Türk Dış Politikasının Parametreleri

Türk Dış Politikasının Parametreleri

Türk Dış Politikasının Parametreleri

04.12.2015 - Bilal Can
Türk Dış Politikasının Parametreleri

Hasan Kösebalaban tarafından telif edilen eseri İngilizce’den dilimize çeviren ve Türk dış politikası alanında kendi çalışmaları da olan Prof. Dr. Hüsamettin İnaç, eserin önsözünde Türk dış politikasının temel izleklerini ortaya koyarken tarihsel zemin içerisinde bunu değerlendirip, Türk dış politikasının anlaşılabilmesi için bunun küresel çapta değerlendirilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

Ülkemizin dış politikasının anlaşılması için kürselleşmenin geniş anlamda ortaya konulması gereklidir. Küresel alanda sermayenin ve paranın dolaşımını sağlayan küreselleşme olgusu ile belirli bir imtiyazlı sınıfın ilgi alanı olan mal ve sermaye geniş alana yayılmış ve bu gün bütün dünya milletlerini etkilemiştir. Bunun sonucunda da değişim ve dönüşümler gerçekleşmiştir. Türkiye de bu değişimden uzak kalmamış, Osmanlı döneminde başlayan modernleşme, Batıyı kendine rol model olarak alan bir yaklaşım ile birçok alanda kendini göstermiştir. İlk modernleşme hareketleri olarak okunması mümkün olan İslamcılık, Osmanlıcılık, Türkçülük ve Batıcılık gibi yaklaşımlar farklı kimlik kategorilerinin de doğmasına yol açmıştır. Kemalist modernleşme döneminde bahse konu alan değişim ve kimlik değişimleri devam etmiş, bu dış politikayı da etkilemiştir

Türkiye’nin yaşadığı değişim ve dönüşümler belirli zamanlarda ivme kazanmış, özellikle son 10-15 yıllık tecrübe Türk siyasal tarihinde küresel çapta ilişkilerin ve kırılmaların yoğun biçimde yaşandığı dönem olarak değerlendirilebilir. Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiyesine doğru tarihsel bir zeminde ele alınması gerekilen Türk Dış politikası, özellikle Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle farklı ve daha geniş bir alana yayılmıştır. Hüsamettin İnaç Soğuk Savaş’ın sonra ermesiyle değişen dış politikanın serüveni değerlendirirken şu ifadeleri aktarır:

“Soğuk Savaş’ın sonra ermesiyle değişen dış politik konjonktür, Türkiye’nin kendisini yeniden tanımlamasını zorunlu kılmış, yeni oluşan dengeler üzerinden yeni bir jeo-stratejik hedef tarifi ve bu tarifin gerektirdiği taktik ve stratejiler, önceki yaklaşımların aksine, kimlik politikaları esasına dayandırılmıştır” (2014:14)

İnaç, Türkiye’nin Türkiye’de karşılaşılan hareketlilikleri Pareto’nun elitlerinin dolaşımı bağlamında değerlendirerek “çevredeki insanlar yönetici elitlerin arasına katılırken içinde yaşadıkları toplumsal tabakadan kaynaklanan ve değişmesi zor ya da imkânsız olan psikolojik eğilimlerini ve değerler sistemi, istikrarlı bir ekonomik kalkınmayla birlikte, Türkiye’yi bölgesel bir güç olma arayışına itmiş, artık Orta Doğu, dış politikamızın en önemli gündem maddesi haline gelmiştir” (2014:15) ifadesini kullanarak yaşanan değişikliğin politikaların kişiler eksenli bir etkileşiminin de olduğunu belirtmiştir ki bu da Hasan Kösebalaban’ın eserini ortaya koyduğu ve eserine dayanak olarak sunduğu temel düşüncesinin yansımasıdır: “Eğer kimlik gücün kaynağı ve dış politika gücün yansıması ise, kimliğin farklı muhayyileleri farklı dış politik sonuçlar üretmektedir” (2014:19). Kösebalaban’ın kimlik temelli dış politika düşüncesi aktardığımız kısımla birlikte doğal bir düşünce yansıması olarak, kendisinin ifadesiyle “Tahayyüllerin farklı istikametlere doğru kayması güvenlik algılarının ve kim olduğumuzu, dostlarımızı, düşmanlarımızı ve rakiplerimizi tespit eden kimlik algılarımızın da değişmesi ve dönüşmesi anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, bu algılarınızda bir kayma söz konusu ise, dış politika öncelikleriniz de değişmek zorundadır” (2014:20)

Kösebalaban’ın 7 başlık ve sonuçla ortaya koyduğu eseri, Türk dış politikasının tarihsel serüvenini ortaya koyarken bir nevi işin arkeolojisini yaparak özellikle Osmanlı Dönemiyle birlikte ele alınması gerekli kimlik unsurlarını ortaya koymaktadır. Türk dış politikasının kökeninin Osmanlı’da aranması gerekliliğini ifade etmiştir. Kimlik politikaları ile birlikte özellikle üzerinde durulması gerekli diğer bir unsur Kösebalaban’a göre “ideolojik kavgalar”dır. Ana başlıklar altında bunlar: İslamcılık, Milliyetçilik, Sekülarizm, Liberalizm olarak kategorilendirilmektedir. Kösebalaban bunlar arasında ayrıca bir geçiş aşamalarının olduğunu, birbirleriyle kesiştiği noktalarda birbirlerinin alanlarına giren yaklaşımlar sergilediklerini ortaya koymuştur. Örneğin: İslamcılık düşüncesi milliyetçilik ile yakınlaştığında Milliyetçi İslamcılık, Liberalizm ile yakınlaştığında ise İslami Liberalizm konuşulur olmuştur. Belirtilen 4 ana başlığın 4 ana kimlik ortaya koyduğunu ve yine başta da belirttiğimiz gibi bu kimlik unsurları Türk dış politikanın belirlenmesinde önemli unsurlardır. Eser Türk dış politikasının genel olarak bir resmini ortaya koyarken ayrıca iç siyasetin bir okuması ve kimlik hareketliliğin farklı biçimlerde yansımalarını da ortaya koymaktadır.

Türk Dış Politikası

Hasan Kösebalaban

Çeviren: Hüsamettin İnaç

Bigbang Yayınları

2014

431 syf

Bilal Can - 04.12.2015

,

2249

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin