Tarih Felsefesi

Tarih Felsefesi

Tarih Felsefesi

27.01.2016 - Mustafa Öztürk
Tarih Felsefesi

Tarih felsefesi denince iki şey anlaşılır. Yaşanmış geçmişin felsefesi olarak tarih felsefesi ve tarih biliminin felsefesi. Kitabın konusu birinci anlamıyla tarih felsefesine yoğunlaşır. Yani, geçmişte yaşanmış olayların anlamını sorgulayıp bunu tüm tarihi olaylara yönelen bir tarih felsefesi. Bununla geçmişteki insanlık tarihini açıklamaya çalışır ve bir üst bakış oluşturur.

Tarihi olayları sorgulama ve genel ilkeler çıkarma anlamındaki tarih felsefesinin de tarih bilimi felsefesinin de bir ortak yanı vardır. İkisi de “tarihsel olayların bilinebilirliği” varsayımına muhtaçtır. Bu varsayım olmadan iki anlamıyla da tarih felsefesi olmaz. Ama tarih bilimi felsefesi ortaya çıkış ve gelişme açısından birinci anlamdaki tarih felsefesi disiplini içinden çıkmıştır. Yani bu iki disiplin birbirinden ayrışmaya çalışırken ikisi arasında sıkı bir bağ da vardır.

İnsanın en çok merak konusu olan ‘’nereden geldik, nereye gidiyoruz?’’ soruları filozoflar tarafından farklı cevaplar bulmuştur. Geçmiş, şimdi ve geleceği anlama çabası insanın zihnini hep meşgul etmiş ama cevaplar farklı olmuştur. Tarih felsefesi bağlamında bu sorulara genelde iki cevap verilmiştir. Dolayısıyla iki ana akım ortaya çıkmıştır. Döngüsel tarih anlayışı ve çizgisel tarih anlayışı. Yazar, 500 sahifelik kitabında hem tarih felsefesi ve tarih bilimi felsefesi arasındaki ilişkileri; hem de bu iki ana akım tarih tezlerinin gelişimini sorgulamakla işe başlıyor.

Antikçağ ve Ortaçağda tarih kavramını incelerken, tarihin çifte anlamı üzerinde duruyor yazar. İstoria, hem doğal olgular hakkındaki tanıklık bilgisidir hem de toplumsal olaylar hakkındaki haberler olarak algılanmıştır. Ortaçağ döngüsel tarih anlayışından çizgisel tarih anlayışına geçilen bir dönemdir. Tarih, geçmişin olaylarının yazıldığı metinlerden ibaret olmadığı ya da geçmiş, şimdi, gelecek arasında sebep sonuç ilişkisinin olmadığı tarih anlayışından, yasacı bir tarih anlayışına geçildiği bir zamandır.

İbni Haldun üzerinden İslam’ın Ortaçağ tarih felsefesi de inceleniyor eserde. Üstü örtük de olsa İslam döngüsel değil çizgisel tarih anlayışına sahiptir. Tarihin Tanrı tarafından saptanmış bir düzeni vardır. Bu anlayışla hareket eden İslam tarihçileri finalist bir anlayışa sahiptir. Onlar geçmişteki olayları kuran ve hadislerden hareketle açıklamaya çalışmışlardır. Böyle bir tarih yazıcılığından beklenen işlev, tarihi olaylardan dini ve ahlaki dersler çıkarmak ya da kıssadan hisse çıkarmak olmuştur.

Antikçağ ve Ortaçağ tarih anlayışından sonra Yeniçağın tarih anlayışını şöyle izah edebiliriz. Çift anlamlılıktan kurtulan tarih felsefesi bu dönemde tek bir disiplin haline gelir. Doğa ve rasyonel bilimlerinin gelişip serpildiği bu dönemde doğanın döngüsünde mekanik yasalar vardır ve bu yasalar yönetilebilir bir şeydir. İnsan bu döngüyü deney ve gözlemle anlayıp matematiksel yasalar halinde anlayıp ifade edecektir. Çünkü doğa yasaları salt düşünmeyle değil doğaya gitmeyle anlaşılacaktır.

Yeniçağdan sonra tarih felsefesinin 19. Yüzyılını geniş bir şekilde irdeleyen yazar, Kant’tan Schiller’e; Hegel’den romantik tarih anlayışının öncüsü Schleiermacher’e; Marksist tarih felsefesinden Schopenhauer’e; Dilthey’den Tonbee’ye birçok tarih anlayışı ve filozofu değerlendiriyor. Kitabın yarısı sonradan eklenmiş makalerle desteklenmiş.

Tarih Felsefesi

Doğan Özlem

500 Sayfa

Notos Kitap Yayınları

Mustafa Öztürk - 27.01.2016

,

1393

Mustafa Öztürk Hakkında

Mustafa Öztürk

1974 yılında Sivas'da doğdum. İmam hatip lisesi mezunuyum. 20 yıldır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü faaliyetlere katıldım. İstanbul'da yaşıyorum ve üç çocuk babasıyım. Kitap okuma platformlarında okuma faaliyetlerine devam ediyorum. Okumayı bitmeyecek bir arayış çabası olarak değerlendiriyorum.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin