Tarihle Sözleşme: Sorularla Tarih

Tarihle Sözleşme: Sorularla Tarih

Tarihle Sözleşme: Sorularla Tarih

13.10.2016 - Bilal Can
Tarihle Sözleşme: Sorularla Tarih

Tarih nedir? Soruya cevap verme şekli insanların hem tarihten ne anladığına hem de tarihin onlar nezdindeki yerini yansıtmaktadır. Tarihin neliği üzerine bugüne kadar sayısız tanımına imza atan tarihçilerin tanım kadar, tarihi nasıl kullanılması gerektiği yönündeki fikirleri olsaydı bugün belki de geçmişle gelecek ve geçmişle şimdinin mukayesini çok iyi yapan nesiller yetişecek ve artık “düşünüyorum o halde vardım” felsefesinden “görünüyorum o halde çekin” felsefesine dönüşüm olmayacak, bir kimlik bunalımı yaşanmayacaktı.

Tarih önemlidir. Evet. Böyle klişe bir cümle kurmak her ne kadar bir bildirim taşısa da yetersizdir. Tarihin önemliliği; mukayese etmenin, dünü bugünden okuyarak ders çıkartmanın altında gizlidir. Tarihi önemserken onun bize neler sunduğu, neler yaşattığı, neleri önümüze sürdüğü kadar onun bizden neleri aldığı, neleri unuttuğu, neleri kaybettiğini de konuşmalıyız. Çünkü bugün içerisinde yaşadığımız post-modern dünyanın kalabalığında ve gürültüsünde ayaklarımızı yere sabitleyecek daha sağlam edinimlere ihtiyacımız vardır. Bu edinimleri bize hatırlatacak ve mukayese yeteneğimizi geliştirecek alan tarihtir. Tarih üzerine sürekli eğilen Sezai Karakoç’un tabiriyle tarih “Hakikat savaşı ve hakikate karşı savaşlar, baş kaldırmalar” olarak anlam kazanırken bir tarih felsefesinin mümkünlüğünden ve olması gerektiğinden bahseder Karakoç. Hatta bir ziyaretimizde kendisine “Sosyoloji nasıl okumalıyız?” Sorusunu sorduğumda bana “tarihi iyi okumalısınız, çünkü sosyoloji tarihsel kesitleri inceler” önerisini ve dikkatini sunmuştu. Yine Dirilişin Çerçevesinde isimli eserinde tarihi “ölüşler ve dirilişler” olarak nitelemekte olup tarih hakkındaki genel görüşlerini ise geçmiş/gelecek, tarih/ideal, tarih/tabiat, tarih/din ilişkileri başlıklarında toplamak mümkündür.

Tarihle Konuşmak, Tarihten Konuşmak

Okumayı bilen için her olay ve olgu bir kitap niteliğindedir. Tarihle konuşmak, kendine ders çıkartıp zamanı daha iyi anlamak hususunda temel başvuru çabalarından biridir. Tarihini iyi okuyanlar bugün yaşanan olayları derinlemesine analiz edebilirler. Davut Bayraklı’nın Konuşan Tarih adlı eserini incelediğimde sorulan sorulara ben de iki tane de ekleyerek devam ettim. Temel sorum “tarihi nasıl okumalıyız?” sorusu oldu akabinde ise “bu kitabı neden okumalıyım?”

İlk soru bir tür sosyal bilimlerin arkeolojisini ortaya koyarken ikincisi kitabın arkeolojisini yapmaya yöneltti. Kitap tarihi belge, kanıtlama, delil, ispat sunmak yerine bende “soruların ne derece önemli olduğunun göstergesi” olarak durdu. Eser, tarih konusunda daha çok gençlere yönelik bilgi ve paylaşımlar sunan metinler olarak kendini göstermektedir çünkü. Daha çok konuşma, muhabbet eksenli bir tarih çalışması olarak durmaktadır.

Soru- cevap şeklinde bir tür monologu andıran konuşmalardan oluşan eser, daha önce Mostar Dergisi’nin sayfalarında okurlarıyla buluşmuştu. Bu konuşmalar bazen usta-çırak konuşması şeklinde bazen arif-filozof bazen ise hoca-öğrenci şeklinde kendini göstermektedir. Tarihsel kimi olayları çok ayrıntıya girmeden, bazen şaşırtıcı bir biçimde dikkatleri ince ayrıntılara çekerek okurları ters köşeye yatırmaktadır.

Vazgeçilmez Bir Unsur: Tarih

Medeniyetlerin temel dinamiği ve temel taşıyıcısı olan tarih, bir tür olaylar silsilesi olarak önümüzde dururken; insanoğlu, tarihi kimi zaman ilimlerin en büyüğü, kimi zaman öldürücü bir silah, kimi zaman da yaslanacağı bir dayanak olarak görmüştür. Tarihin vazgeçilmez bir unsur olduğunu bilerek geleceğini kurgulayanlar tarihin tozlu sayfalarında kaybolmaktansa ismini altın harflerle, silinmez bir biçimde yazdıracaktır. Bu bakımdan tarih konusunda farklı biçimlerde okumalara ihtiyacımız vardır.

Farklı biçimlerdeki tarih okumalarının yapılması sadece geçmişle övünmek maksadıyla değil, kişilerin kendilerini tanımaları, bilmeleri, dünya ahvali hakkında bir fikirlerinin olmasını sağlamak ve geçmiş tecrübelerden faydalanmak amacıyla yapılmalıdır. Davut Bayraklı’nın ortaya koyduğu Tarihle Konuşmak isimli eser, farklı bir tarih okuması olarak okurların ilgisine sunulmuştur. İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Dünya Tarihi, Tarih Felsefesi, Tarihsel Sosyoloji okumalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan eser Mostar Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Konuşan Tarih, Davut Bayraklı, Mostar Yayınları, 134 sayfa

Bilal Can - 13.10.2016

,

1323

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin