Toprak ile Ateşin Oyunu

Toprak ile Ateşin Oyunu

Toprak ile Ateşin Oyunu

Toprak ile Ateşin Oyunu
Ateş ve toprak;

Yüzyıllar ve yüzyıllar boyu, birbiri ile hep bir hesap içinde olacak...


İnsan inanmak istediğini mi görür yaşamında yoksa gördüğüne mi inanır daima? Görme, hissetme ve aklın sınırları çerçevesinden çıkamayan olay örgülerini, eğip bükme sanatıdır belki de tüm yaşadıklarımız. Realist olgular üzerinde yoğunlaşan insan bazen olamayacakların olduğunu farz edebilir hayatında, aklına sığmayanları gözleri hayal edebilir mesela! Hem kabul etmek istemediğimiz birçok şeyi meşrulaştırma yoluna girme meselesinde de üzerimize yoktur! Ancak öyle kelimeler görür ve okursunuz ki gerçek hayatta hiçbir vakit olmayacağına inandığınız -kim bilir geçmiş zamanda olanlar olmuştur belki de!- şeyleri bir film sahnesini seyrediyor gibi çevirirsiniz sayfaları.

Ayfer Kafkas'ın kaleminden çıkan Kayıp Ruhun Zindanı, Türk Edebiyatında çok da gelişmemiş bir türün eseri bana göre. Fantastik bir roman o. Son zamanlarda özellikle Batı Edebiyatında, kitap uyarlaması fantastik kurgu filmlerden sonra bu türün önü daha çok açıldı. Yüzüklerin Efendisi, Harry Poter gibi eserlerin, özellikle film uyarlamalarının yapılmasıyla,fantastik kurgu kitapları kendine daha çok okuyucu bulur oldu ve onlara meraklı bir kitle doğdu.
Kayıp Ruhun Zindanı, 2012 Eylül ayında Timaş yayınları aracılığı ile çıktı. Esrarname bir seri kitap ve Kayıp Ruhun Zindanı serinin ikinci kitabı. Birinci kitaba Yasak İlmin Kitabı denmiş. Ancak benim gibi, serinin birinci kitabını okumadan ikincisinden başlayanlar için, giriş bölümü adı altında ilk kitabın içeriğinden söz edilmiş. Bu tür seri tarzda yazılan kitaplar için bu olmazsa olmaz bir durum. Muhakkak ki seri kitapların, ikinci ve üçüncü kitaplarında, bir önceki serilerin içerikleri hakkında bir giriş yazısı bulunmalı. Bu durum, asıl kitabı okurken, bazı olayların ve karakterlerin havada asılı kalmasını önleyici bir unsur olarak karşımıza çıkmakta.
Ayfer Kafkas, üniversite eğitimini doğu dilleri üzerine almış bir yazar ve eğitimi bu kitap için epeyce yararlı olmuş gibi görünüyor. Doğunun mistik inanışlarını ,insanlarının inanç mekanizmasının çalışma şeklini iyi bildiğinden olsa gerek, işlediği konu çok ütopik kalmamış sayfalarda. Kendine has inandırıcı yönleri var ama benim gibi elle tutulur, gözle görülür şeyleri daha doğrusu yaşanmış ve yaşanma ihtimali olabilecek şeyleri okumayı tercih eden okurlar için çok tatmin edici bir kitap değil. Lakin okuması güç ve sıkıcı bir kitapta değil kesinlikle. Özellikle sizi gülümseten figüranlar var kitapta ve okunmayı kolaylaştıran duru bir Türkçe.

Yasak İlme Mensup olan Kitap: Esrarname

İranşehr'li Tir-i Danende denen büyücünün, yirmi üç yıl gibi uzun bir vakitte kaleme aldığı, büyülerle, efsunlarla cümleleştirdiği bir kitap Esrarname. Sahip olana olağanüstü güçler bahşeden bir kitap hem de! Hal böyle olunca da insan neslinden ve cin taifesinden taliplisi çok. Kitap, bu iki tarafın Esrarname'yi ele geçirmek için başlarından geçen olayları ele alıyor. Yazarın kurgu için büyüleri, olağanüstü güçleri seçmesi, işin içine cinleri de katık etmesi inandırıcılığı daha çok arttırmış kesinlikle. Çünkü yaşadığımız cografyadan farklı bir yer anlatılmıyor kitapta. Hal böyle olunca da, anadolu insanın büyülere, hurafelere olan inanç mekanizması, bu kitabın da içeriğini, gerçekliği bakımından inandırıcılık katarak kuvvvetlendirmiş. Bu tip durumların katkıları ile Ayfer Kafkas, Esrarname üzerinden başarılı bir kurguyla çıkmış okurun önüne.

Kitaba sahip olan kişilerden beşer taraf; nesnelerle konuşabilme, fısıltıları işitebilme, uçabilme, görünmez olabilme gibi birçok meziyete sahipken, Muntazar dediğimiz cin tarafı; zamanda yolculuk, karşısında ki kişinin aklındakileri okumak gibi özelliklere sahip. Bu özelliklere baktığımızda, insanoğlunun bilim kurgu üzerinden, sürekli olarak tartışma içinde olduğu unsurlar üzerinde durulduğunu görüyoruz. Sanıyorum ki yazar, yine inandırıcılık kaygısı ile bu tip özellikler seçmiş kahramanlarına.

Kısaca Esrarname, iyi niyetlilerin elinde insanlığa faydalı bir kitap gibi duruyor. Özellikle süper kahramanımız olan Esved, olayların da geçtiği yer olan Germiyan ilinin güvenliğini, Esrarname sayesinde sahip olduğu olağanüstü güçlerle sağlıyor. Bu sayede Germiyan halkı huzurla yaşayabiliyor.

Esrarname sıradan bir kitap değil elbet yukarıda da anlattığımız gibi ancak tek başına bir kitap da değil. Ruhu olan bir kitap o. Büyülerle içine hapsolan bir ateşten yaratılmışın ruhu gizli Esrarname de.

Kitabın ana konusunun yine bir kitap olması da düşündürücü bir ayrıntı. Örneğin yazar bir eşya üzerinden de gidebilirdi. Ya da başkaca bir nesne. Neden kitap acaba? Sanırım kitap, yazarın eserinde anlattığı çevresel faktörlere ve gerçekte yaşadığımız topluma da en inandırıcı nesne olarak görünüyor. Müslüman bir toplum olarak, muskalar taşımayı severiz mesela üzerimizde. Büyülerin kağıt üzerine yazılanları veya ilk emrin "İkra!" denmesinden olsa gerek, okunacak olan şeylere inancımız başka nesnelere göre çok daha fazla ve yazar kesinlikle bunun farkında. Esrarname'yi bir kitap olarak kurgularken de, fantastik kurgularda ki en önemli unsur olan, okuyucunun ilgisini çekmek, yazdıklarını daha inandırıcı hale getirebilmek amacı. En azından benim gözümde durum böyle. Ayrıca Esrarname'nin yazılarına ilişkin olarak kitapta verilen resimli örnek iyi düşünülmüş bir ayrıntı. Keşke bu ayrıntıyı kitabın birçok yerinde görebilmek mümkün olsaydı. Beklenti elbette bir çizgi roman değil ama fantastik kurguda görsel öğlerden muhakkak yararlanılması gerektiğini düşünüyorum ben.

Kadından Süper Kahraman Olur mu?

Kitabın öznesi Esrarname elbette ama öyle bir yüklemi var ki insana işte bu dedirtiyor. Ayfer Kafkas'ın kitabın süper kahramanı yani Esrarname'nin sahibi olan Esved(Nagehan)'i bir kadın olarak kurgulaması, okurun ilgisini arttırıyor.

Fantastik kurguda ki Batı algısı, süper kahramanları bir erkek veya cismine isim koyamadığım canlılar olarak zihnimize sokmuş durumda. Bu yüzden bir kadının süper kahraman olması önce yadırgansa da sayfalar ilerledikçe sevimli bir hale dönüşüyor. Hele ki o süper kahraman sizin gibi ağlayan, gülen, kırılan, üzülen bir insansa.

Nagehan Esrarname'nin ruhuyla iletişime geçtiği her an Esved olma yolunda ilerliyor. Esved olmasa Germiyan şehri rahat uyku uyyamazdı inanın. Yukarıda da söylediğim gibi şehrin asayişi Esved'den soruluyor. Ancak Esved burada kitaba çok uygun olmayan işlerle meşgul gibi geliyor bana. Yani haydutlarla uğraşması, şehrin huzurunu sağlaması iyi hoş ama süper kahramanımız çapından çok daha küçük işlerle uğraşıyor gibi! "Ne yani, Kaf Dağı'ndan Zümrüd-ü Anka kuşunu mu getirsin?" diyenleriniz çıkar belki. Sonuçta fantastik kurgu okuyoruz ve beklentilerimizin de bu yönde olması normal değil mi? Esrarname için cin taifesinden olan Muntazar ve yamağı-o ne işe yaradığını kitabın sonuna kadar çözemediğim ama beni en çok gülümseten kahraman-Ali Cengiz ile olan mücadelelerini saymazsak elle tutulur pek bir kahramanlığı yok Esved'in. Böyle bir kitabı kaleme alan yazarın hayal dünyasının epeyce geniş olduğu muhakkak. Ama hayal dünyası bunca geniş olan yazarın, Esved'e dair kitaba uygun kahramanlıklar bulamaması Nagehan karakterini zayıflatıyor bu manada. Nagehan sadece Esrarname'nin kendisine verdiği güçleri kullanırken süper kahraman izlenimi oluşturuyor belki okurda ama bu güçlerin yapabileceği daha başka kahramanlıklar, olağanüstü olaylar kurgulanabilirdi.

Sonuç olarak yine de kahramanın kadın oluşu ve aynı zamanda insani özelliklerinin de, kahramanı kurgularken muhafaza edilişi, yazarın başka bir başarısı. Ben sadece okur olarak, biraz daha olmazları oldursun istedim Nagehan Esved'ken o kadar!

Romanın Fantastiği

Edebiyatta olağan olaylar örgüsünden sıkılmış kişilerin, kendilerine yeni bir yol haritası aramasıyla başladı fantastik romanların ömrü. Gerçekte yaşanması mümkün olmayan bir dizi olayın ve karakterin yer aldığı kurgular haliyle kendini çekici hale getirdi. Toplum olarak gizemli olana merakımız aşikar. Yani Fantastik romanın en önemli özelliği, söz konusu kitap olan, Esrarname serisinin ikinci kitabı Kayıp Ruhun Zindanında da fazlası ile hissettiğimiz gerçek dışılık ve olağanüstülüktür. Fantastik kurgularda ki bu önemli özelliği okura sunulması ise kurguda muhakkak ki belli bir ustalık gerektirmektedir. Olaylar, karakterler, mekanlar (...) her ne kadar gerçek dışılığın bir sembolü olsa da aynı zamanda var olma durumlarına da okuyucu inanmalı ve okuduğu satırları gözünde canlandırmakta zorluk çekmemelidir. Ancak yazar, inandırıcılık dozunu da kurguda iyi ayarlayabilmelidir.

Türkiye'de fantastik romanın önü batılı ülkelerde olduğu kadar açık değilse de yeni yeni kıpırdanmalar var. Takip edebildiğim kadarı ile Timaş'ın fantastik kurguda ilk kitabı Esrarname serisi. Yayınevleri bu türlerin gelişmesinde önemli rol oynuyor kesinlikle. Fantastik roman yazarları, eserlerini yayınlayacak yayınevlerinin sıkıntısını da fazlası ile çekiyor Türkiye'de.

Fantastik romanların alt yapısının masallara dayandığı da muhakkak. Masallarda da büyüler, devler ve cinler gibi olağanüstü varlıklara fazlaca rastlıyoruz. Anadolu insanın edebiyatta ki tarihsel gelişime katkısıdır masallar. Develerin tellal, pirelerin berber olduğu zamanların fantastik edebiyata olan katkısını inkar edemeyiz galiba.
Tüm bunların yanında fantastik romanlar günümüzde tercih edilir ve okunur niteliğini git gide arttırmakta. Ancak bu tip kitapların çocukların ve ergenlik çağında ki gençlerin geçiş dönemlerinde çok da tercih edilmemesi kanaatindeyim. Hayal dünyalarını olumsuz etkileyecek öğeler bu kitapların içinde fazlası ile mevcut. Ancak meraklılarının önüne geçmek de olanaksız galiba!

Ruh Zindandan Azad Edilirse

Kayıp Ruhun Zindanı, iyi ile kötünün savaşıydı. Topraktan yaratılmış ile ateşten yaratılmışların mücadelesi, cümleler boyu anlatıldı. Oysa Esrarname'nin içinde ki ruh, azad edilse, mücadele edilecek pek bir şey de kalmayacaktı. Babası ve nişanlısı İbrahim Ethem Bey, Nagehan için endişelenmeyecekti. Nagehan'ın Esved olmayı bırakması oldukça zordu. Ancak araya aşkın kokusu sinince ve kalp bir başka kalp için atmaya başlayınca, Esrarname'nin kendisine bahşettiği tüm güçlerden vazgeçebildi Nagehan. Esrarname'nin içinde ki ruh, kendi ruhunun mayasında kül olup azad edildi. Kitabın sonunda savaş bitmiş, Esrarname yok olmuştu.

Kitabın sonu süpriz olmuyor okur için. Okurken sizi nasıl bir sonun beklediğini az çok kestirebiliyorsunuz. İyi olanın kazandığı muhakkak. Fantastik kurguların iyi yönü belki de bu, sonlar iyi bitiyor genelde. Gerçi Nagehan, İbrahim Ethem Bey'e kırgın olsa da ,hiçbir olağanüstülüğün gerçek sevginin üstüne geçemeyeceğini de böylece anlatıyor yazar.

Kayıp Ruhun Zindanı, fantastik romanlara ilgisi olanlar için okunası bir eser kesinlikle. Fantastik kurgulardan hoşlanmayanları çok doyurmayabilir belki.

Yazarın hayal dünyası ve olayları işleyiş şekli kitabı okunur kılan bir başka unsur. Görsel unsurlar bakımından zayıf olması ise eksi bir yön olarak kalıyor aklımda.

Son olarak itiraf etmek gerekirse, Türk sinemasının fantastik kurgu zayıflığını göz önüne alırsak, kesinlikle senaryo şeklinde uyarlanabilecek bir kitap. Okuması kadar izlemesinin de keyifli olacağı inancındayım ben.

Keyifli okumalar.



Kayıp Ruhun Zindanı
Esrarname II
Ayfer Kafkas
Timaş Yayınları
302 Sayfa
Gülnaz Eliaçık Yıldız - 03.12.2012

,

3242

Gülnaz Eliaçık Yıldız Hakkında

Gülnaz Eliaçık Yıldız

1987'de Zemherinin kapı ağzında doğdu.

Edebiyata duyduğu ilgi lise yıllarında kaleme aldığı yazılarla kendini gösterdi. Orhan Veli İstanbulu dinlemenin, Cahit Sıtkı otuzbeş yaşının derdine düşmüşken, Sait Faik Dülger Balığının Ölümünü öyküce öykünürken, tüm bunları üç beş değerlendirme sorusuyla sorgulayan edebiyatı konu edinen bir derste, karalanan satırların insanlık tarihini nasıl yerinden ettiğini farketti ve okuyarak yaşamanın, yaşayarak okumaktan ayırt edilemedigi zamanların etkisini ilk bu yıllarda hissetti. Nazan Bekiroğlu ve İskender Pala o yıllarında tanıştığı ve okumaya meyilli olduğu isimler arasında yer aldı.

Bozok Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu'ndan 2008 yılında mezun oldu. Özel bir eğitim merkezinde gün aşırı insanlarla, çocuklarla ve en çok da kağıtlarla konuşuyor.

Onun için bir tutkudan öte olan dergiler hayatına girdiğinde kitapların ruhuna serptiği tohumlar filizleniyordu. Gün geçtikce kitaplıgında çoğalan dergiler, kiymetli birer dost gibi mahsus zamanlara konuk edildi'

'Bir' dergisinde yayınlanan 'Zelâlname', seluloz kokusuna bulanan ilk yazısı oldu. Daha sonra Mâi ve Şehrengiz dergilerinde yazıları yayınlandı.

Hâlâ Mâi dergisinde yazan Gülnaz Eliaçık, kendisine has uslubuyla fecirvakti.desenblog.com adresinde, karalamalarına yer veriyor'

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin