Tufan - Mahmut Kuru

Tufan - Mahmut Kuru

Tufan - Mahmut Kuru

02.02.2011 - Nihat İlhan
Tufan - Mahmut Kuru
1972 yılı İstanbul doğumlu olan Mahmut Kuru, bugüne kadar birçok -eğitimci, yönetici, eğitim bilimci, formatör, uzman gibi- alanda iş yapmış bir isim. Ama bunların en önemlisi de - yine bunlardan ayrı bir yanda olan- şairliğidir. Yaptığı mesleklerden daha çok bir iş adamı, akılcı bir öğretmen gibi gözükse de duygusal yanlarını hep kâğıtla paylaşmış. Belki bu stres yoğunluğu, iş yoğunluğu arasında kendini atabildiği en yakın limanlardır kâğıtlar.

Şair, önsözünde belirttiği üzere, daha çok başkalarının çektiği acıları, tufanlarını kendi üstüne daha bir anlamlı giydiriyor. Kendisinin de bu elbiseyi adam akılı giydiğini söylüyor fakat onun asıl tufanı başkalarının yaşadığı tufanları da kendi üstüne almak. Onları bir nevi giymek.

“bir şiirin yontulmamış gölgesi düşüyorsa üzerimize…” kitaba başladığımda ilk bu cümle dikkatimi çekti. Gayet anlamlı bulduğum bu cümle beraberinde yeni ve yontulmamış şiirleri de getirdi. Başlangıçlar hep tufanla anlatıldı. Elbette ne kadar başlangıçta varsa, sonlarda da o kadar yer edinmişti kendisine tufan barakaları ve kitabın adını tam anlamıyla yansıtıyorlardı şiirler; “Tufan”

“bir yudum suyun özetiyim, firavun mirasçısı
beşiğimi sallıyorum Nil’in derinliklerinde”

Şairin imgesel bir zenginliği var. Bunu yaparken bazı eski yazar ve felsefilerin -yani filozofların- sözlerini veya da düşüncelerini alıyor. Özellikle felsefi karakterlere şiirlerinde rastlıyorsunuz. Bazı şiirlerinde Shakspeare’den, bir ya da iki şiirinde Sezai Karakoç’tan ve en son bir şiirinde de Özcan Yurdalan’dan alıntılar yapıldığını ve şiirlerin bu sözler üzerinden -açılımlanarak- yontulduğunu görüyorsunuz.

Şiirlerinde ince, zarif ama anlamlı bir dil kullanıyor. Aşkı birazda iç yankılarıyla bütünleştirdiğimizde Mahmut Kuru şiiri ortaya çıkıyor. Biraz da ‘hayat felsefedir’ kuralıyla harmanlarsak şiirin ince detaylarını yakalıyoruz.

“kim ister annem gibi ölmeyi
özgürlüğü kuşanarak cesedine bin parça beyaz
-kim bilir kaç kez-
kefen diye bulutlara soyunmayı”

Şiirinde kendine has bir dili var. Kimi zaman geniş bir zaman dilimine yer verirken, kimi zaman “Kadıköy’de Salıpazarı kurulmuyor artık/ Ben inatla her Salı/ O pizzacıda seni bekliyorum” ya da “telefon bağlanmamıştı ya henüz, ceplere de sığmazdı/ ‘seni seviyorum, kocaman öptüm’ mesajları” gibi ifadeler kullanarak şimdiki zamana indirgenmiştir.

Kitap yaklaşık yüz on sayfa kadar. Şiirlerinin fazla uzun olmaması ve aralıklı satırlarda yazılması, daha doğrusu şiirlerin biraz daha sık dokunması daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Bir ya da iki sayfada son buluyor her şiir ve belli bir satır aralığı var her mısrasında. İmgelemelerde sıklıkla adı gibi tufan, Nuh ya da diğer kavim halleri kendine yer buluyor. Bir nevi gerçekleşen tufanlar üzerinde yaşanılan şu zamanda çekilen -çektiği acıyı- Şair, kendi içine yontuyor.

” kadın! beni güvercinler ülkesine
esarete yaklaştır her gün biraz daha
bedelim olsun vazgeçilmez özgürlüğün”

Ve Şair en son yazısında okuyucusunu “Eyvallah…” diyerek uğurluyor. Bu da şairin kendi içindeki sempatisini, kitapta yazar-okuyucu bağlamının vereceği uzaklıktan çok yakınlıkla karşılayıp yakınlıkla uğurladığını göstererek bir nevi teşekkür etme gereksinimini gideriyor. Gezgin Yayınları tarafından basılan Mahmut Kuru’nun “Tufan” adlı eseri zarif bir şiir kitabı şeklinde okuyucusunu arıyor.

Mahmut Kuru
Tufan
Gezgin Yayınları Nihat İlhan - 02.02.2011

,

3462

Nihat İlhan Hakkında

Nihat İlhan

14 Eylül 1991 Bursa/Yenişehir doğumlu. Halen Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Muhasebe Bölümünde okumaya devam ediyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin