Söz Direnişçilerde - Adem Özköse

Söz Direnişçilerde - Adem Özköse

Söz Direnişçilerde - Adem Özköse

Söz Direnişçilerde - Adem Özköse
"Ortadoğu Gazetecisi" sıfatına en çok yakışan adam: Adem Özköse bu kez mikrofonu dünyaca "en çok merak edilen liderlere" uzatıyor.

Herkesin yakalayamadığı fırsatların ve titiz, ciddi, meşakkatli ve maceralı bir sürecin ürünü olan bu kitap, daha başından ismiyle merakımı celbediyor. Zira; başkanlarının füzeleriyle yapamadığını, Holiwood sinemalarıyla, 25. Kare ile yahut yandaş medya - basın sayesinde yapabilen ve dilediğini "kahraman" dilediğini "terörist" ilan eden süper devletler (!) Amerika ve İsrail'in boyunduruğu altındaki bu dünyada, hep merak edilen o ulaşılmaz liderleri, kendi ağızlarından okumak hayli ilgi çekici. Kitap 2006 ila 2011 arası yapılan 20 röportajı konu alıyor.

Şimdi, "Söz Direnişçilerde..."

Devrimin ve direnişin sadece sol görüşlülerce sahiplenilmesi ve "Direniş" adının -eğer Amerika karşıtı ise- hemen "terörizm" lafzıyla yer değiştirmesi ne kadar doğru ve ne kadar hukukidir?

Ellerinden gaspla ve gayri hukuki alınan işgal altındaki vatanlarını savunan kişi veya kurumların, direniş ahlakına riayet ettikleri sürece yaptıkları mücadele direniş midir, terörizm mi?

Bu kişileri tanımak ve tanımlamak için, bu tür eylemlerle mukavemete iten nedenleri sorgulamalı değil miyiz? Adem Özköse bunu yapıyor hepimiz adına...

Görüşlerini, eylemlerini benimseyelim yahut benimsemeyelim, kendi ağızlarından tanıyoruz onları.

Bir soru işareti kuşatıyor hemen insanı.

Bu insanların amaçları ne? Refah içinde bir hayatı bırakıp, cihada gitmelerinin müsebbibi kim?

Aklıma Mads Gılbert ve Erik Fosse beylerin yazdığı 'Gazze'nin Gözyaşları' kitabındaki giriş cümleleri düşüyor. Aslen doktor olan Norveçli yazarlar; gönüllü olarak gittikleri Gazze Şifa Hastanesi'nde yaşadıklarını yazdıkları kitaba şöyle başlıyorlardı:

"Kelimeler güçlüdür. Bu yüzden terimlerin günlük dile tahlili yapılmadan pek bir şey anlaşılamaz. Öncelilikle kavramları incelemeliyiz.

Birisi; askeri güç kullanarak bir yerin kontrolünü ele geçirdiğinde ilk sahiplerini evlerinden ve yurtlarından çıkardıklarında, çiftçileri topraklarına sahip olmak için yerlerinden sürdüğünde, kullanılması gereken doğru terim; "işgal"dir. Bu eylemi gerçekleştirenlere "işgalci" denir. Bu bölgelere inşa edilen konutlara "koloni" denir ve bu kolonileşme uluslararası hukuka aykırıdır!"

Ve işgale karşı mukavemeti daha doğru anlamak için sözlüğe baktığımızda şunu okuyoruz;

"Karşı tarafın idaresine boyun eğmemeye ve bir gücün tesirine karşı koymaya ise, direniş denir."

Evet, şimdi "Söz Direnişçilerde..."

Kitabın seyriyle birlikte ister istemez akılda bir muhasebe, bir sorgulama da sürüyor.

Dört yaşında iken sürüldüğü vatanı için uçak kaçıran ve yıllardır görmediği vatanını bir kez uçaktan görebilen, dünyanın ilk kadın gerillası: Leyla Halid, terörist mi, direnişçi mi?

İki oğlu İsrail işgaline karşı savaşırken şehit düşüp, bir diğeri de 11 yıl hapishane de kalmış olan ve son oğlunu daha 19'unda şehadete bizzat elleriyle hazırlayıp gönderen Filistin'li anne: Ümmü Nidal kimdi peki?

İsrail tarafından özel olarak korunan Yahudi bir atom profesörünü kaçırmaya kalkan ve ardından 542 yıl hapse mahkum kalan Semir Kuntar'ı bu eyleme iten neydi?

Bu soruların birebir yanıtını da barındıran kitap, röportajları gerçekleştirebilme adına katlanılan çeşitli zorluk ve zahmetlerin sonucunda ortaya çıkmış. Ve Filipin, Patani, Afganistan, Irak, Veziristan, Filistin ve Çeçenistan olmak üzere geniş bir coğrafyayı kapsıyor.

Kitaptaki isimlerin, kendileri kadar hikayeleri de dikkat çekici.

Tony Blair'e İsrail'e destek vererek Lübnan'da işlenen cinayetlere ortak oldun. Sen bir katilsin" diye bağıran İrlandalı Cueeva mesela..

Cueeva, Filistin'li yaralı Muhammed Bilal'i (10) ambulansa taşımak isterken, vurulmuş. "Çocuğu kurtaramadık malesef, ben de 20 gün hastanede tedavi gördükten sonra sınır dışı edildim" diyor.

Yine; uzun yıllar Amerika'da Florida Üniversitesinde dersler verirken, gizliden bağlı olduğu İslami Cihat Örgütü'nün lideri Fethi Şikaki öldürülünce, başa geçen Dr. Ramazan Şallah mesela...

Amerika, Şallah hakkında "Teröristlerin başı üniversitede hocaydı." haberini yapmış. Mossad'ın ölüm listesinde bulunan Ramazan Şallah, kitap okumaya ve kültüre çok fazla önem veriyor ve ısrarla; "Direnişin ahlakı olmalı." diyor.

Ve; siyasilere tepki tarzları arasına yeni giren ayakkabı fırlatma eylemini başlatan gazeteci Muntazar Zeydi mesela...

Zeydi, Bush'a ayakkabı fırlatma nedenini "1 milyon Irak'lının katili olması" diyerek açıklıyor ve "Obama'ya da atar mısınız?" sorusuna, "Evet, atarım. Obama'nın Bush'dan farkı yok. Hem Obama'nın boyu uzun. Bundan dolayı Obama'nın yüzünü tutturmak kolay olur." diyor.

Kitapta dikkatimi çeken bir nokta da şu ki; direnişçilerin aklı havada üç-beş çulsuz çapulcudan ibaret bölükler olmadığına titizlikle değinilmiş. Mesela;

Patani'li Kumandan Ruslan: bir mücahit adayının operasyonlara katılmadan önce ve her biri 6 ay sürmek üzere "anaokulu, ilkokul, lise ve üniversite" den oluşan 24 aylık eğitimden geçirdiklerini, ardından mücahitlerin saflarına aldıklarını belirtiyor...

Ayrıca Adem Özköse, bir çoğuna Türkiye'yi de sormuş.

Ve altı çizilesi şu ifadeleriyle Ramazan Şallah;

"İslam dünyası tekrar ayağa kalkacaksa, bunda en fazla rol Türkiye düşüyor." diye çok önemli bir hakikati vurguluyor.

Şuanda, Filistin'de aktif siyasette bulunan Hamas'ın lideri Halid Meşal ile yeni yapılan röportajda Meşal; Gazi Mavi Marmara Gemimizin 9 güzide şehidinden en genç olanı Furkan'ı unutmuyor ve babasına; "Nasıl bir evlat yetiştirmişsin ki, hepimiz özeniyoruz." diye sesleniyor.

Ve son olarak belirteyim ki, Kudüs Muhafızı diye bilinen Raid Salah'ın sözleri, aslında tüm müslümanların rûyasını özetliyor.

"Nasıl ki İstanbul'daki Fatih Camii'nde birlikte namaz kılabiliyorsak, bir gün Mescid-i Aksa'da da hür bir şekilde namaz kılacağımıza inanıyorum..."

Mühtedilerin öyküsü "Cennete Otostop"tan sonra, yine bir Adem Özköse yapıtı...

Ve şimdi, "Söz Direnişçilerde!.."

İyi Okumalar!

Söz Direnişçilerde
Adem Özköse
Pınar Yayınları
200 Sayfa
Meryem Betül Altuntaş - 26.05.2011

,

3645

Meryem Betül Altuntaş Hakkında

Meryem Betül Altuntaş

14 Eylülde Kocaeli'nde doğdu. Tahsil hayatı İstanbul'da geçti. Çeşitli eğitim kuruluşlarında Arap dili üzerine dersler veriyor. Bir Yardım kuruluşunda gönüllü çalışıyor.

Kocaeli'nde yaşıyor. İstanbul'u ve Kitapları seviyor.

Yorumlar
  • Alkame777 2011.06.10 22:35

    kitabın içeriğini bilmiyorum ama,kapağı çok iğrenç.o, kadının resmi o mubarek şehidin yanında hiç gitmemiş.....

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin