Taşrada Yeni Bir Soluk: Kün Edebiyat Dergisi

Taşrada Yeni Bir Soluk: Kün Edebiyat Dergisi

Taşrada Yeni Bir Soluk: Kün Edebiyat Dergisi

Taşrada Yeni Bir Soluk: Kün Edebiyat Dergisi
Taşranın kalbinin daima atmasıdır, merkezin yürüşünü sekteye uğratmayan. Taşranın albenisi, merkezin mekanik duygularının atlasında yer almaz. Taşra, az ve öz sözle çok şey anlatmayı bilenlerin başkenti niteliğindedir. Öz olarak merkezle ayrılamaz bir bütün, şekil olarak mesafelerin merkez ehlinden ayrı bir köşeye koyduğu yerdir. Hal böyleyken, edebiyatın edepli ritimlerini, taşranın kalbinde duymak her daim mümkündür.

Edebiyat dergileri deyince akla; merkez dergilerin etrafında toplanmış dergilerden çok, kendi başına söyleyecek sözleri olanların mekan edindiği, samimi söylenceleri ile amatör ruhun incitilmeden misafir edilidiği sayfalar gelir aklıma. Temmuz-Ağustos sayısıyla, edebiyat dergilerinin dünyasına ilk adımını atan, Kün Edebiyat Dergisi de söyleyecek sözü olanların mekânı olacak bir dergi niteliğinde okuruyla buluştu. Yozgat-Merkez'de faaliyet gösteren, Kün Yayıncılık çatısı altında, Ali Tavşancıoğlu yönetimindeki bir yayın kurulu tarafından hazırlanmış bu dergi. İlk sayısının dosya konusu: "Taşrada Edebiyat" Taşra odaklı ilk sayısında bu konuyla ilgili epeyce kafa yoran isimler mevcut. Aslında dosya konusuyla alakalı yazıları bir bütün niteliğinde ele aldığımızda, edebiyatı merkez ve taşra olarak ayıran günümüz edebiyatçılarına, bu ikili teşkilat düzeninin olumsuzlukları ve taşranın merkezden, merkezin de taşradan ayrılamayacağı konusunda birleşiyorlar Kün yazarları.

Derginin ön sözünde "Anadolu'nun tam ortasında, eli kalem tutan, cemiyete ya da kendine söyleyecekleri olan, kültürel ve irfani endişeler taşıyan bir grup "gönül ehli" ile bir yola çıktık." deniliyor. Derginin genel yayın yönetmeni, Yozgat'ın eli iyi kalem tutan isimlerinden Siyami Yozgat. Yozgat isyanını romanlaştırdığı "Usat" isimli kitabıyla epeyce ses getirmişti. Derginin yazı işlerinden sorumlu ismi Akın Uyar, yayın kurulunda ise; Celal Kapusuzoğlu, Mehmet Ali Çakır, Hüseyin Akbaş, Ömer Faruk Ünalan ve Ercan Köksal gibi, Yozgatlı şair, yazar ve edebiyatseverler yer almakta. Ayrıca itiraf etmeliyim ki derginin çıktığını ilk haber aldığımda nedense baskı kalitesinin çok iyi olmayacağını düşünmüştüm. Malum, edebiyat dergilerin kaderi maddi bir takım zorlukları aşmakla aşmamak arasında yazılır ki, bu zorluklar çoğunlukla baskı kalitesine yansır. Ancak dergiyi alıp okumaya başladığımda yanıldığımı itiraf etmeliyim, birinci sınıf kuşe kağıt değil belki ama takip ettiğim birçok edebiyat dergisinden, baskı kalitesi olarak farkı yoktu.

Kün Edebiyat, ilk sayı söyleşisini, Türk Hikâyeciliğinin önemli isimlerinden İmdat Avşar ile yapmış. Dosya konusuna uygun, isabetli bir söyleşi olmuş bana göre. İmdat Avşar, taşralı bir yazar olmasının yanı sıra, eserlerinde de taşralılığını hiçbir vakit gizlemeden gururla hikayeleştiren bir isimdir. Nitekim bu gururunu söyleşi boyunca da hissediyorsunuz.

Başta da söyledğim gibi derginin dosya konusu hakkında kaleme alınan yazılar, dikkat çeken eserler arasında yerini alıyor. Özellikle Ali Tavşancıoğlu'nun "Bize Her Yer Taşra" ve Prof. Dr. Kenan Erdoğan'ın "Edebiyatımızda Merkez Taşra İlişkisi ve Taşranın Merkezleşmesi" isimli yazılar Merkez-Taşra ilişkisini güzel örneklerle okura sunuyor.

İlk sayının öykücüleri, "Yarım Kalan Tebessüm" isimli kitabıyla tanıdığımız, Ay Vakti dergisinde de öyküleri yayınlanan ve yayın kurulunda da ismini gördüğümüz Ercan Köksal. Aşkar dergisinden ismine aşina olduğumuz, Mustafa Çiftçi Kün Edebiyat'ta "Ulus Çarpması" başlıklı öyküsüyle okuyucu karşısında. Derginin tek bayan kalemi olan Yasemin Yıldız'da "Reçel" isimli öyküsüyle sayfalarda kendisine yer bulmuş. Ahmet Yozgat ise "Yasin Okuyucusu ve Mirani Bey" başlıklı öyküsüyle dikkat çekenler arasında.

Kün Edebiyat'ın şairlerine gelecek olursak; dergi de bir çok şiir mevcut olmakla birlikte, özellikle Siyami Yozgat'ın "Leyla Akşam ve Şiir" başlıklı eseri göz ve gönül dolduruyor. Ayrıca Rahatsız Şiirler başlığı altındaki "Ella'ya Gece Tarifesi" isimli Ahmet Keskinkılıç'a ait şiir de dergide dikkat çekenler arasında. Payidar Zaman'ın "Yozgat, Hatice ve Her Şey Hakında" isimli eserini, şiir mi, şiir olmaya yakın bir nesir çalışması olarak mı değerlendirmeli, karar verememekle birlikte, okuyanını gülümseten ve düşündüren dizeler içerdiğini düşünüyorum:

"Amerika Yozgat'a müttefikti üstelik
Üç tavuk yumurtasına yüz gram leblebi veriyordu Muttaliplerin Mehmet
Sırtına on üç ok saplanmasına rağmen ölmüyordu Cüneyt
Ronald Reagon iyi bir amcaydı ve ona sarı üzüm verebilirdik
Minibüsümüz mütemadiyen avlumuzdaydı ve biz her yere yay giderdik
Kamyonumuz her yere yay giderdi."... (Sayfa 44)


Dergide Hüseyin Akbaş, Şafak Yolcu, Ali Bozok, Ömer Faruk Ünalan, Ersin Türkol, Nur Saka, Mehmet Binboğa, Fatih Kocatepe... gibi isimler de şiirleri ile yer almışlar.

Usta Şair Abdurrahim Karakoç ismine de üstüne düşen vefayı gösteren Kün Edebiyat, İhsan Kurt ve Süleyman Çınarer'ın kaleme aldığı yazılar ile şiirin ustasını anıyor.

Kün Edebiyat, sayfaları arasında kitaplara da yer vermeyi unutmamış, ilk sayının kitabı "Lâ: Sonsuzluk Hecesi" ile Nazan Bekiroğlu. Şener Özdemir'in kaleme aldığı kısa tanıtım yazısı ile ilk sayısının sayfaları son buluyor.

Okurları Kün Edebiyatı nerelerde bulacaklarını soracak olursa, Yozgat Merkez ve İstanbul gibi şehirlerde birçok derginin yer aldığı kitapevlerinde bulunur. Detaylı bilgi için sosyal paylaşım ağlarındaki dergi sayfalarından da bilgi edinilebilir.

Altmış dört sayfalık geniş ve göz dolduran hacmiyle, her halinden emek verilmiş olduğu anlaşılan Kün Edebiyat Dergisinin, henüz kulaç atmaya başladığı Edebiyat Dünyasında kalıcı izler bırakmasını ve uzun ömürlü olmasını diliyorum, hem okuru hem de hemşehirlisi olarak.

Son sözü Siyami Yozgat, o güzel şiiriyle söylesin:

..." leyla ki
Gülüşü nehir
Gözü uçurum
Yangınlardan yıkımlardan kurtulmuş
Kırık kemanlarda kan revan olmuş
Som acı ve yoksun
Biraz acemaşiran
Ve sesizce çıkıp gelen akşamla
Acıyı ve aşkı içiyorum şimdi ben
Damla damla
Yanımda el değmemiş bir ay ışığı
İnce bir kâsede gözyaşı ve kum"
... (sayfa 4)
Gülnaz Eliaçık Yıldız - 24.08.2012

,

3310

Gülnaz Eliaçık Yıldız Hakkında

Gülnaz Eliaçık Yıldız

1987'de Zemherinin kapı ağzında doğdu.

Edebiyata duyduğu ilgi lise yıllarında kaleme aldığı yazılarla kendini gösterdi. Orhan Veli İstanbulu dinlemenin, Cahit Sıtkı otuzbeş yaşının derdine düşmüşken, Sait Faik Dülger Balığının Ölümünü öyküce öykünürken, tüm bunları üç beş değerlendirme sorusuyla sorgulayan edebiyatı konu edinen bir derste, karalanan satırların insanlık tarihini nasıl yerinden ettiğini farketti ve okuyarak yaşamanın, yaşayarak okumaktan ayırt edilemedigi zamanların etkisini ilk bu yıllarda hissetti. Nazan Bekiroğlu ve İskender Pala o yıllarında tanıştığı ve okumaya meyilli olduğu isimler arasında yer aldı.

Bozok Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu'ndan 2008 yılında mezun oldu. Özel bir eğitim merkezinde gün aşırı insanlarla, çocuklarla ve en çok da kağıtlarla konuşuyor.

Onun için bir tutkudan öte olan dergiler hayatına girdiğinde kitapların ruhuna serptiği tohumlar filizleniyordu. Gün geçtikce kitaplıgında çoğalan dergiler, kiymetli birer dost gibi mahsus zamanlara konuk edildi'

'Bir' dergisinde yayınlanan 'Zelâlname', seluloz kokusuna bulanan ilk yazısı oldu. Daha sonra Mâi ve Şehrengiz dergilerinde yazıları yayınlandı.

Hâlâ Mâi dergisinde yazan Gülnaz Eliaçık, kendisine has uslubuyla fecirvakti.desenblog.com adresinde, karalamalarına yer veriyor'

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin