Tevhid ve Değişim - Celaleddin Vatandaş

Tevhid ve Değişim - Celaleddin Vatandaş

Tevhid ve Değişim - Celaleddin Vatandaş

22.02.2011 - Misafir Köşesi
Tevhid ve Değişim - Celaleddin Vatandaş

Merve Şimşek, Kitaphaber için kaleme aldı.

Öncelikle yazarın konuyu akıcı bir dille ele aldığını belirtmeliyiz. Yalın bir dil kullanmış olan yazarın, aynı zaman da bir çok isabetli tespitlerine rastlamaktayız.

Yazar ilk olarak “la ilahe illallah” hakikati çerçevesinde daha birkaç ayetin nazil olduğu; siyasi, ekonomik ve sosyal hiçbir ayetin nazil olmadığı bir dönemde, Mekke aristokratlarının korku ve şaşkınlık içerisinde verdikleri tepkilere yer veriyor. Hemen ardından Mekke aristokratlarının sadece “la ilahe illallah” kelimesine niye bu kadar kızdıkları sorusuna, onların din ve inanç algılarına, yaşanagelen kültür ve sistemlerine, en önemlisi psikolojilerine inerek cevap arıyor. Ve kelime-i tevhidi reddetme gerekçelerini tamamen çürütüyor. Bunu yaparken kah Mekkelilerin siyasi, ekonomik ve kültürel sistemlerinin düzensizliğinden, kah kendi atalarına yaptıkları suiistimallerden, kah Kur’an ayetleri ile bildirilen şirk mantalitelerinden dem vuruyor.

Örneklendirecek olursak; müşriklerin o dönemde yüzlerce puta sahip oldukları, her kabileye, ailelere, hatta fertlere ait putların bulunduğu, birbirlerinin putlarını kabul görmedikleri bilinen bir gerçektir. Eğer problem putlarına hakaret edilmesi ve onların aşağılanmasından kaynaklanıyorsa, bunun müşrikler açısından problem olmadığı kesin… Zira bizzat kendileri putlarını aşağılıyorlardı.

Ayrıca yazar, “la ilahe illallah” çağrısına müşriklerin tepkilerinin nedeninin, bu sözün çağrıştırdığı Emr/Hüküm (hakimiyet) konusu olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda "Tevhid", “Tevhid ve Hüküm”, “Tevhid ve İlah”, “Tevhid ve Rab”, ”Tevhid ve Melik”, “Tevhid ve Din”, “Tevhid ve İbadet” başlıkları altında bu kavramları değerlendiriliyor; ve yazar, tevhidin aslında bu kavramların hepsini birden içerdiğinin altını çiziyor.

Bu bölümü okuyanlar, ilah olanın aynı zamanda Melik, Rab, Hüküm koyan olduğu sonucuna varıp, bu kelimenin manasının, Allah’ın her alana hükmetmede yegane otorite olduğunu kavrayacaklardır.

Yazar ilk bölümde “Tevhid” kavramını ve bu kavramın hayatımızdaki yerini inceledikten sonra ikinci bölümde, tam zıddı olan “şirk” kavramını, tağutu ve putçuluğu incelemektedir.

Eğer bir kimse Allah’a isyan eder ve O’nun kullarını kendisine boyun eğmeye zorlarsa; o kimse tağuttur. Böyle bir kimse şeytan, rahip, dini ve politik lider, kral veya bir devlet olabilir. Bu nedenle, bir kimse tağutu reddetmedikçe gerçekten inanmış sayılmaz.

Bütün bu açıklamalardan sonra, tevhidî devletin yavaş yavaş bozulduğunu, islamî kontrol mekanizmasının kayboluşunun Müslümanları nasıl asıl olandan kopardığını gözler önüne seren süreç anlatılmaktadır.

Bu süreçte Tevhid kavramı, Müslümanların kafasında öyle bir değişime uğramış ki artık, Allah’ın hiçbir hükmünü kabul etmeyip, isim değilse dahi muhteva olarak kendisinin İlah, Rab, Melik olduğunu iddia eden tağutları ideal Müslümanlar olarak görmeye neden olmuştur. Ve sonuç; hilafetten saltanata geçiş…

Yazarın belirttiğine göre; kelam ve felsefe “Tevhid” kavramının hakikatini yitirip değişmesine sebep olan unsurlardır.

Bütün bu değişimlerden sonra gelinen boyut şudur; sonuç itibariyle Akaid kitaplarında, müşrikleri şaşkına çeviren, peygamberin (?) esasını oluşturan Tevhid hakikatini bulmak imkansızdır. Din veya bireysel veya sosyal alanda anlam kazanan ibadet konularını da bulmak mümkün değildir. Din bulunabilir ancak sade inanç boyutuyla, ki oda bazı yönleriyle, ibadet bulunabilir, ancak sayısı beşi geçmeyen biçimiyle…

Kitabın, muhtevası itibariyle bizleri şu hakikate çağırdığını net şekilde görmekteyiz; artık tüm Müslümanların kültür İslam’ından kurtulup vahiy İslam’ına yönelmelerinin gerekliliği…

İki okumalar.

Tevhid ve Değişim
Celaleddin Vatandaş
Pınar Yayınları

Şubat, 2011

Misafir Köşesi - 22.02.2011

,

3473

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Yorumlar
  • Mervesimsek54 2011.02.23 07:12

    Selamun aleykum hoşbuldum efendim..
    Öncelikle teşekkür ediyorum. Sorularınıza cevap vermeye çalışacağım İNşaallah.

    Bİrinci sorunun cevabı: Şunu da belirtmeliyim ki; konunun gidişatı itibariyle 'peygamberin esası' cümlesinin zihinlerde uyanan ilk manası Hz.Muhammed (as)'ın getirdiği esaslardır.
    FAkat;
    Yazarın da belirttiği ve bizim de bildiğimiz gibi, putlaştırma eğiliminin, özellikle de ölmüş bazı şahısları (ataları) putlaştırmanın adeta evrensel bir yanlış olduğu görülmektedir.
    Hz.Adem'den Hz.MUhammed(as) 'a kadar gelen bütün peygamberlerin getrdiği 'tevhid' ilkesi de evrenseldir. VE her devrin mişrikleri olduğu gibi muvahhidleri de vardır. Bu muvahhidler peygamberlerdir.. yani "peygamberin esası" cümlesini "peygamberlik müessesesi" olarak anlamak da doğrudur. Çünkü kitap tüm peygamberlerin tevhid mücadelesine atıfta bulunmaktadır.Bu bağlamda düşünürsek ve kitabı da okursak İNşaalah tevhidin nübüvveti nasıl kapsadığını anlarız...

    İKinci sorunun cevabı: Yazarımız tevhidî bir değişimden bahsetmiyor. 'Tevhid' kavramının zamanla müslümanların zihninde nasıl bir değişime uğradığından bahsediyor. "Hİçbir siyasi boyutu olmayan , sadece bir varlık olarak Allah'ın var olduğuna inanmak biçimine dönüşen Tevhid'dir değişimin odağındaki unsur."

    Üçüncü soru: Hüküm cümleleri yazarın kendisine aittir. Hatta yazar, 'Tevhid ve Hüküm' başlığı altında bir konu da işlemiştir...
    RAbbim soruların cevabını hakkıyla verebilmiş ve anlayabilmiş olmayı nasip etsin . vesselam

  • Ömer Faruk KARATAŞ 2012.01.12 22:19

    Her biri çarpan ve 'ne olmuşuz, ne oluyoruz?' sorusunu en çok sorduran, temel islami kavramlardan hareketle müslümanca düşünüş, anlayış, algılayış ve uygulayış üzerine daha çok içeride kalmış fazlalıkları teftiş edip sorgulayarak muhasebe pozisyonu aldıran, nice devlerin cüceliklerini hayretler içerisinde bırakarak ortaya seren, ilginç olduğu kadar ibretlik dipnotlar ve anekdotlarla kafa konforunu bozan-ezber bozan da diyebilirsiniz- kitaplarıyla hal-i pürmelalimizi 'deşifre eden Celaleddin VATANDAŞ, okunması gerekli bir müellif. Hele Vahiyden Kültüre... Siyerine, yani Hz. Muhammedin Hayatı ve İslama Daveti'ne ne demeli... Kitap dediğin Celaleddin VATANDAŞ'ınkiler gibi olmalı diyesi geliyor insanın...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin