Timurlenk - M. Turhan Tan

Timurlenk - M. Turhan Tan

Timurlenk - M. Turhan Tan

29.01.2011 - Özgür ATASOY
Timurlenk - M. Turhan Tan

Mehmet Turhan Tan pek bilindik bir yazar değil ama böyle mükemmel yazılar yazan tarihi romanlar serisi olan, önemli gazetelerde makaleleri yayımlanan ve hikayeleri olan bir yazarın unutulması üzücü bir olaydır. Yazdığı kitaplar bir döneme ışık tutan, aydınlatan eserler olarak uzun bir zaman tozlu raflarda durmuştur. Çağrı Yayınlarının çalışmasıyla bu eserler okuyucu ile buluşmuştur. Bu eserlerden biri de Timurlenk’tir.

Eser Timur’un Hindistan ‘ı almak için arkasına yüz binlerce kişiden oluşan heybetli orduyu alıp Sint Nehrine yaklaşmasıyla başlamaktadır. “Timur mağrur gözleri ordunun üzerinden aştı, dalgın dalgın gerilere düştü, arkada kalan büyük ülke hayalinde canlandı. Ardından, sonsuz bir gümüş satır gibi önünde kıvrılan geniş nehrin engin ufuklarını düşündü ve birden bire gururu şahlandı. Gözleri parladı ve emir verdi. Yeryüzü sürüp tanrıyı analım ve kalkıp atlanalım ”

Bütün ordu hep birlikte dua ettikten sonra Timur emir verdi. Heybetli ordu tüm ihtişamıyla Hindistan’a saldırmak için hazırlanmıştı. Saldırmaya bir köprüyü aşmakla başlayacaklardı. Önce köprüyü aşmaları gerekiyordu. Ama köprünün başında bir gölge vardı. Bu gölge bütün orduyu korkutmuştu. Timur da ordu da oklar fırlatmasına rağmen bu gölge ölmüyordu. Sint Nehrini geçip cihangirin yanına gelen çıplak bir Hintli çok cesaretli bir şekilde Timur ‘a Hindistan’a saldırmamasını ve aksi takdirde başına çok büyük felaketler geleceğinden bahsetmiştir. Ancak Timur bunu kabul etmemiş Hindistan’a saldırmıştır. Hintlinin bahsettiği bütün hadiseler gerçekleşmiş. Timur kızının ve oğlunun ölüm haberini önceden bu çıplak Hintliden almıştır.

Yazar Timurlenk romanında Timur’un ordusu hakkında güzel detaylarla olayı anlatmıştır. Örneğin ordu Hindistan ‘a saldırırken fillerle karşılaşmış. Timur bu durum karşısında orduyu geri çekmiş. Cihangir bunun için yöntem aramış ve bulmuştur. Filleri develerle durdurmuştur. Zincirlerdeki ateş ile filleri korkutmuş ve Hintlileri bu sayede yenmiştir. Zaman geçtikçe çıplak Hintlinin dedikleri tek tek ortaya çıkmıştır. Timur bu durum karşısında ellerinde bulunan bütün Hintli esirleri boğazlayıp öldürülmelerini emretmiştir.

Tarihte havada yürüyen ordu Hindistan dağlarında uçurduğu askerleridir. Askerleri sepetlerle tepeden tepeye taşımıştır. Hintlilere tepeden saldırıyordu. Tarihte işte bu seferle özellikle üne kavuşan Timur ‘un ileriki zamanlarda filleri savaş stratejisi olarak kullanacağı biliniyordu. Timur çok zeki bir hükümdardır. Savaş esnasında iyi planlar yapan, ordusunu daima düşünen herkesle bütünleşen bir cihangir olmasaydı bu kadar sayısız zaferlere ulaşması imkansız hale gelecekti.

Eserde Timur ‘un İranlı şairin şehnamesinden yararlandığını görülmektedir. Timur ‘un pek sevdiği kaynamış et yemeğinden İBNI HALDUN’a eli ile parçalar sunduğunu ve onunlar tarihe dair münakaşalar yaptığı bilinmektedir. IBNI HALDUN her suale parlak cevaplar vermiştir.

Hükümdarlar genel itibariyle çok eşlidirler. Timur da bir çok kez aşık olduğu bilinmektedir. Eserde bahsedilen ilk eşi olan Ulcay ile yaşadığı maceralarını anlatmasıyla başlar aşk hayatı. Ulcay’ ın ölümünden sonra karşılaştığı Tuğu Turhan, Tuman ağa gibi eşler ile nasıl tanıştığına yer verilmektedir.
Bu esnada Timur ‘a Moğol beyinden bir mektup gelir. Kızıyla evlenmesini ister. Timur uzun uzun düşünür ve kılığa girerek hiç kimseye haber vermeden Moğolistan ‘a gider. Tevekkül hanım ı görüp beğenir. Tevekkül cihangiri beğenmez ihtiyar olduğu gerekçesiyle ama mecburen kabul eder. Çünkü kabul etmezse başına ne büyük felaketler geleceğinin farkındadır. Nihayetinde dillere destan bir düğün gerçekleşir. Timur Tevekkül Hanımı elde ettiğini düşünür ama yanılmıştır. Tevekkül Hanım ile yıldızı barışmayacaktır. Tevekkül on beş yaşında bir kızdır. Timur artık yaşlanmıştır.
Asıl macera eş olduktan sonra cereyan etmektedir. Timur ‘un hayatını değiştiren kadın olmuştur. Timur her zaferde onu düşünür hale gelmiştir. Zaferleri onun için kazanır. Tevekkül bu esnada hastalanıp yataklara düşer. Timur bu durum karşısında Tevekkülü tekrar Moğolistan ‘a yollar.
Timur ona her gün mektup yazar. Her mektubun sonunda “Sen iyi ol ki bende iyi olayım. Yoksa işler karışacak, toprağın altı üstüne gelecek. Adem evladının gülmesi, benden güler yüz göstermesi. gül yüzünün gülmesine bağlı! Sen gülmezsen herkes ağlayacaktır.”

Eserde Timur ile Beyazıt savaşından da bahsedilmektedir. Zeki kumandan Timur ‘un nasıl zafer kazandığından bahsedilmektedir. Bu esnada bile düşündüğü sadece Tevekkül Hanımdır. Savaştan önceki sürtüşmelerde yazılan mektuplarda birlerini iyice sinirlendirmiş olan bu iki muhteşem güç karşı karşıya gelmiştir. Beyazıt ‘a yaptığı en büyük darbe ise ordusunun yok edilmesi değil, padişahlığını elinden alması değil, Sırp güzel eşi olan Oliverayı görmeyişidir. İşte bu esnada Timur bir eğlencede Beyazıt ‘ın eşini karşısında peçeli bir şekilde oynatmış. Beyazıt buna dayanamamış ve yüzüğünde bulunan zehir ile intihar etmiştir. Timur bu kadar zaferlerle geri dönmüş ama içinde tek bir şey vardır:

Tevekkülün iyileştiğini görmek. Ama tam aksi bir durum söz konusu olmuştur. Son günlerini yaşayan Tevekkül hastalığına yenik düşmüştür hayata gözlerini yummuştur. Bu durum Timur gibi bir cihangiri ağlatmış ve aşırı şekilde üzmüştür. Timur artık kendisinin de sonunun geldiğini anlamış hale gelmiştir. Timur son olarak Çin ‘e sefer düzenlemiş ancak bu sefer sırasında zafer kazanmadan yolda hastalanmış ve vefat etmiştir..

Timur gibi bir cihangir bile aşktan kendini alamamış her seferde aşkı düşünür hale gelmiştir.
Timur’u bu kadar da bu kıza bağlayan nedir! Tevekkül ‘ü diğer hatunlarından ayıran özellik çok güzel oluşu mu! Tevekkülün yaşının küçük olması mı! Elbette üzerinde durulması gereken hikâyede cihangir bile olsan birçok zaferler bile kazansan eğer gönül sevmezse hiçbir anlam ifade etmez. İster bir köle ol ister bir padişah aşk ikisine de eşit gözlerle bakar. Para pul önem arz etmez. Gönül sevdi mi hiçbir şey önünde duramaz.

Timur un hayatını tam anlamıyla anlatan eseri okumanızı özellikle tavsiye ederim. Eserin dilindeki kıvraklık size okuma hazzı uyandıracak ve çok kısa bir sürede kitabı bitireceksiniz. Sürekli bir sonraki sayfayı merak edeceğinizden hiç şüphem yok.

Timurlenk, Mehmet Turhan TAN, Çağrı Yayınları, 295 sayfa

Özgür ATASOY - 29.01.2011

,

4432

Özgür ATASOY Hakkında

Özgür ATASOY

88 yılının eylül ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi. Çay ve sigaranın hayat felsefesinde önemli bir yeri vardır. Çaysız devrimin olabileceğine inanmaz. Sigarasız bir hayatın sağlığa zararlı olduğu hakkında derin düşünceleri vardır. Uzun sorular yumağında absürd lekeler barındırır duvarı. Sevdiği sözler arasında "içimde düşünen bir ben var ve o ben, ben olduğundan emin değilim"

Özgür ATASOY ismine kayıtlı 12 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin