Tarih Yazıları - Mustafa İslamoğlu

Esra Şen | Tarih | Okunma: 291 | 06.02.11

Tarih Yazıları, Mustafa İslamoğlu’nun makalelerinin seçkilerinden oluşan ve ilk kitabını 2010 yılında yayınlayan “yazılar serisi” kitaplığının yedincisidir.

Serideki her kitap gibi kendisine tahsis edilmiş konuyu okuyucusuna farklı zamanlarda yazılmış onlarca makale ile harmanlayarak sunan Tarih Yazıları; resmi tarih ve gerçek tarih arasında bir bağ kurmaya çalışmaktan usanmış, bilinçlenme yıllarını yalan ve yalancılarla dolu masallar dinleyerek çürütmüş nice zihnin karanlık/karmaşık mâzisine ışık tutuyor.

Toynbee’nin tabiriyle “Tarih Allah’ın insanın yaratılışıyla ilgili planıdır.” Bilimsel tarifle ise “Tarih insanın oluş ilmidir.” Tarihi olmayan toplum kolektif hafızası olmayan toplumdur. Dolayısıyla bugünü gelecek endişesiyle yaşamayan hedonist bir toplumdur. O halde genel olarak sorumluluk sahibi her toplumun özelde ise İslam toplumunun tarihini nasıl bir önemle sahiplenmesi gerektiği ortadadır. İslamoğlu “Eğer bu tarih daha dün denecek kadar yakın bir tarihse, üstelik üzerinde yaşadığınız toprakların tarihiyse, üstelik o günlerin tanıkları ya da tanıklarının tanıkları hâlâ aranızda dolaşıyorsa, bu önem daha bir artar.” diyor. (s. 114)

Kitap, gerçek tarihi kayıtlara derin darbeler indirerek yok etmek/ortadan kaldırmak için sarf edilen büyük çabaların “bilgiyi” parçaladığı fakat yok edemediğinin bir kanıtı. Yaşanan her şeyin öyle ya da böyle bugüne değin süregelen canlı bir hafızada korunduğunun bir göstergesi.

Tarih Yazıları, genel manada Osmanlı’nın gerileme döneminden Cumhuriyet’e ve ennihayetinde günümüze kadar birçok konu, kişi ve vakıayı mercek altına alıyor. Konu cihan devleti Osmanlı olunca devletin Filistin, Cezayir, Çeçenistan gibi kanatları da anılmadan geçilmiyor. Bugün Alevi sorunu ve Ermeni sorunu gibi dillere pelesenk olmuş birçok mesele zuhur ettiği zamanlardan ele alınarak üzerlerine analizler yapılıyor. Hasılı Sayın islamoğlu, dün üzerinden bugüne, bugün üzerinden düne açtığı pencerelerden okuyucusuna ezber bozan bir dünyayı işaret ediyor.

Tarihin manipule edilmesinde, özenle planlanmış provokasyonların büyük rolü var. Bu stabilize tarihi hakikatiyle bilmek ise düzenlenen oyunların perde arkasını öğrenmekten geçiyor. Aslında büyük çoğunluyu yok edilmesine rağmen halihazırda Türkiye Cumhuriyeti resmi kayıtlarında yer alan birçok bilgi bize bu arka planı göstermekte. Yahut tarihin kalem tutan ellerinden çıkmış eserler, hatıralar, anılar “gerçek” olana açılan birer kapı. Zaten İslamoğlu’nun makalelerinde en dikkat çeken şeylerden birisi de okuyucusuyla paylaşmaya özen gösterdiği kaynak bilgisi.

Tarih Yazıları, sadece tarihi olaylar hususunda şuur vermekle kalmıyor direkt olarak “tarih” şuuru da veriyor. Tarihe bakış açımızı, tarihi alğılayışımızı sorguluyor. İbn-i Haldun’un tabiri ile “bilimlerin anası” olan tarihin niçin hayatımızın tam ortasında olması gerektiğini, niçin ecdadımızın hatıralarıyla bu denli haşır neşir olmamızın önem taşıdığını yine yazarımız eserinde şöyle ifade ediyor:
“İki sebepten: Birincisi: Yeni nesiller, insanımızın bugünlere hangi yangınların içinden geçip geldiğini, inançlarını korumak için ne bedeller ödediğini bilmiyorlar. Dolayısıyla dünle bugün arasındaki farkı, bu fark için kesilen faturayı ve bu faturadan kendilerine düşen payı bilmiyorlar. İkincisi: Önceki cehaletin tabii bir sonucu olarak, bugün olan biten her şeyin dünün izdüşümü olduğunu, dünü bilmeden bugünü anlamanın imkansızlığını, dün bu ülkede İslam’ı “yasadışı” ilan eden çevrelerin bugünkü hırçınlıklarının gerçek nedenini bilmiyorlar.” (s, 84)

İşbu cümlelere dayanarak, Mehmet Akif’in “Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi!” dediği tarih’in her şeyden önce hakikatle bilinmekle ibretlik olabileceğini bir kez daha teyit ediyoruz.

Ali Şeriati, ilim ile yoğrulmuş ve ilmini hakikatin sözcüsü yapmış aydın kimseler için “Eğer sözünü doğru söylerse ve doğru söz söylerse; artık söz söylemiş olmaz, amel etmiş olur. Çünkü aydının eylemi söz söylemektir”. diyor.

Bizde naçizane kanaatimizle Sayın İslamoğlu’nun, hakikati ortaya çıkarma vesilesi kıldığı Tarih Yazıları’nı “doğru söz” olarak nitelendirip kendisine duada bulunuyoruz.

Şubat, 2011

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen.

Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor.

1988 doğumlu.

Esra Şen İsmine Kayıtlı 24 Yazı Bulunmakdadır.