Sürgün Avı Başlıyor: Hoşgeldin Navi

Sürgün Avı Başlıyor: Hoşgeldin Navi

Sürgün Avı Başlıyor: Hoşgeldin Navi

18.12.2020 - Serkan Parlak
Sürgün Avı Başlıyor: Hoşgeldin Navi

Genç yazar Melih Günaydın’ın ilk polisiye romanı “Sürgün Avı” geçtiğimiz günlerde Dipnot Yayınları polisiye dizisi aracılığıyla okurla buluştu. Uzun süre finans sektöründe çalıştıktan sonra gazetecilik yapmaya başlayan yazarın öykü, yazı ve söyleşileri çeşitli kitap, gazete, edebiyat ve haber sitelerinde yayımlandı.

Günaydın 'Sürgün Avı'nda başlangıçta çok farklı nedenlerle işlendiği düşünülen bir cinayet vakasının soruşturulması sürecini kâh Ortadoğu coğrafyasının sınırlarına, Arap baharına; kâh Avrupa'nın konferans salonlarına, sosyal medya ağlarına; kâh Türkiye'nin kırk-kırk beş yıl öncesine, polisler tarafından öldürülen gençlerin hikâyelerine ustalıkla taşıyor. Romanındaki Suriyeli, Kürt, Türk kahramanları bize alçakgönüllü bir duyarlılıkla tanıştırıyor. Göçmenler, yoksul üniversite öğrencileri, gözüpek gazeteciler, sınır kaçakçıları, polisleri soruşturan polisler… Günaydın bu romanında gözümüzün önünde olup biten şeylere biraz daha yakından bakıyor.”

Açılışı romanın merkez karakteri Başkomiser Navi ile yapıyoruz. Navi, serkeş bir polis. Midesi ağrıdığı için süt içiyor, sigara tiryakisi. Güne sevgilisiyle uyanıyor. Eşiyle ayrılmış, kızının okulu yüzünden telefonda bile tartışıyorlar. Navi geçmişte yaşadığı travma yüzünden aile kavramından çok uzak bir karakter. Ailesine kalın çitler çekmiş gibi gözükse de aslında öyle değil. İstiklâl Caddesi’nde eylemlere katılan bir çocuğu kurtarıyor. Bir süre sonra gelen haberle bir çocuk cinayetini araştırmak üzere ekibiyle birlikte harekete geçiyor. Muhtemelen organ kaçakçılarının işlediği bir cinayet gibi görünüyor vaka, peki gerçekten öyle mi? Navi’nin yardımcısı Arap şiveli konuşması, davranışları ve tarzıyla her anlamda orijinal bir yardımcı karakter olarak dikkat çekiyor.

İkinci eksen av sahnesiyle açılıyor, iki kahraman tabii ki yasak iş yapıyorlar, karatavuk avı... Kitaptaki en başarılı bölümlerden biri burası ve çok etkili bir giriş yapılıyor. Üç kanaldan akan romanın yan karakterlerinden Mekin ile Filit’in gerçekçi tutum ve davranışları; akıcı, yalın ve işlevsel diyalogları okuru hemen sarıyor. Onları yavaş yavaş tanımaya başlıyoruz. Av esnasında jandarmalara yakalanıyorlar, ne yapıp etseler de ceza kesiliyor. Buradaki dramatik yapı her anlamda etkileyici. Para bulmaları gerekiyor, bu durumda illegal işlere girişmek zorunda kalacaklar. Bu da macera ve aksiyon demek. Mekin ve Filit zıt karakterler olmalarına rağmen çocukluktan beri çok iyi arkadaşlar. Mekin zeki, Filit ise cesur.

Üçüncü eksenin ana karakteri Burcu. Avukatlık yaparken karşılaştığı davalar mesleğe olan inancını yitirmesine sebep olmuş. Tesadüfen gördüğü bir ilandan sonra önce gazeteciliğe, ardından savaş muhabirliğine yöneliyor. Suriye’ye gidiyor ve sahadan sıcak haberler aktarıyor. Savaş muhabiri olması nedeniyle ailesiyle sorunlar yaşıyor, babasıyla özellikle, haklı olarak tek kızlarının başına bir şey gelmesinden korkuyor baba, yaralanmasından ve hatta ölmesinden... Burcu, bir savaş muhabirlerinin uyması gereken en önemli kurallarından birini çiğniyor ve ona haber taşıyan yerli halktan biriyle dostluk kuruyor. Dostu kimsesiz bir mezarın başında öldürülüyor. Yerel kuvvetler cinayetin üzerini örtmek istiyor ancak Burcu Hanya, cinayetin peşini bırakmamakta kararlı. Burcu donanımlı ve güçlü bir karakter. Pes etmemek doğasında var. Savaş muhabiri bir kadın olarak çatışmanın ve askerlerin içerisine korkusuzca dalıyor. Burcu, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan çok sağlam bir karakter olarak kurgulanmış ve öteki merkez karakterler gibi inandırıcı…

Melih Günaydın Dipnot Yayınları tarafından yayımlanan ilk romanı Sürgün Avı’nda yarattığı kahramanlar üzerinden gizli yapılanmaların gerçekleştirdiği cinayetlerin peşine düşüyor. Günaydın, romanını üç ana eksen üzerinden kurgulamış, her eksen üzerinden son ana kadar canlı tuttuğu merak unsurlarıyla soluk soluğa okunan nitelikli bir siyasi polisiye roman ortaya çıkarmış. Günaydın, ilk romanı olmasına karşılık bundan sonra yazacakları konusunda yüksek bir beklenti oluşturuyor. Kurgu, dil ve odağa aldığı meseleler kadar geçmiş, şimdi ve gelecek arasında köprüler kurma çabası gösteren çarpıcı bir metin var elimizde. Yazar, zamanın ruhunu yakalamış. Merih Cemal Taymaz’ın K24’te yayımlanan yazısında belirttiği gibi: “Dipnot Yayınları’nın politikasında önemli yer tuttuğunu söylediğimiz ‘kıyılar’ solun hiç de yabancısı olmadığı coğrafi, sosyolojik, tarihsel ve zihinsel mekânlar, ‘sol polisiye”lerin yazıldığı mekânlardır aynı zamanda. Ağır yenilgiler sonrasında geri çekilmek zorunda kaldığımız, sürüldüğümüz kıyılardır, oralar. Polisiye dizisinde okuyacağınız kitaplar, büyük ölçüde işte bu kıyılardan geliyor.”

Türkiye’nin siyasi polisiye alanında taşıdığı zenginlik dikkate alındığında yeni üretimlere yönelik çabaların çoğalması, felsefi alt yapıların daha da güçlenmesi ve Günaydın’ın bu alanda yazmaya devam etmesi dileğiyle…

Melih Günaydın
Sürgün Avı
Dipnot Yayınları, 1. Baskı,
Kasım 2020, 311s.

Serkan Parlak - 18.12.2020

,

4030

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin