Sufi Gözüyle Kadın - Süleyman Uludağ

Sufi Gözüyle Kadın - Süleyman Uludağ

Sufi Gözüyle Kadın - Süleyman Uludağ

03.06.2011 - Seher Ortaöner
Sufi Gözüyle Kadın - Süleyman Uludağ

Tasavvuf, öbür İslami ilimlerden ve akımlardan farklı bir alandır. Bu farkı kadınla ilgili konulara yansıması tabiidir. Bu çalışma ile bu farklı fikirler ve ona dayanan uygulamalar ortaya konmuştur. Genellikle tasavvuf kadına, öbür İslami ilimlere ve akımlara mensup olan ulemadan daha olumlu bakmıştır. Mutasavvıfların, "Kadınları tarikat ayinlerine almak" ile suçlanmaları da bunu gösterir. Mutasavvıfların ve tarikat ehlinin kadın konusundaki görüşlerinin görüşlerinin önemli ölçüde dini, ahlaki ve insani değere sahip olduğu muhakkaktır. Birçok sufi şehveti, cinsiyeti bir yana bırakarak kadına sırf bir insan olarak bakabilmiştir ve bu oldukça ileri bir aşamadır. Tasavvufun bu tür olumlu ve gerçekçi yaklaşımından esinlenerek bugün için işe yaramayan fıkıh kaideleri yenileriyle değiştirilebilir. Aile ve çocuk eğitimi konusunda tasavvufun verilerinden geniş çapta yararlanılabilir...

Kadının haklarını ve sosyal hayattaki hareket alanını kısıtlayan fıkıh kitaplarından çok; gelenekler, töreler ve doğu zihniyetidir. İslamla ilgisi bulunmayan, çoğu zaman İslam'a zıd düşen söz konusu gelenekler, töreler ve zihniyet dini bir renge, İslami bir kıyafete sokularak sunulduğundan, bunlara karşı olan İslam'a da karşı çıkmış gibi gösterilebilmektedir. Sözünü ettiğimiz Doğu zihniyeti ve onu yansıtan kadın aleyhinde oluşmuş gelenekler ve görenekler baskıcıdır, kadına karşı şüphecidir, ona güvenilmemesini ister. Kadını kayıtsız şartsız erkeğin egemenliğine sokar. Onun bir gölgesi ve uydusu haline getirir. Kadının da, toplumun da doğasına aykırı olunduktan başka İslam'ın reddettiği ve zulüm saydığı bu anlayışı ve ona bağlı uygulamaları kaldırmak veya etkisiz hale getirmek kadın-erkek her mü'minin görevidir. Hak ve sorumluluklarını bilen, kişilikli, aydın ve bilgili bir kadın İslam toplumunun güvencesidir. Bu nitelikte kadınların bulunduğu bir toplumun erkekleri daha kişilikli olur...

XIX. asırdan itibaren İslam toplumunda kadının yeri çok tartışılmış, çeşitli inanç çevreleri ve düşünce akımları bu konuyu kendi açılarından ele almışlardır. Geleneksel kadın, Türk kadını, Avrupai kadın, çağdaş kadın, feminist kadın, özgür kadın, Müslüman kadın bugün savunulan başlıca kadın tipleridir. Kadın konusunu çeşitili açılardan inceleyen bu tür farklı hatta birbirine zıd görüşlerin ileri sürülmesi, konunun daha iyi anlaşılması bakımından esas itibariyle faydalı ise de bazen kavram kargaşasına yol açtığı için sakıncalı ve hatalı da olabilmektedir. Kadın konusunda kimin neyi, ne adına, niçin ve ne maksatla savunduğu iyi bilinmelidir. Aksi halde İslam'la ilgisi bulunmayan birtakım görüşler İslam'a maledilebilir...

Ve Sufilere göre evlilik... Zahid ve sufilerin ezici çoğunluğu kadına iyi gözle bakar, onu tehlikeli ve zaralı saymaz, ruhu kirleten ve alçaltan, manevi alemi karatan bir özellik de görmez, ki zahid ve sufiler evlendikten sonra kadınla iyi geçinmeyi, hukukunu gözetmeyi, huysuz ve geçimsiz olması halinde sıkıntısına tahammül ve sabretmeyi tavsiye eder, çoğu zaman kadını boşamayı biz çözüm olarak görmezler...

Ve İbn Arabi'de kadın konusu. Kadın konusunda en önemli görüşler İbn Arabi tarafından ileri sürülmüştür. Kendi ifadesine göre O, başlangıçta kadından uzak duruyor ve onu manevi yolculukta bir ayak bağı olarak görüyordu. Bu fikre tasavvufla yeni tanışan bazı zahidlerde rastlanır. Fakat İbn Arabi bu fikre saplanıp kalmıyor. Allah - insan ilişkisi konusunda kadının çok önemli olduğunu idrak etmekte gecikmiyor. "Bana dünyada üç şey sevdirildi: Kadın, hoş koku, göz aydınlığım namaz" mealindeki hadisi öğrenince kadın konusunda yeni baştan düşünüyor. Bu hadis onun gerçeği kavramasını sağlamıştır. İbn Arabi bu hadis üzerinde şöyle bir muhakeme yürütüyor: "Hz. Peygamber kadınları seviyorum" demiyor, "kadınlar bana sevdirildi" diyor. Onları ona sevdiren kim? Allah. Allah Sevgili Peygamberine onu kendisinden uzaklaştıran bir şeyi hiç sevdirir mi? Sadece onu kendisine daha da yaklaştıran şeyleri sevdirir. O halde kadın insanı Allah'tan uzaklaştırmaz, tersine O'na yaklaştırır. İnsan kendini Allah'a yaklaştıran kadından nasıl ayrı ve uzak kalabilir?

Ve kitabın ek bölümünde aşk ebcedi yaşatılmış. Gelin konuya dair Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın aşk ebcedini nasıl anlattığına bakalım: "Aşktan yüz çevirme, bu aşk mecazi bile olsa. Zira mecaz hakikatin gördüğü işi görür. Nitekim başlangıçta siyah tahtadaki elifbayı (ebcedi) okuyabilirsin. Ondan sonra Kur'an'dan ders almaya kadir olursun. Maksadı Hak olan mürid bir pire gitmiş, sevgi yolunda onu kendine rehber edinmişti. Aşk yolunun mürşidi ona demiş ki: Aşık değilsen var birine aşık ol, ondan bize gel; çünkü mecaz hakikatin köprüsüdür..."

Ve ikinci bir ek olarak Prof. Dr. Mustafa Kara'nın derviş hanım şairlerin kısaca hayatlarını ve yazdıkları şiirlerine yer verilmiştir. İşte bir örnek;

Ya İlahi, bana tevfikin itaate medar olsun
Beni benden halas eyle gönül aşkınla zar olsun
Seni zikreyleyeyim her dem dil agah ola bu zevke
Vücudun zulmünü mehvet derunun şuledar olsun

(Adile Sultan)

Sufi Gözüyle Kadın
Süleyman Uludağ
İnsan Yayınları
176 Sayfa

Seher Ortaöner - 03.06.2011

,

5380

Seher Ortaöner Hakkında

Seher Ortaöner

Konya'da yaşamaktadır. İlahiyat fakültesi öğrencisidir. Hüsn-i Hat ve Ebru ile ilgilenmektedir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin