Toplu Konut Sosyolojisi

Toplu Konut Sosyolojisi

Toplu Konut Sosyolojisi

13.06.2014 - Alıntı
Toplu Konut Sosyolojisi

Sevgili Bilal CAN kardeşime birkaç defa bu toplu konutlar meselesine sosyolojik bakış açısıyla bir el at; mümkünse Yüksek Lisans tezin bunun üstüne olsun gibi önermelerde bulunmuştum. Rüstem Budak'ın şu yazısıyla kendisinden bu konuyu tekrar düşünmesini rica ediyorum.

 

Rüstem Budak, Haber10.com için yazdı, KitapHaber de alıntıladı.

İnsan, yaşadığı zamanı ve mekânı dönüştürmeye çalışır. Doğadan ilk kopuşunu kendine ev yaparak gerçekleştirmiştir. Evler mahalleye, mahalle şehre, şehirler medeniyete öncülük etmiştir. Mahalleler insanların mekânsal- yaşamsal- tarihsel birliktelik merkezleridir.

Türkiye'de evlerin yapısal dönüşümü, toplumsal- siyasal- kültürel değişime paraleldir.

Şehirlerin yeni mahalle-ev kültürü açısından KİPTAŞ'ın İstanbul'da inşa ettiği Başakşehir evleri ile başlayan süreç sonrasında şehirleşme kültürü açısından önemli bir evredir. Ödeme kolaylıkları, hızlı teslim etme, piyasaya göre fiyatı uygun konutlar üreten KİPTAŞ şu ana kadar 63.000 konut üretti. KİPTAŞ'ın konut ve mahalle modeli İslamcılar başta olmak üzere muhafazakâr- dindar kesimlerde heyecanla karşılandı. Başakşehir modeli olarak ortaya çıkan bu yapılanma Ak Parti iktidarı ile birlikte TOKİ üzerinden Türkiye'ye yayıldı. Bu modelin ortaya koyduğu yapılanma, kültür, mahalle ve insan anlayışı tartışılmadı.

Toplu Konut İdaresi (TOKİ)'nin aracılığıyla konut edindirmede geçen yıllar içinde önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir. Türkiye'nin hemen her bölge-il ve birçok ilçesinde binlerce konut yapıldı. (son veri 700.000'e varan) Ödemelerde yapılan kolaylıklar, devlet güvencesinin olması ve yapı teslim sürecindeki hızlılık dolayısıyla insanlar bu konutlara çok rağbet gösterdiler. TOKİ'in arsa temininde devletin imkânlarından faydalanması, müteahhitlerle olan anlaşmalardaki yükümlülükler ve devletin finansal kaynaklar açısından desteklemesi ile kooperatif ve bağımsız müteahhitlere göre daha büyük güvence sağladı. Konut ediniminin çok büyük maliyetlere mal olması ve maddi olarak her ekonomik düzeye hitap eden seçeneklerin olmaması nedeniyle TOKİ'nin sağladığı imkânlar insanlara çok cazip geldi. Bu cazibe ile birlikte toplu konutta TOKİ'nin oluşturduğu yerleşim yerleri Türkiye'nin sosyal- kültürel dokusunun değişimine öncülük etmiştir.

Şehirlerin gelişiminde çarşı-iş ve evler birbirini besleyerek büyür. Belli bir merkezden çevreye doğru yayılır. TOKİ'nin öncülük ettiği yapılaşmada merkezi dikkate almak yerine uydukent tarzı anlayış ön plandadır. Şehirlerin dışında bağımsız, siteleşme ile yapılanır. Şehirlerin beslediği ve bütüncül yapısı içerisinde olan yapılar olmaktan uzaktır. İşyerlerinden kilometrelerce uzakta olan evlerden işyerlerine insanlar gidip gelirler. İş merkezi ile ev arasında mesafe konulur. Bu ilk bakışta olumlu gibi görünür. Ama uzun vadede çalışanın hayatı ev ile işyeri arasındaki uzaklığa bağlı olarak, evin pansiyon fonksiyonu görmesine yol açar. Vaktin çoğu yollarda geçer. Gelenekte ise şehir ile ev arasında mesafe azdır.

Şehir mahallesinde toplumsallık ve uyum vardır. Birbirinden haberdar olan, varlığını önemseyen ve ortak alanlar oluşturan insanlar yaşar. TOKİ mahallesinde ise uyum ve birbirine karşı sorumluluk duygusu ön planda değildir. Zorla bir araya getirilmiş gibi duran, birbirine yabancı, ortak bir yaşam kültürü oluşturmaktan uzak bir ilişki biçimi doğmuştur. Apartman kültürüne mahkûm ve birbirinden habersiz insanlar topluluğu oluşur.

TOKİ mahallesinde farklı meslek, bölge ve anlayışlara sahip insanlar bir araya gelmiştir. Göç olgusunun şehirlere sürüklediği insanlar aynı site ve apartmanlarda buluşurlar. Bu buluşmada kültürel etkileşim ve tanışıklık yaşanırken, bir taraftan da gelecek için ortak bir kültür oluşturabilme fırsatı doğurmuş olmaktadır. Ancak bu kültürün hangi değerler üzerinden ifade edileceği sorunludur. KİPTAŞ'ın inşa ettiği konutlarda Başakşehir bölgesi Müslüman muhafazakâr kesimin yoğunlaştığı bir yer oldu. Ancak uzun vadede bu yığılma, yığıntıya dönüşmekten öteye gidemedi. Bir kültür inşa edilemedi.

Mahalle kültüründe çarşı en temel yapılanmalardan biridir. Geleneksel şehir yapılanmasında çarşı; toplumsal, ekonomik ve kültürel yapılanmanın teşekkül ettiği merkezdir. Oysaki TOKİ mahallesinde çarşı kültürüne yer verilmez. Çarşı, iş merkezi adıyla yapılan birkaç dükkândan ibarettir. Genel anlamda evleri şehir dışına çıkararak bütün değerlerin teşekkül ettiği şehir merkezleri boşaltılmaktadır, insandan arındırılmaktadır. Şehir merkezleri iş alanına dönüştürülmekte, belli bir saatten sonra hayatın sonlandırıldığı soğuk ve ıssız mekânlar olmaktadır. Bu tip mahalleler AVMleşmeyi hızlandırmaktadır. Ekmek almak için bile kilometreler kat etmek zorunda olunan yapılara dönüşür. Çarşısı- pazarı olmayan yere mahalle denilemez. Geleneksel olanda temel ihtiyaçların yer aldığı mağazalar evlere yakındır. Bu tip yapılanmada mağazalar konutlardan uzağa yerleştirilmekte, insanlar sosyal yaşamın ana unsurundan mahrum bırakılmaktadırlar.

Mahalle insanının bir araya geldiği sosyal merkezler vardır. Cami ve kültür merkezleri gibi alanlar toplumsal yaşamın olmazlarındandır. Geleneksel mahalle cami ve çarşı üzerine bina edilmiştir. TOKİ mahallesinde cami geleneksel yerleşimlerde olduğu gibi mahallenin merkezinde değildir. Cami kenardadır, mahallenin ve evlerin dışındadır. Bazı konutlardan camiye varmak için meşakkatli bir yolculuğu göze almak zorundadır. Camiler konutların ve nüfusun oranına göre küçük inşa edilmekte, çevresinde ve içerisinde sosyal yaşam unsurlarını barındırmamaktadır.

Kültür üretiminin sağlanacağı alanlar ise bulunmamaktadır. Kültür merkezleri inşa edilmemektedir. Farklı sosyal çalışmaların yapılacağı mekânlar bulunmaz. Tek dertleri konut üretmek... Konut üretmek... Bunun dışında insanın ihtiyacı olan şeyler gözetilmez.

Mahalle ikliminin ana argümanlarından olan kahvehaneler bulunmaz. Yeni kuşağın mekanları cafelerin kurulacağı yerler yoktur. Yüzbinlerce nüfusun barındığı yerlerde bir kitabevinin açılma imkanı bulunmaz.

Mahalle kültürümüzün olmazları arasında yer alan sokak anlayışı ortadan kaldırılmaktadır. Apartmanlar yan yana değil bağımsız olarak yapılır. Sokağı ve caddesi yoktur. Sokağın oluşturduğu birliktelik ve kader ortaklığı ortadan kaldırılır. Sokağın açıldığı caddeler yer almaz. Toplumsalın inşası yerine bireycilik öne çıkarılır. Hikâyesi ve kültürü olamayan bir mahalle oluşmaktadır.

Mahalleler, sokaklar ve caddelerin isimleri insanların hikâyelerini barındırır. Bu isimlendirmede kültürel taşıyıcılık vardır. TOKİ mahallesinde ise Mahalle isimleri bulunmaz. Toplumun hafızasını yansıtan sokak ve cadde isimleri yerine ise sayısal ifadeler kullanılır. Örneğin, 2671 ada, 4. cadde, 26. sokak, 8 blok, daire:3 gibi bir rakamsal kültür oluşturulmaktadır. Bu ifade tarzının bireyin ve toplumun hafızasına bir anlam taşıyıcılığı yoktur.

Geniş bir standardizasyon yaşanmaktadır. Yüz binlerce ev aynı standartlarda yapılmaktadır. Penceresi, kapısı, odaları, renkleri aynı olan bir standardizasyon yaşanmaktadır. Bir ülkede her il ve ilçede aynı standartlar içinde yaşamaya mahkûm edilmiş milyonlarca insan barındırılmaktadır. Yer yer onlarca kata varan apartmanlar içerisinde pansiyoner yaşam kültürünü aşan bir ilgi ve alan oluşmamaktadır. Ev standardı, bir yaşam standardını da kendiliğinden getirmektedir.

Türkiye'de yaşayan halkın toplumsal- kültürel anlayışlarına ters gelecek yapılaşmalar gelir grubuna yönelik ölçüler içerisinde yapılmaktadır. Alt gelir grubu denilerek insanlar ev denilen, aile yaşamının mahremiyetine ters gelen mekânlarda yaşamaya mahkûm edilmektedir. 1+1 denilen ortamların sosyal yaşam içerisinde değeri bulunmamaktadır. İnsanları daha insani standartlarda yaşatmak adına bu tür mekânlarda yaşamaya zorlamak ne derece anlamlı olabilir?

Bu şehir modelinden acilen vazgeçilmelidir. İnsani- dini- tarihi- kültürel hiçbir koşula uymayan bu şehir modeli insan kimliğimizi çözmeye devam etmektedir. Büyük Şehir Katliamı olarak anılacak bu uygulamaların temelden değişmesi gerekmektedir. İslamcıların şehre dönük teklifleri bu kadar sığ, basit, rantabl, ruhsuz, insansız olamaz. Yeni bir Türkiye inşa ederken mekân olarak insani- ahlaki- tarihi yıkıma dönüşen bu uygulamaların önüne geçilmelidir. Alt ve orta kesimi KİPTAŞ- TOKİ konutlarına yığıp, ardından var olan mekânlarını elinden kentsel dönüşüm adıyla alıp yeni zengin sınıfların yerleşeceği mekânlar inşa etmek İslamcıların derdi olamaz. Kapitalist İslamcıların böyle bir amacı olabilir, ama Müslüman İslamcıların buna müsamaha etmemesi gerekir. Yeni kule- rezidans modelinin yaygınlaşmadan, şehirlerimizi esir almadan engellenmelidir.

KİPTAŞ'ın öncülük ettiği TOKİ'nin Türkiye sathına yaydığı insani ve toplumsal olarak derin bir kırılmaya ve değişime öncülük eden bu yeni yerleşim kültürünün- mahallenin şimdiki ve gelecek zamana oluşturduğu etkileri tartışılmalıdır. Başakşehir inşa edilirken değerlendirmeyen- tartışmayan ve süreci toptan kabul eden İstanbul İslamcıları, bu sürecin Türkiye sathındaki durumundan sorumludurlar. Sosyolojik- psikolojik- ekonomik olguları farklı mecralara doğru çeken bu yerleşim kültürü basit bir konut edindirme algılayışından farklı olarak üzerinde düşünülmelidir.

Kaynak: http://haber10.com/makale/39047/

Alıntı - 13.06.2014

,

2426

Alıntı Hakkında

Alıntı
Yorumlar
  • Şeyda Bbb 2018.09.28 01:12

    Mükemmel anlatılmış.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin