dile Gelirse

Sokak Başı Dile Gelirse

Sokak Başı Dile Gelirse

06.09.2021 - Ülker Gündoğdu
Sokak Başı Dile Gelirse

Hala oradasınız ha! Olamaz, inanılacak gibi değil!

Yok olun haydi! Aydınlığın çağındayız!

Bu şeytansı insanlar kuralları umursamıyor!

Aklımız yerinde hepimizin, yine de aramızda

Kötü ruhlar görüyoruz.

Aklın sınırlamaları olduğunu bildiğimiz içgüdülerin ardında ne var? Schopenhauer’a göre irade. İrade, insan benliğinin insan özelliği taşıması için önemli unsur. Bizleri egemenliği altına alan gerçeklerle dopdolu bir dünyada tarih boyunca insanlığın düştüğü çıkmazların izleğinde varoluşunu sürdüren bizden başkası değildi. İnsanlık tarihinden bu yana olayların bu kadar gelişmesi, insanlığın yoğun bir iletişim ağı içerisine dâhil olması nedeniyle olmuştur. Artık her şeyi yoğun, içsel serüveni ise seyrek bir biçimde yaşar hale büründük. Bir anda birçok işi halletmeye çalışırken beynimiz farklı bölümlere ayrılıyor ve her iş işin ayrı bir serüvene dahil ediyor bütün benliğimizi. Dahil ettiğimiz unsurlar; bize bizi anlatan, bizden başkasına yansıyan, başkasından da tüm insanlığın benzer yanlarına vurgu yapan unsurlarla insanlık ile eklemleniriz. İnsanlık; bu dünyanın sürgünü… Bize bizi anlatanlar oldukça bizler kendi keşfimizi daha iyi bir halde yürütebileceğiz. Bu anlatıcılar; kimi zaman edebiyatçılar, kimi zaman müzisyenler, kimi zaman sokak başında oturup çevreyi izleyen bir ihtiyar, kimi zaman evde beslediğimiz kedimiz, kimi zaman da bir kitap. İşte bu kitaplardan biri de Hasan Ejdarha’nın Sokakbaşı adlı eseridir. Sokakbaşı. İsmi bile bize bir çok kapıyı aralıyor. Hasan Ejderha, Sokakbaşı adlı eserinde; zaman, mekân, olay üzerinden bireysel ve toplumsal tepkiselliğin sonuçlarını karakterler üzerine eklemleyerek dikkat çekici bir dille, içten ve edebi bir biçimde anlatımını sergiliyor.

Halkın sahnesi konumundaki sokakbaşının tanıklık ettiği bireysel olaylara toplumsal verdiğimiz tepkileri sorgulatmaktadır. Olaylar nasıl görünürse görünsün göründüğü gibi olmadığının kazanımı edinilmektedir. Algıladığımız olaya sergilediğimiz tutum üzerinden tepkiselliğimizin gelişimine katkı sağlamaktadır. Karakterler ile birlikte okur öfkeyi, şefkati ve acıyı yaşar. Yoksullukla ve kimsesizlikle mücadelenin toplumsal desteğe muhtaçlığındaki önemi vurgular. Zeynep'in kocası Arif’in muavini Yamuk’un ihmali sonucunda Arifin şaibeli ölümü, Zeynep ile evlenmek isteyen Yamuk’un kötü niyetli oluşuyla yaşananların doğurduğu sonuçları okura derinlemesine düşündürtmektedir. İnsanın, insana yapabileceği en küçük bir iyiliğin topluma büyük bir iyilik olarak mal olacağının algısı kurgulanmaktadır. Zeynep’in onca kötülük gördüğü Yamuk ve aklını kaçıran eşi Ayşe’nin iki çocuğuna sahip çıkarak gösterdiği anne merhametinin sırrında yatan sevginin toplumsal sevginin tohumu olduğunu anlamak sarsacaktır.

Eserin Kısa Yansıması

Sekiz yaşlarında olan İhsan, Şazibey Caminin karşısındaki evlerin damında serili tarhana ve pekmez sucuklarına baka baka kamyonun yanına indiğinde gördükleri karşısında olduğu yere mıhlanıp kalır. Şaşkınlıktan nefesi kesilmiş dili damağı kurumuştu. Neredeyse düşecekti direnmese ama gördüğü manzaradan gözlerini alamıyordu: Kamyon şoförü Yamuk’u, tanımadığı, ameleden olmayan iki kız biri sırtından diğeri göğsünden olmak üzere arka arkaya bıçaklıyorlardı. Yamuk hiçbir şey yapamadan sadece her bıçak darbesinde yalpalıyordu. İhsan, bir an, gördüğünün bizzat karşısında olup bittiğine inanamadı. Yalnız İhsan değil, kamyonun etrafında bulunan ameleden de hiçbir kimsenin bir müdahalesi olmadığı gibi ne caddeden geçenlerden ne de çevredeki esnaftan müdahale eden bir Allah’ın kulu yoktu. Olayı gören herkes olduğu yere mıhlanmış, yüzünü eğip bükerek kızların şoför Yamuk’a sapladıkları bıçak, kendi vücutlarına giriyormuş gibi “Ah! Ah!” diyerek eğilip doğruluyorlardı. Gariptir, bıçağı bizzat yiyen Yamuk bile olayı seyredenler kadar ah vah etmiyor, sadece yüzündeki acı ve şaşkınlık ifadesi artıyordu. Bir dakikalığına süren bu şok geçtikten sonra çevredekiler ulaştılar ancak Yamuk hem sırtından hem göğsünden sayısız bıçak darbesi almış; önce beyaz gömleği kıpkırmızı olmuş, sonra yer kan gölüne dönmüştü. Yamuk ise yüzükoyun, kan gölünün üzerine düşmüştü. (s28)

Sokakbaşı romanı, gündelik konuşmalarda işittiğimiz Anadolu insanının sıcaklığı, samimiyeti ve İmanı’nı bizlere membaından taze ve arı duru bir şekilde sunuyor. Romanın başkarakteri İhsan ile birlikte Anadolu’nun bir köyünden çıkıyor, Maraş’a varıyor, onunla birlikte yeniden yetişkinliğe adım atıyorsunuz. Sokakbaşı romanında fakirliği, açlığı ve mahrumiyeti bir ana yüreği hassasiyetinde müşahade eden yazarın kaleminden okuyacaksınız. Sokakbaşı’nda sevgiyi dile gelirse uçup gidecek ürkek bir güvercin, hasreti dağlarda kaybolmuş bir ceylanın soluğu olarak bulacaksınız.

Hasan Ejderha, 10 Temmuz 1962 Tarihinde Kahramanmaraş'ın Karadere kasabasında doğdu. İlkokulu doğduğu yerde, Ortaöğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamladı. Anadolu Üniversitesinde İşletme Okudu. 1980 Yılında bir grup arkadaşıyla Tomurcuk Sanat-Edebiyat Dergisini çıkardı. Tomurcuk Dergisinin Genel Yayın yönetmenliğini yaptı. 1980-85 yıllarında Gündüz Gazetesinde yazdı. Çoğu Sanat-Edebiyat alanında 219 makale yayınladı. Ayrıca 19 ayrı aylık edebiyat dergisinde 173 şiir ve 82 hikâye yayınladı. Bir süre gazetecilik yaptı. 1985 yılında bir süre serbest muhasebecilik yaptıktan sonra, 1987 yılında Kahramanmaraş Valiliğinde Memuriyete başladı. 1994-1995 yılları arasında Karadere Belediyesinde Hesap İşleri müdürlüğü yaptı. 1997 Yılında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine naklen geçti. Milli Eğitim Bakanlığı (Kahramanmaraş MEM-Yeni Ufuk Dergisi)’nın Türkiye genelinde Düzenlediği Öğretmenler, Öğrenciler arası iki ayrı kategoride yapılan Şiir ve Hikâye yarışmasına 2004-2005 ve 2007 yıllarında jüri Başkanlığı yaptı. Şiire Ortaokulda başladı. Önce mahalli yayınlarda, daha sonra; Dolunay, Türk Edebiyatı, Milli Kültür (Kültür Bakanlığı), Gençliğin Sesi (Kültür Bakanlığı, Güneysu, Yeni Hasat, Taşra Kırağı, Gülbang, Genç Adım, Evvelbahar, Ayna, Tomurcuk, Şardağı, Yitik Düşler, Dört Mevsim Maraş, Dergâh ve Kırklar gibi birçok dergide şiir ve hikâyeleri yayınlandı. Senaryo ve sahneye koyup yönettiği iki oyun yazdı. Hikâyelerini daha çok Dergâh Dergisi’nde yayınladı. Fotoğraf çekmekte ve bir fotoğraf karesi için dağ-taş dolaşmaya devam etmektedir. 2 fotoğraf sergisi, 11 fotoğraf slayt gösterimi, 2 şiir ve resim sergisi açtı. Halen Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde çalışan Ejderha Sırasıyla; Kültür Sanat ve Eğitim Derneği Başkanlığı, Türk Hava Kurumu Şube Başkan ve Genel Merkez Delegeliği, Avrasya Yazarlar Birliği Üyeliği, Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi ve uzun süre Birliğin Kahramanmaraş Şube Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

Sokakbaşı

Hasan Ejderha

Eşik Yayınları

Baskı Ekim 2016

Sayfa 166

Ülker Gündoğdu - 06.09.2021

,

806

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin