Sufiler ve Aksiyon - Esad el-Hatib

Sufiler ve Aksiyon - Esad el-Hatib

Sufiler ve Aksiyon - Esad el-Hatib

08.04.2011 - Ferhat Özbadem
Sufiler ve Aksiyon - Esad el-Hatib
Yıllar önce okumuş olduğum “İmam Rabbani ve devrimci İslami hareketler” adlı bir eserin düşünce dünyamda bırakmış olduğu etki ile kitabı okumaya başladım. Bu alanda neşredilmiş eserlerin azlığı, kültür dünyamız için kitabın değerini daha da arttırmakta.

Eserde, İslam düşünce dünyasında tartışmalı bir kişilik olan İbn Arabi’nin fikirlerine sık sık başvuruluyor. Sufi önderlerin görüşleri olarak iktibas edilen fikirleri sanki müellifin kendi görüşlerini desteklemek amacı ile farklı tevil edilmiş gibi geliyor. Nedenine gelince, gerek İbn Arabi gerekse diğer sufi önderlerin fikirlerini şerh eden, savunan, yaşamaya çalışan bu fikirleri yaymaya çalışan şahıslar, bu tür zatların görüşlerinin zahir ile ilgisi olmadığını, batın ile ilgili olduğunu, remz ile konuştuklarını, mecaz ve kinaye ile konuştuklarını ifade ederler.

Eserin mukaddimesinde, tarih ilminin önemi, tasavvufun doğuşu ve eserin neşredilme sebebi ile ilgili kısa bir açıklama yapılıyor.

Cihad kavramının tanımı ve cihad-zikir birlikteliğinin gereğine değinilip, sufilerin bu birlikteliği çok iyi yakaladıkları ifade ediliyor.

Eser bir anlamda, tabiinden günümüze kadar gelen sufi mücahidleri anlatan bir tabakat kitabı formatında yazılmıştır.

Tabiin döneminde zühdleri ile ön plana çıkmış olan zatların cihadi yönlerinden örnekler veriliyor. Eserde yer verilen, Tabiin döneminde hem zühtleri ile temeyyüz etmiş hem de cihadi yönleri olan zatlar şunlardır: Üveys el Karani, Ebu Müslim el Hevlani, Herim Bin Heyyan, Amir bin Abdullah Bin Kays, Rebi Bin Heysem, Mesruk Bin Ecda El Kufi,Hasan El Basri.

Hicri 2. asır ve hicri 3. asır sufi mücahidlerin kısaca tanıtımı yapıldıktan sonra, tasavvuftaki futuvvet ve ribat arasındaki ilişkiye değiniliyor.

Nureddin Zengi’nin tasavvuf büyükleri ile olan muhabbet ve münasebeti özel bir başlık altında ele alınmış. Akabinde, Ortaçağ sufi mücahidler anlatılmış.

Sultan Selahaddin Eyyubi Han için özel bir başlık açılmış. Sultan Selahaddin kendisi mutasavvıf olmamakla birlikte kendi dönemindeki tasavvuf ehli ile iyi ilişkiler içinde olmuş sürekli bu zatları el üstünde tutmuş ve ikramlarda bulunmuştur.

Tasavvufun farklı dönemlerde farklı tarihi kişilikler üzerindeki etkisi bu kitapta açıkça görülebiliyor. Toptancı zihniyet ile cihad savunuculuğu adına, tasavvufun ve bütün müntesiblerinin kötülenmesi bu meyanda hoş olmasa gerek. Sonradan çıkan bir takım yanlıuş uygulamalar eleştirilebilir lakin tarihi, sosyolojik ve siyasal bir gerçek olan tasavvufun künhü ile kötülenmesi sağlıklı bir durum olmasa gerek.

İbn Arabi ve İmam Şazeli’nin cihad anlayışlarına kısa bir atıfta bulunulmuş. Akabinde, Memlük Sultanı Zahir Baybars’ın tasavvufi yönü üzerinde duruluyor.

Mücahid Sufi Fakihler başlığı altında; Sülemi, Kudame El Makdisi ve İmam Nevevi’nin tasavvuf yönleri anlatılıyor.

Fatih Sultan Muhammed Han’ın tasavvufi yönüne değiniliyor. Fatih’in Nakşi tarikatına intibası farklı eserlerde beyan ediliyor.

Ana başlık altında, gerçekte tasavvuf ehli olmayıp öyle görünenler ile ilgili kısa bir değini var.

Hemen bütün eserleri Türkçeye tercüme edilmiş olan İman Gazali’nin cihad ve mücadele anlayışı ele alınıyor. Gazali’nin haçlı seferlerine katılmamasından dolayı yapılan eleştirilerin yersiz olduğu ifade ediliyor. Gazali’nin “kalplerin keşfi” adlı eserinde cihad için özel bir bölüm ayrılmıştır.

Muhammed Abduh ve Şekip Aslan gibi Cemaleddin Afgani çizgisinde olan zatlardan sık sık alıntı yapılıyor.

Yakın tarihteki tasavvufi cihad hareketleri olan, Senusi Tarikatı (Libya), Emir Abdulkadir Hareketi (Cezayir) Mehdi Hareketi (Sudan) Ahmed Arabi (Mısır) Şeyh Hakimi (Yemen), Abdulkerim Hattabi (Mağrib) M.Abdullah Hasem (Somalı) Şehit Ömer (Senegal)Şeyh Osman Fudi (Nijerya) H.Şerif (Mali) Dihlevi (Hindistan) Şeyh Şamil (Çeçenistan) Saidi Nursi (Türkiye) İzzettin Kassam (Filistin) ve Suriye sufi mücahidleri ile ilgili bilgi veriliyor.

Bu bölümde en fazla ilgi çeken kısım, İzzettin Kassam’ın tasavvuf yönüdür. Filistin İslami direniş hareketinin modern çağ önderi sayılan El Kassam bir Şazeli şeyhidir.

Eserde adı geçen, mücahidlerin bir kısmı zühtleri ile öne çıkan fakat tasavvuf yönleri olmayan şahıslardır. Misalen, Taberi, Rebi Bin Heysem. Bu durum, müellifin züht ile tasavvufu bir görmesinden kaynaklanıyor. Eski dönem tasavvuf uleması ve ilk dönem zahitlerin hayat ve düşüncelerinin birbirine çok benzemesi de buna delil olarak getirilebilir.

Günümüzde, tasavvuf ekolüne müntesib olup, emperyalist ve işgalci güçlere karşı mücadele eden sufi hareketler vardır. Irak Nakşi Ordusu gibi.

Tasavvufa karşı olan yaklaşımlardan dolayı zühdü bir kenara bırakmak ne kadar hata ise, tasavvuf adına mücadeleden uzak durmakta o kadar hatadır.

Sufiler ve Aksiyon
Esad el-Hatib
İnsan Yayınları
Ferhat Özbadem - 08.04.2011

,

3075

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur
Yorumlar
  • Ömer Faruk KARATAŞ 2012.01.12 20:26

    Müslüman bir parça zahiddir, olmalıdır... İslam ilim tarihinde olduğu gibi irfan ve kalb tarihinde de belirli damarlar vardır ve dönem dönem matlaşıp donuklaşsa da hayatiyetini devam ettirir. Tasavvufun Kurani ve nebevi referansları olduğu gibi buna uygun, benzer yada muhalif referanslar da mevcut. Yabancı din, kültür, inanç, zihniyet ve medeniyet havzalarından safi zühd dairesine karışmış ve karmaşıklaşmış, belirli zamansal ve mekansal süreçlerden geçerek sistemin unsuru haline getirilmiş yada uydurulmaya çalışılmış aksamı da mevcut. Sonuçta İslam medeniyetinin güzide simaları eliyle gerek nazari gerek ameli/pratik olarak sistemleşen ve doğal olarak da bir bakıma indi/ihtiyari bir özelliğe de sahip bulunan tasavvuf, aynen ve tamamen kabulü de reddi de ilzam etmeyen bir husus. Ve asla isimleşmeye, resmileşmeye ve kurumlaşıp tekellerde kullanılamayacak olan kalbi ve hafi: hususi hayatın müsemmasıdır. Herkeste bir parça bulunan ama kural ve kaideye bağlanması söz konusu edilemeyecek hayati(insanın hayatıyla ilgili) bir boyut. Bilgisi, bilinci, zihniyeti ve genel olarak hayat tarzıyla Kuran ölçü ve uygunluğuna bağlı biçimde kabul veya reddinden söz edilebilecek tasavvuf ve 'fihristesi' kim ne derse desin ihtiyari olmaktan çıkmaz; zira İslama uygunsa islamidir, değilse değildir ve bunu tasavvuf merkezinde/ekseninde ele alıp ona göre bir islam anlaşılmasına yol vermemeli. İslamın kalbi ve ilgili kavram, mesele ve haller tasavvufun değil İslamın bir boyutudur. Her İslami ilimde olduğu gibi tasavvufta da zorlama tevil ve tefsirlerle Kuraniliği, nebeviliği kanıtlanmaya ve mukni hale getirilmeye çalışılmıştır ve bu tarihte değil günümüzde de devam etmektedir. Her neyse İslami ilimlerde ve irfan hayatında önemli izler bırakmış olan eski-yeni alim ve ariflerden hareketle sahih bir sufi damarın olduğunu ve muhtelif bilad-ı müsliminde yer yer örneklerinin görüldüğünü kabul etmek gerekir ama orantılarda düşük bir çizgi seyrettiğini, genellemeciliğin yanlışlığını gözler önüne seren menfi ve gayr-ı ciddi örneklerini de gözardı etmemek de gerekir. Kültürümüzün ana kaynaştırıcılarından biri olarak tasavvufi gelenekle ilgili çalışmaların-ki eser, müessese, hareket vs.-' ya hep ya hiç'ci mantıkla değil seçici, analitik ve olabildiğince objektif bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Nefis tezkiyesi, zikrullah, ribat, tevbe-i nasuh, zühd, fakr... gibi referansını Kurandan ve nebevi sünnetten alan kavram ve hallere evet ama rabıta, fena fiş-şeyh/fid-dünya/fillah... gibi abartılı, mesnedsiz, yer yer sakıncalı ve gayr-ı islami kavram ve hallere hayır! diyebilmeli mesela...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin