Tufandan Önce - Mustafa Kutlu

Tufandan Önce - Mustafa Kutlu

Tufandan Önce - Mustafa Kutlu

13.02.2012 - Büşra Nur Karaarslan
Tufandan Önce - Mustafa Kutlu

“Belediye başkanı Şemsettin Bilen o sabah banyo yapmış, kurulanmış, üstte fanila altta çizgili pazen pijama, gözlüklerini takıp sedire çıkmıştı. Tırnaklarını kesiyor, ayak tırnaklarını. Bir gazete yaymış, belini kamburlaştırıp ayaklarına eğilmişti.”

Böyle başlıyor hikâye, Mustafa Kutlu’nun günümüz birçok yazarının aydın olma hürmetine bizden olmayan, Avrupai söylemlerinin yanında basitçe duran ifadeleri ile. Söz gelimi A isimli yazar bu hikâyeye şöyle başlayabilirdi:

“Yağmurlu bir sonbahar sabahında (fazla mı romantik oldu ne!) Belediye başkanı Sayın Şemsettin Bilen her sabah yaptığı üzere duşunu almış ütülü röpdeşambırlarını giyip salondaki L koltuğa oturmuştu. Kişisel temizlik işlerini banyoda yaptığından camdan dışarıdaki yağmuru izliyor, siyasi düşüncelere dalıyordu...”

Ya da bir başkası bunu hiç hikâye edilecek bir olay olarak görmeyip, buruşturup çöpe atabilirdi yazdıklarını. Dedik ya Kutlu’nun kalemi buna müsaade etmez, zira O bu toprakların emzirdiği çocuktur.

Kutlu’nun kitaplarında aşağı yukarı aynı dili tutturduğunu bu kitabı elinize alıp kapağını kaldırır kaldırmaz anlarsınız böylelikle. Gerçek yazarların asra göre, cisme göre, isme göre, yöreye göre değişmez kendi üslûpları vardır zira. Kutlu da günümüzde nadir kalan bu yazarlardandır bize göre.

Hikâyenin ilerleyen safhalarında siyasi, idari kimlikli birkaç önemli şahsiyetin yanında vatandaştan birilerini de bulmanız söz konusu. Mesela Şemsettin Bilen’in cefakâr karısı Şadiye, alımlı işveli müzik öğretmeni Mehpare ile can çıkar huy çıkmaza örnek, karı kız kesen zabıta Kemal bunlardan sadece birkaçıdır. Hayvan ve çiçeksever kaymakam Çetin’den tutun da, hikâyede, ayak kaydırma derdinde olanından makam mevki de gözü olanına kadar siyasilere, bürokratlara kadar birçok televizyon kahramanını bulmanız ve “aaa bu bizim falanca bakana, filanca milletvekiline benziyor” demeniz de olası. Tek kelimeyle ilginç bir hikâyeye adım attınız, bizden söylemesi.

Mustafa Kutlu’nun en önemli özelliğini yakın arkadaşı olan İbrahim Tenekeci’nin şiirlerinden öğrendim ben geçen senelerin birinde tevafuken: Kendisi çiçeksevermiş. Hatta sevmek değil aşkla karışık tutku haliymiş onunkisi. Özenle baktığı çiçeklerinin hepsinin ayrı ayrı açacağı zamanı bilir, hepsine ismi ile hitap eder, konuşurmuş onlarla. Ee, naif adam, şair ruhlu, başka ne beklersiniz? Kitaplarına daha dikkatle bakmaya başladım bu ayrıntıyı öğrendikten sonra. Okuduğum bütün kitaplarında çiçeksever bir adamın hayat bulmasını da yadırgamadım bundan sonra. Kaymakam Çetin de bunlardan sadece biri. Dikkat ederseniz bu ayrıntıyı yakalamanız işten bile değil efendim…

Neyse kitaptan bahsediyordu değil mi? Sözü dolandırmamalı o vakit. Nerde kalmıştık? Evet, halk dili diyorduk sanırım? Kimi zaman küçük bir tebessümü yüzünüze düşüren, kimi yerde kullandığı deyimlerle kelime hazinenize yenilerini ekleyen sevgili yazar, bu kitapta da güzel bir işçilikle halktan kopmamayı, ayrıca zaman zaman yaptığı gibi okuyucuyu ve kendisini de kitapta yaşatmayı başarmış. Nasıl mı? Tabi ki sorular sorup, günlük konuşma dilini kullanarak. Söz gelimi en olmadık yerde “e onu da nerden bilelim, nasıl soralım, aile işlerine karışılır mı hiç sevgili okur? Biz karışmadık siz de merak etmeyiverin” der yazar. Kitabı okumayıp sanki hikâyenin içinde yaşıyor gibi olursunuz böylece. Benim en sevdiğim ve kitaba beni kilitleyen yerler de buralardı aslına bakarsanız.

Kitap hakkında olumsuz olarak söylenecek birkaç şey varsa editör hatasından kaynaklı mı bilemiyorum lakin birkaç yerde anlatım bozukluğunun olması diyebiliriz. Kutlu da insan tabi, gözünden kaçırmış olabilir, bu da başka ihtimal. Bir de sanki hikâyenin sonu aniden getirilivermiş, o kadar önemli olan temel atma töreninde birden yağan yağmurla hikâye sele suya karıştırılıvermiş gibi geldi bana. Eleştirmek haddimize değil de yine de söyleyelim dedik.

Bir de bütün konunun bir temel atma töreni üzerine bina edilip hikâye sonunda “gerçek kesit” stilinde tufandan sonra üç beş sayfada ana kahramanların başına gelenlerin yazılması kendinizi film izler bir vaziyette tahayyül etmenize sebep oluyor. Bunu da notlarıma eklemişim ben.

Ve son olarak, son sayfayı çok beğendiğimi belirtmek isterim, okuduğunuzda ince espriyi anlayacaksınız efendim. Keyifli okumalar...

“Temel: Bir fıkra kahramanı olarak hala aramızda yaşıyor...”

Tufandan Önce
Mustafa Kutlu
Dergah Yayınları

Büşra Nur Karaarslan - 13.02.2012

,

10060

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin