Toplumları Anlamlandırmanın Devrimler ile İlişkisi Üzerine

Toplumları Anlamlandırmanın Devrimler ile İlişkisi Üzerine

Toplumları Anlamlandırmanın Devrimler ile İlişkisi Üzerine

25.09.2015 - Feyzeddin Aytepe
Toplumları Anlamlandırmanın Devrimler ile İlişkisi Üzerine

Toplumlar var olduğundan bugüne sürekli değişim ve dönüşümlere maruz kalmıştır. Bu dinamikleri sağlayan sosyal aktörler, toplumsal hareketler ve büyük kırılmalar olmuştur. Bu bağlamda toplumlar farklı evrelerden geçerek bugüne evrilirken büyük kırılmalar sonucunda güncel halini almıştır. Elbette ki bu bir son değildir. Gelenekten kopuş nedir? Modern toplum nasıl oluştu? Postmodern durum söz konusu mudur? vb. sorular zihnimizde yer almaktadır.

Habermas’ın “modernlik tamamlanmamış bir projedir” demesinin yanında “modernliğin miadını doldurduğu, artık post bir evrede olduğumuzu” söyleyen düşünürler de mevcuttur. Nitekim Lyotard; modernitenin meşruiyetiyle ilgili kuşkularını “postmodern durum” adlı çalışmasında dile getirmiştir. Toplumlar değişiyor, toplumlar evriliyor… bütün bu dinamiklerin nedeni nedir? Toplum bilimcilerin, tarihçilerin ve bu alanda okuma yapan kişilerin çağdaşı, toplumun gelmiş olduğu noktayı, geçirmiş olduğu sosyalizasyonu anlamlandırabilmeleri için mutlak manada okuması gereken çalışmaların başında toplumsal devrimler ve toplumsal kırılmalar gelmektedir. Bu bağlamda Eric Hobsbawm’ın üçlemelerinden (Devrim Çağı, Sermaye Çağı, İmparatorluk Çağı) biri olan Devrimler çağı eserini âcizane değerlendirmeye çalışacağım.

Eric Hobsbawm’ın bu eserini okuduğunuzda çifte devrimin Fransa ve İngiltere başta olmak üzere bütünü kapsamasa da diğer toplumları bir sarmal içerisine aldığını göreceksiniz. Eserin ana damarını İngiltere ve Fransa oluşturmaktadır. Bunun sebebini yazar dünyadaki dönüşümün öncülerinin bu iki ülken olarak görmesindendir. Eserde bugün rahatlıkla kullandığımız birçok kavramın doğuşuna tanık olacaksınız, endüstri, muhafazakârlık, sanayici, orta sınıf ve fabrika gibi… Bu dönem tam bir aksiyon dönemidir diyebiliriz. Bu devrimler yıllanmış şarab gibi tad vermiş ve diğer toplumlar tarafından da ithal edilip sarhoşluğunun(göreceli bir sarhoşluktur) tadına varılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda kimi toplumlar gerekli mobiliteyi sağlasa da bazıları bunu yapamamış ya da istenilen zemin oluşturulamamıştır. Nitekim yazar da eserde bazı toplumları ele almadığını bu anlamda ifade etmektedir. Eserde neden ve sonuçların ön planda tutulması çalışmanın anlaşılır kılınmasını sağlamış. Eserde ilgi çekici olan bir durum da her konu başlığından önce menkıbeleri andıran alıntı, önemli şahsiyetlerin konuşmaları ve olayların aktarılması olmuş. Özellikle Tocqueville den aktarılan ön anlatım çok etkileyiciydi. Konu başlığı Endüstri Devrimi ve aynen aktarıyorum: “Bu pis yolundan bütün dünyayı gübrelemek üzere, insan gayretinin en büyük nehri akmaktadır. Bu pislikten altın akmaktadır. Burada insanlık, en tam ve en hayvani gelişmesine ulaşmaktadır; burada uygarlık mucizelerini gerçekleştiriyor ve uygar insan bir vahşiye dönüşüyor.”[1] Tocqueville’nin bu muhteşem açıklamasından toplumsal olay ve olguların kendi içinde zıtlıkları da barındırdığını görmekteyiz. İnsanlar ya da toplumlar büyük devrimlerle gelişip uygarlaştığı gibi vahşileşip değer ve vicdan yitimi de sergileyebiliyorlar. Toplumları objektif olarak algılamamız ve anlamlandırmamız şüphesiz ki imkânsızdır. Lakin bizler tarihi iyi okuyarak olay ve olguları yazarın da yaptığı gibi neden ve sonuçlarıyla anlama çabası içerisinde olmak zorundayız. Eser sosyolojik anlamda önemli bir çalışmadır. Çünkü sosyoloji biliminin beslendiği ana damarlardan biri olan toplumsal kırılmaları ele almıştır. Bu eseri okuyacak dostlara notum: dilin ağırlığına ve yazı puntosunun iticiliğine rağmen gerekli sabrı göstermeleridir. Çünkü Devrimler Çağı çağdaşı toplumu anlamanın anahtarlarından biridir bu anahtar toplumların ve devletlerin ideolojilerinin salt kaynağı bu devrimler olmasa da bu devrimlerle mutlak ve çoğul bir ilişkisinin olduğu farkındalığı içerisinde olmalıyız…

İyi okumalar…

[1]Eric Hobsbawm, Devrim Çağı(1789-1848), Dost Yayınevi, 7.baskı, s:36,2013, Ankara

Feyzeddin Aytepe - 25.09.2015

,

5624

Feyzeddin Aytepe Hakkında

Feyzeddin Aytepe

Kadın çalışmaları, suç sosyolojisi ve din sosyolojisi alanlarında, çalışmaktadır.

 Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde 2011 yılında lisans, 2015 yılında yüksek lisans öğrenimini tamamlamıştır. Hâlen Selçuk üniversitesi sosyal bilimler enstitüsünde doktora öğrenimine devam etmekte ve  Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorumlar
  • fikri 2015.09.26 14:06

    kitabın dili ağır olmasa aslında batı modernliği öncesini güzel aktarmış çevirmen sıkıntısı var malesef

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin