Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz

Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz

Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz

17.02.2011 - Bilal Can
Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz
Yeryüzünde üç bine yakın bir dilin konuşulduğu tahmin edilmektedir. Bu dillerin hepsi aynı etkiye ya da işlerliğe sahip değildir. Kimisi bir kişi tarafından kimisi bir kabile tarafından kimisi bir ülke tarafından kimisi de kıtalar arası konuşulan bir işlerliğe sahiptir. Konuşulan dillerin zengin-fakir veya canlı ölü gibi sınıflandırılması yapılmaktadır. Yapılan sınıflandırma o dili konuşanların sayısıyla doğru orantılıdır.

Bazı diller vardır ki kökleri çok eskilere dayanmaktadır. Bu da o dilin yapısını, işlerliğini, sözcük sayısını etkilemektedir. Türkçe de bu köklü dillerden biridir ve konuşan sayısı bakımından ilk sıralarda yer alan bir dildir. Bu güne kadar Türkçe hakkında sayısız makale, araştırma ve kitap yayınlandı. Bunlar arasında özellikle Nihat Sami Banarlı’nın kitabı çokça bahsedilen bir kitap oldu ve konuşuldu.

Nihat Sami Banarlı Türkçenin Sırları kitabında “Bir dilin doğuşunda, karakterinde, ananesinde ve dehasında başka dillerden derlenmiş kelimeleri millîleştirme hayatı ve kudreti varsa artık o dili öz dil yapmaya kalkmak, dili kendi tabiatından ve dehasından uzaklaştırmaktır ki, bunu ancak cehaletin ve dalâletin elleri yapar… Hakikat şudur ki Türk milleti gibi asırlarca hatta çağlarca dünya sathında konuşmuş büyük ve fatih bir milletin dili öz dil olamaz imparatorluk dili olur.” Türkçe’yi Yahya Kemal’in eserlerinde kullandığı dil olarak tanımlayan yazarımız görüşlerini şu şekilde dile getirir: “Türk dili Kendi Gök Kubbemiz kitabını meydana getiren muhteşem şiirlerin söylendiği lisandır. Bir dil Açık Deniz gibi, Süleymaniye’de Bayram Sabahı gibi Bir Tepeden, Itrî, Vuslat ve Erenköyü’nde Bahar gibi şiirler söyleyebiliyorsa bu dil hatta dünya ölçüsünde büyük lisan demektir. Kendi Gök Kubbemiz bir semboldür. Türkçe ona benzer ve onun ayarında İstiklal Marşı gibi Çanakkale Şehitleri gibi Bülbül vb. gibi Ahmet Haşim’in Piyalesi’nde musikileşen şiirler gibi, Orhan Seyfi’nin Peri Kızıyla Çoban Hikâyesi gibi Faruk Nafiz’in Han Duvarları gibi daha nice şiirler söylenmiştir. Bir milleti ebediyen ayakta tutabilecek kudretteki bu müstesna şiirler biliyoruz milletimizi çürütmek isteyenlerin kâbusudur.” Bir dilin büyüklüğü o dilde yazılan eserlerin nitelikleri ve yapısıyla ölçülebilir mi sorusuna cevaben verilebilecek en güzel cevaplardan biridir bu yazı.

Şeref Yılmaz da Sürmeli Türkçeyi yazarken akademik bilgiden çok Türkçeden aldığı tadı hissettiklerini ve Türkçeye olan hayranlığını bir söyleşi gibi okura aktarmıştır. Zaten kitabın deneme türünden yayınlanmış olması kitabın bir muhabbet havasında okuyucuyu sıkmadan okunacak yazılar anlamına gelmektedir. Türkçenin Şefkat ve Feraseti yazısında Yılmaz ” Türkçe, teb’ası olan kelimelere karşı son derece şefkatli ve merhametli davranıyor; inanılmaz bir vefa örneği sergiliyor. İçindeki kelimeleri kızdırmadan, küstürmeden büyük bir sabır ve özveriyle, aynı zamanda dâhiyane bir siyasetle idare ediyor.” Sözleri dilin canlı ve diri bir yapıda olduğunu ve Türkçenin yapısının ayrılığı değil tıpkı himaye edercesine onu kendi içine alıp özümseyip yeni ve berrak bir şekilde kendi içinde yaşamasını sağladığının göstergesidir.

Dil gibi konularda sıkıcı yazıların çokluğu insanları dil konusunda yazılmış kitaplardan, eserlerden uzaklaştırmaktadır soğutmaktadır. Özellikle akademik türden olan yazılar dili hakkında bilgi edinmek isteyenleri formüllerle ve ruhsuz imgelerle boğarken Türkçenin Sırları gibi Sürmeli Türkçe gibi kitaplar Türkçe hakkında o dilin tadını hisseden ve bu dile hayran olanlar tarafından yazıldığı için samimi ve sıkmadan okuyucuyu bilgilendirmektedir.

Kitaba ismini veren denemede Yılmaz ”Bir kelimenin, dilde değişik anlamlarda kullanılması, dilin gücü ve büyüklüğü anlamına gelir. Kelimelere zaman içinde değişik anlamlar yükleme bakımından Türkçe müstesnadır. Bu durumu, birkaç kelimede değil, onlarca hatta yüzlerce kelimede görmek mümkündür” diyerek ”sürmek” kelimesinin kökünden türemiş filleri ve bu kelime ile kurulan kullanımların ne kadar çok olduğuna vurgu yaparak bu iş için asırlar gerektiğini vurgulamıştır.

”Dillerin Katli’ (çev: Gökhan Cansız, Profil, 2007) kitabının yazarı David Crystal “Eğer bir dili konuşan son kimse sizseniz, bir iletişim aracı olan diliniz zaten ölmüştür. Çünkü dil ancak onunla konuşulabilecek biri varsa hayattadır. Hayatta kalan yalnız sizseniz, diliniz hakkında bildikleriniz, halkınızın dil geçmişinin deposu ya da arşivi gibidir.” Dilin katili olmadan dilin farkına varıp gereken önemi vermemiz lazım. Dilin son temsilcisi bizmişiz gibi hareket edip Türkçeye gönül vermemiz lazım.

Küreselleşen dünyada artık dillerin birleştiğini, kültürlerin birbiriyle karıştığına şahit olmaktayız. Küreselleşme ırk ve farkı ortadan kaldırıp tek tip insan modelini ön gören, tek bir dili, tek bir ağzı insana dayatmaktadır. İnsanların kendi dillerine sahip çıkıp küreselleşmenin olumsuz yanından etkilenmemesi için bu dertle dertlenmesi gerekmektedir.

Sürmeli Türkçe
Şeref Yılmaz
Ferfir Yayınları
144 sayfa

temrin dergisi Bilal Can - 17.02.2011

,

2764

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin