Tefsirde Öteki: Celaleyn Tefsirinde İsrailiyat

Tefsirde Öteki: Celaleyn Tefsirinde İsrailiyat

Tefsirde Öteki: Celaleyn Tefsirinde İsrailiyat

07.12.2012 - Ferhat Özbadem
Tefsirde Öteki: Celaleyn Tefsirinde İsrailiyat
"Celâleyn Tefsiri" adıyla meşhur olan ve deyiş yerindeyse dört asırdır Müslümanların elinden düşmemiş olan bu Kur'an yorumunu israiliyat açısından ele alıp incelemeye çalışacaktır. Celâleyn Tefsiri, özlü yapısı sayesinde hemen her dönemde revaçta olma başarısını elde etmiş ve sürdürmüş nadir kaynaklardan birisi olmakla birlikte, içerdiği israiliyat haberleri açısından da kimi zaman eleştiriye açık bir yapı arz etmiştir.

İsrailiyatların dini eserlere girmesinin genel olarak sebepleri ve şekilleri şöyle ifade edilebilir.

Önceki din ve kültürlere ait bazı unsurların İslâm'a geçmesi: İslâmiyeti kabul eden çeşitli din mensuplarının eski dinlerine ait bazı anlayış ve telakkiler, belki de doğal olarak, Müslümanlığa aktarılmıştır. Örneğin cahiliye devri Arapları uğura, uğursuzluğa ve cinlerle ilgili çeşitli hurafelere sahiplerdi. Bu gibi batıl inançlar zamanla Müslümanlar arasında da kabul görmeye başlamıştır. Bu durum Müslümanların ehli kitap ile olan ilişkilerinden kaynaklanmaktadır.

Cehalet sebebi ile bulaşan israiliyatlar. Daha çok bilgisizliğe bağlı olduğu kabul edilen hurafelere inanılması hususu, İslamı ana kaynaklarından öğrenip halkı aydınlatacak yeterli sayıda âlimin yetişmemesiyle yaygınlaşmıştır. İslâmiyet insanları, düşünmek suretiyle inançlarını temellendirmeye ve akıl yürütme güçlerini kullanmaya davet eden bir dindir. Bu maddeye bazı vaizlerle sohbet ehli kimseler de olumsuz katkı sağlamışlardır. Nitekim pek çok İslam âlimi özellikle bazı vaiz ve tasavvuf ehli kimselerin yaydığı bidat ve hurafeler konusunda uyarılarda bulunmuşlardır.3.

Mevzu hadisler ile bulaşan israiliyatlar. İslâm'ın ikinci kaynağını oluşturan hadislerin toplanmasına II. (VIII.) yüzyıldan itibaren başlanması, çeşitli konularda hadis uydurulmasına ve birçok İsrâiliyat haberlerinin İslâmî kaynaklara girmesine zemin hazırlamıştır. Bu yolla da bazı hurafeler İslâm'a girmiştir.

Celâleyn tefsiri müellifleri; adından da anlaşıldığı üzere Celâleyn Tefsiri, iki müellifli bir çalışmadır. Ne güzel bir tevafuktur ki Mısırlı olan her iki müellifin adı Celal'dir ve her iki müfessir de Şafii mezhebine mensuptur. Bu iki müfessirin isimleri Celaleddin Mahalli ve Celaleddin Suyuti'dir.

Celaleyn tefsiri, Mehmed Akif Ersoy'un çok sevdiği bir tefsirdir. Muhammed Abduh Esher'de tefsir dersi verirken Celaleyn tefsiri üzerinden dersleri veriyordu.

Celâleyn Tefsirinin ihtiva ettiği israiliyat haberlerini şu dört ana başlık altında toplamış bulunmaktayız: 1. Yaratılış ve Kevni Olaylar, 2. Geçmiş Varlıklar ve Toplumlar, 3. Peygamber Kıssaları, 4. Ahiret Hayatı.Bu ana başlıkların altında pek çok alt konular ve detaylar yer almaktadır.

İsrailiyatlara örnekler

Yaratılışın Başladığı ve Bittiği Günler"Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah'tır."(Secde 4)

Celâleyn Tefsirine göre yaratılış, dünya günlerinden Pazar günü başlamış, Cuma günü tamamlanmıştır.


Gökyüzü Ve Cisimleri

"(Bakmıyorlar mı) yere, nasıl yayılıp döşendi?"(Gaşiye20)

Bu ayette yeryüzünün döşenmesi ve serilmesi gibi anlamlara gelen "sütıhat" fiilinden açık olarak anlaşılmaktadır ki, yeryüzü düzdür. Din alimleri bu zahir mana üzerinde ittifak etmişlerdir. Yoksa astronomi uzmanlarının dediği gibi, yeryüzü küre şeklinde değildir. Gerçi böyle olması da dini esaslardan herhangi birisini eksiltecek değildir.

"Andolsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık."(Müminun 17)

Burada sözü edilen yedi kat gökler, meleklerin yollarıdır.

Cinlerin sürgün edilmesi

"Hani bir zamanlar Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti. (Melekler ise): 'Orada bozgunculuk çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz Seni överek tesbih takdis ediyoruz.' dediler. (Rabbin): 'Hayır Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.' dedi."(Bakara 30)

Hz. Adem halife kılınmadan önce, cinler yeryüzünde cinayet işlemişler, kan dökmüşlerdi. Bunun üzerine Allah Teala melekleri göndermiş ve cinleri adalara ve dağlara sürmüştü.

Şimşek-Melek İlişkisi

"Yahut onların misali gökten sağanak halinde boşalan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kâfirleri çepeçevre kuşatır."(Bakara 19)

Gök gürültüsü anlamına gelen ra'd kelimesinden maksat, görevli melektir. Bunun meleğin sesi olduğu da söylenmektedir. Şimşek manasına gelen berk kelimesi ise, onu süren meleğin sesinin parıltısıdır.

Geçmiş dönem kavim ve kişiler ile ilgili israiliyatlar

Nemrud, göktekilerle görüşmek maksadıyla gökyüzüne doğru yükselmek istemiş, bunun için uzun bir gökdelen yaptırtmıştı. Ne var ki Allah gönderdiği fırtına ve depremle, bu kuleyi kökünden yıkmıştı.

Firavun 'ben Mısır'ın ve şu nehirlerin yani Nil nehrinin sahibiyim, görmüyor musunuz nehirler saraylarımın altından akıp duruyor' diyerek gururlanırdı.

Firavun'un karısı Asiye, Hz. Musa'ya iman etmiş bir hanımdır. İmanından dolayı Firavun ona çok eziyet etmiş, işkence yapmıştır. Onun ellerini ve ayaklarını yere sabitlemiş, göğsünün üzerine büyük bir değirmen taşı koymuş, bu halde güneşin altında tutmuştu. Firavun başından ayrıldığı zaman görevli melekler onu gölgelendiriyorlardı. Bu işkence halindeyken, Asiye'ye Allah Teala'dan dilekte bulunduğu cennetteki köşkü gösteriliyor, böylece çektiği azap ve işkence hafifliyordu. İbn Keysân'a göre Asiye daha hayattayken cennete yükseltilmiş, orada yiyip içmişti.
Ad kavmi, kış mevsiminin soğuk günlerinde yani Şevval ayının son sekiz gününde, ayın son Çarşamba sabahından itibaren başlayan bir fırtınayla helak edilmişti.

İlk Ad milleti olan İrem halkı boylu boslu kimselerdi. Uzun boylu bir İrem insanı, dört yüz zira boyundaydı.

Celâleyn Tefsirine göre yılan derisinden nasıl sıyrılıp çıkıyorsa,Bel'am da küfrüyle dinden çıkmıştı. Oysa İsrail oğullarının alimlerinden biriydi. Kendisinden hediyeler karşılığında Hz. Musa'ya beddua etmesi istenmişti. Bedduada bulununca duası kendi aleyhine döndü ve dili göğsüne kadar uzadı.

Rivayete göre Hz. Muhammed'e (s) kadar sekiz bin nebi gelmiştir. Bu peygamberlerin dört bin tanesi İsrail oğullarına, dört bin tanesi ise diğer insanlara gönderilmişti.

Yaratılmış olan tek nefis, Hz. Adem'dir ve eşi bu tek nefisten yaratılmıştır. Celâleyn Tefsiri, Hz. Havva'nın Hz. Adem'in sol kaburga kemiğinden yaratıldığını ifade etmektedir.

Hz. İdris, Hz. Nuh'un babasının dedesidir. Hz. İdris şu anda dördüncü, altıncı veya yedinci gökte yahut cennette diri olarak durmaktadır. Ölümü tattıktan sonra diriltilmiş, gökyüzüne alınmış ve halen de buradan çıkarılmamıştır.

Hz. Nuh'un hanımının adı Vâhile'dir ve bu kadın dışarı çıkıp kavmine kocasının deli olduğunu söylerdi. Bu şekilde eşine hıyanet içinde olmuştu.

Hz. Salih'e, dört bin insan inanmış ve kurtulmuşlardı.

Hz. İbrahim, Nuh neslindendir ve aralarında iki bin altı yüz kırk sene gibi uzunca bir zaman geçmiştir. Bu iki peygamber arasında Hud ve Salih peygamberler de vardır.

Hz. İbrahim'in öldükten sonra dirilişin nasıl olacağını bilmek istemesi üzerine, alıp kesmesi, sonra da çağırması emredilen kuşlar: tavus, kartal, karga ve horozdur. İbrahim onları kesmiş, kafalarını elinde tutmuş, sonra da onları geri çağırmıştı. Bunun üzerine bütün parçalar tamamlanıncaya kadar bir araya gelmişler, sonra da ortaya çıkan vücutlar kafalarına yönelmişlerdir.

Bir rivayete göre Hz. Lut, hanımını helakten kurtulacaklar arasına katmamıştır. Buna karşın başka bir rivayette hanımını beraberinde çıkarttığı da söylenmektedir. Fakat sonuçta helakten kurtulacaklar arasında yer almasına rağmen Lut'un hanımı çıkarken (yasaklandığı halde) arkasına dönüp bakmış, geride helak olan kavmini görünce "vah benim kavmim" diyerek feryat etmiş, bu sırada bir taş çarparak onu helak etmiştir.

Hz. Yakub'un kendisine haram kıldığı yiyecek deveydi. Nitekim Hz. Yakub, halk arasında "sinir romatizması" denilen siyatik hastalığına yakalanmıştı. Şayet şifa bulursa deve yemeyeceğine dair adakta bulunmuştu. Böylelikle İsrail oğullarına deve haram kılınmıştı.

Abdullah b. Abbas'a göre Hz. Yusuf, hanımefendisiyle olan serüveni esnasında temsili olarak babası Hz. Yakub'u karşısında görmüştü. Babasının Hz. Yusuf'un göğsüne vurması üzerine şehveti parmak uçlarından çıkıp gitmişti.


Hz. Eyüp için ölen evlatları diriltilmiş ve onlarla birlikte bir o kadarı da rızık olarak verilmişti.

Hz. Zülkifl'in peygamber olup olmadığı ihtilaflıdır. Ölümden kaçarak kendisine sığınan yüz peygambere kefil olduğu söylenmiştir.

Firavun'un hizmetçileri sandukayı bulup Firavun'un önüne koymuşlardı. Kapağını açıp Musa'yı içinden çıkardığında onun baş parmağından süt emmekte olduğunu gördü.

Hz. Yunus balığın karnından sahile bir gün içinde veya üç, yedi, yirmi veya kırk gün sonra atılmıştır.

Hz. Davud'un doksan dokuz hanımı vardı. Ancak o, sadece bir karısı olan bir şahsın karısına da sahip olmayı istemişti. Nihayet onunla evlendi ve zifafa girdi. Hür ve cariye olmak üzere Hz. Davud'un doksan dokuz, Hz. Süleyman'ın ise yüz karısı vardı.

Zülkarneyn'in asıl adı İskender'dir ve peygamber değildir.

Hz. Meryem hızla büyüyor; başka çocukların bir yılda büyüdüğü miktarı, bir günde kat ediyordu.

Hz. İsa'nın yapıp üflediği kuş, yarasaydı. Çünkü yarasa, yaratılışı en mükemmel kuştur. İnsanlar ona bakarken uçuyor, gözlerden kaybolunca da ölmüş olarak yere düşüyordu.

Cehennemin eşek sesi gibi çirkin bir sesi vardır.

Netice olarak, toplumda görülen bazı hurafelerde, tefsir kitaplarında anlatılan israiliyat haberlerinin önemli bir etkisi olmuştur. Genelde tefsir kitaplarında anlatılan israiliyat haberlerinin şu konularda yoğunlaştığı görülmüştür: Kur'an kıssaları ve önceki peygamberler ve ümmetleri. Adem ve Havva'nın yaratılışı, cennetteki hayatları, Kabe'nin yapımı, Tufan hadisesi ve Nuh'un gemisi, Hz. İbrahim'in babasıyla ilişkisi, kurban olarak kesmeye niyet ettiği oğlun İsmail mi İshak mı olduğu, Davud ve iki davacının muhakemesi, Harut ve Marut kıssası, İsrailoğulları, Yusuf'un ailesiyle ilişkisi, Eyyub'un imtihan edilmesi, İlyas'ın hayatı, Musa'nın Mısır ve Medyen günleri, Firavun'la mücadelesi, İsa'nın ve annesi Meryem'in hayatı.

İslam kaynaklarında özellikle de klasik tefsir kitaplarında israiliyat haberlerinin yoğunlukla kullanıldığı bilinmekle birlikte bu tür tefsir rivayetlerinin gerçekte hangi Yahudi ve Hıristiyan kaynak ve geleneğine ait olduğunu gösteren yeterli bilgi ve delil bulunmamaktadır. Başka bir deyişle israiliyat rivayetleri İslam kaynaklarında daha çok, Kur'an'da kapalı bırakılan boşlukların salt doldurulması olarak ele alınmış, isnadı dışında detaylı köken araştırmasına konu olmamıştır. Elimizdeki eser bu anlamda bir boşluğu doldurmaktadır. Tefsirlerdeki israiliyatlar ile ilgili kapı aralamaktadır. Sadece bir tefsir üzerinden yapılan bu çalışma diğer tefsirler içinde israiliyat araştırmalarına ön ayak olmalıdır.

Tefsirler üzerinde yapılacak bu tür çalışmalar Kur'an'ın anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Sahih bilgiye ulaşmanın yolu sorgulamaktan ve analiz etmekten geçiyor. Bu anlamda öncelikle tefsirler olmak üzere kaynaklar iyi niyet ile tahlil edilip israiliyatlardan arındırılmalıdır.

Tefsirde Öteki: Celaleyn Tefsirinde İsrailiyat
Mustafa Ünver
Sidre Yayınları Ferhat Özbadem - 07.12.2012

,

4861

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur