Tolstoy Bize Bakıyor

Tolstoy Bize Bakıyor

Tolstoy Bize Bakıyor

11.05.2015 - Birsen Çay
Tolstoy Bize Bakıyor

İnsan Ne İle Yaşar? kitabını okurken,“Tolstoy’u yakından tanımak. Onun karakterindeki, düşüncelerindeki, tespitlerindeki birçok özellik bizi şaşırtıyor, cezbediyor, düşündürüyor.” (s.7) girizgahına katılmamak mümkün değil. Yazar eserinde dört hikâyeye yer veriyor:
-İnsan Ne İle Yaşar?
-Üç Soru
-İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?
-Efendi ile Köle

   Emeği ucuz, ekmeği pahalı olan bir kişinin aldığı nefesi güçlendiren ne olabilir? Yarına dair en ufak bir hazırlığı olmayan, kendisini neyin beklediğini bilmeyen, günlük geçimliğinden başka kazancı olmayan biri; yüzündeki gülücüğü, gönlündeki ferahlığı neye borçludur?

Güncellenmesi gereken bir meseledir insanın nasıl yaşaması gerektiği. Ve bu meseleye fener vazifesi görüyor adeta “İnsan Ne İle Yaşar?” hikâyesi. Kahramanı Simon’da olduğu gibi, günlük hayatımızda da bitmiş, tükenmiş bir vaziyetteyken, üç sorunun cevabını arayan biri çıkabilir karşımıza. Fakir mekânımızda hiçbir karşılık beklemeden misafirimize soframızı açabiliriz. Paylaşmaktan doğan dostluktan ise bir insan ve üç cevap kazanabiliriz. Ve bizi paylaşmaya sevk eden bir güç var. İşte bu hikâyede Tolstoy, kahramanına o gücü aratıyor ve bulduruyor.

   İkinci hikâye “Üç Soru”ise, bir kralın ağzının tadını kaçıran, uyku düzenini bozan ve kafasına takılan sorulardan söz edilir. Her âlimin, bilgisi nispetinde cevabı olsa da, yaşanmışlığın insana kazandırdığı bilgeliği göz ardı edilemeyecek kadar aşikar bir şekilde üzerinde taşıyan münzeviden cevaplarını alacaktır kral.

-En önemli vakit nedir?
-En önemli kişi kimdir?
-En önemli iş nedir? Sorularına verilen cevapların, o günden bu güne tazeliğini koruduğunu görmekteyiz. Gerek bireyi gerek toplumu aydınlatacak nitelikte cevaptır münzevinin söyledikleri. Hızına yetişemediğimiz dünyada koşarken, neleri elimizden kaçırıyoruz, neleri şuursuzca şaçıyor, dağıtıyoruz! Kimliğimiz, kişiliğimiz kaybolurken, işlerimizdeki verimsizliğin sebebini, münzevinin verdiği cevapla, hakikatle aramızda duvar olan kapıların kilidini kırıyoruz. Bu üç sorunun üç cevabı kitapta bırakılmamalı ve gözlerimizin göreceği yere asılmalı.

  Mülk sahibi olmak kötü müdür? Hayır. Ancak mülkün sana sahip oluşu bizi tüketen bir artıştır. Kanaati hırsın ellerine teslim eden tüketim çılgınlarının, soluğu kesilircesine yaşadıkları hayatta lazım olanın yalnızca iki metre toprak olduğunu “İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?” hikâyesiyle çarpıcı bir şekilde resimlendiriliyor.

Biraz sıkıntı, biraz çaresizlik, biraz tükenmişlik insana kendini hatırlatmaya yetiyor. Üstü örtülen güzellikler musibet anında ortaya çıkıyor. Kesesine girecek bir rublenin peşine düşen ve pazarlıklarında bir rubleyi kurtarmayı zafer addeden bir insanın, kendi canının yok oluşunu seyrederken, neşe ve huzurla canından nasıl bedel verdiğine tanık oluyoruz. Acizliğin kibri kıran ve insana haddini bildiren etkisi olduğunu “Efendi ile Uşak” hikâyesiyle görüyor, insanların eşit olduğu noktanın manzarasına dikkat kesiliyoruz.

   Tolstoy, gerçekliği kullanarak okuyucusunu hem düşündürüyor hem de alınması gereken mesajı iletiyor. İnsanın yitirdiklerini gün yüzüne çıkarırken incitmiyor bilakis insanın derinliklerine hapsolunmuş gizli kuvvetleri gözler önüne seriyor. Sade bir kullanarak kaleme alınmış bu eserde samimiyetin kokusunu alıyorsunuz. İlkokul öğrencisinden üniversite öğrencisine kadar geniş kitleye hitap edişi ayrı bir başarıdır. Hangi sokakta kimin, ne şekilde çıkacağı belli olmayan labirentli dünyada dönüp dolanan ve aynı yerde durmaktan öte bir şeye yapamayan topluma ve sözde onu aydınlatmaya çalışanlara kuşbakışı bir bakış atıyor Tolstoy. İncitmeyen, didaktik olmayan, yargılamayan anlatım tarzıyla kaybolan değerlere sahip çıkıyor. Kötü günlerde kullanmak üzere yastık altı nasihatlerini kullanmak isteyenler Tolstoy’a bakmalı.

   İnsan Ne İle Yaşar?
   Lev Nikolayaviç Tolstoy
   141 sayfa
   Şule Yayınları
   Çevirmen: Murat Çiftkaya

Birsen Çay - 11.05.2015

,

2328

Birsen Çay Hakkında

Birsen Çay

"Oku" emrine tabi olduğum günden beri yeni kelimelerin izini sürüyorum. Yeni kelime sevdası, yeni kitapların sokaklarına saldı beni.

Okudukça? Ne çok okunacak kitap var? demek yetmedi, okudukça okuyamadığımı anlamak ağır ve sancılı bir süreç oldu. Yazmak-okumak arasında akla ve ruha ızdırap çektirenlerden biri olduğum için Kalemi yaratana şükrediyorum.

Nazarımda bir alimin içtihadı kadar kıymetli olan kelime keşfinin sevdasına, usta kalemdarların peşindeyim.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin