Türkiye Futbol Tarihi I

Türkiye Futbol Tarihi I

Türkiye Futbol Tarihi I

26.08.2015 - Serkan Parlak
Türkiye Futbol Tarihi I

OSMANLI MELEKLERİ/FUTBOL TARİHİMİZİN KADİM DEVRELERİ

Aslında her şey sıcak bir ağustos günü gidilen İstanbul derbisiyle başlıyor. Deniz manzaralı stadyum, mahşeri kalabalık, karaborsa biletler, dayanma demirinin üzerinden izlenen maç, flamalar, durmak bilmeyen bağırış ve çığırışlar, lahmacun kokuları, tutulan takımın attığı gol sonrası babanın yanağa kondurduğu öpücük… Bir çocuğun yüreğine dolan tarifsiz futbol sevgisi. Yıllar hızla geçiyor. Futbol tarihi konusunda toplanan bölük pörçük belgeler, bir hakem dostunun hediye ettiği federasyonun yayınladığı dört ciltlik futbol tarihinin okunması, dikkatli bir gözle incelendiğinde puan cetvellerinde, atılan ve yenen gollerde yakalanan tutarsızlıklar…

Yazar Mehmet Yüce’nin futbol sevgisi, merakı, araştırma hevesi ve 2009’da başladığı, bir Kadıköy öğleden sonrası Metin Kurt’a verdiği kitabı tamamlama sözü… Elimizdeki kitap çok iyi bir araştırma örneği olarak futbolun Osmanlı coğrafyasındaki başlangıç aşamalarına odaklanıyor.( Birinci Bölüm:1875-1908, İkinci Bölüm: 1908-1923) Yazar ulaşabildiği en geniş ve çeşitli kaynaklar kümesini titizlikle derleyip toplamış. Dönemin bütün yazılı ve görsel külliyatı, yerli ve yabancı dillerdeki kaynakları taranmış.

Kütüphane ve müze arşivleri, kulüp müzelerindeki her türlü materyali incelemiş. Kitap bu anlamda öncelikle Türkiye Futbol Tarihi konusunda ayrıntılı araştırma yapmak isteyenler için ana kaynak olma amacı taşıyor. Yazar Mehmet Yüce, konuyla ilgili yayınları incelendiğinde başlangıç yıllarıyla ilgili bölümlerin birbirinin tekrarı olduğu, yeni bir şey söylemediğini fark etmiş. Gri yıllar, hep sığ biçimde ele alınmış. İyi niyetli çalışmalar bunlar ancak hatalı, eksik, birbiriyle çelişen bilgilerle dolu, internetin kirliliğe katkısı ise işin başka bir boyutu.

Kitabın ismine gelince, “ Osmanlı Melekleri” ülkemizde futbolu ilk defa oynayan, yerleştirip öğreterek gelecek nesillere miras bırakan kişiler anlamında mecaz olarak kullanılıyor. Türkiye Futbol Tarihi’nin kökeniyle ilgili bu ilk örnekte araştırmacı ve okurların daha kolay incelemesi için her bölümün sonuna zamandizin ve ilaveler konmuş; bu başlıklar altında belirtilen tarih aralıkları içinde gerçekleşen spor etkinlikleri hakkında bilgi sonuç odaklı bilgiler verilmiş. Puan cetveli ve fikstür inceleme meraklıları için paha biçilmez hazineler ihtiva ediyor bu anlamda, keyifle gözden geçirilebiliyor.

Maçların kısa ve özlü özetleri de eklenmiş. Özellikle ilklere meraklı olan okurda bu kitapta aradığını fazlasıyla bulabilecektir. Geç Osmanlı dönemi için (1875-1908) ön plana çıkan kaynak gazete The Levant Herald olmuş. Yazarın gazeteler ve kitaplardan (ilk dönem için Ruşen Eşref Ünaydın) yaptığı alıntılar, anılar, şiirler ve eski siyah beyaz fotoğraflar; hikâyenin heyecanını ve güzelliğini artırıyor; ilklerden, zamandizinden ve zorunlu nesnel bilgi aktarımından kaynaklanan dil ve üslup problemini ortadan kaldırıyor.

Yazımın bu bölümünde kitabın ne anlattığını merak eden okuyucular için daha ayrıntılı bilgiler vermek istiyorum. Başından sonuna kadar futbol kurallarıyla oynanmış bir maçın süreli yayınla desteklenen ilk örneği 5 Ocak 1881 tarihinde Olympic Football Club Blues (Maviler) ve Olympic Football Club Whites (Beyazlar) arasında Haydarpaşa Sahası’nda oynanan ve Mavilerin 2-1 kazandığı maçtır. İngiliz kültürüne özgü bir spor aktivitesi olarak futbolun, Osmanlı topraklarında yoğun olarak yaşadıkları yerler olan İzmir, İstanbul ve Selanik’te başlaması yüksek olasılıktır. Kesin kuruluş tarihleri belli olmamakla birlikte İstanbul’un en eski kulüpleri 1881’de kurulan Olympic Football Club ve Constantinople Football Club iken, İzmir’in en eski futbol kulüpleri ise 1883’te kurulan Bornova Futbol Kulübü ve Smyrna’dır.

İngiliz Levantenlerin ( Batı dillerinde doğuya giden, doğulu anlamında) öncelikle ilgilendikleri sporlar ragbi, kriket ve tenistir. Zaten gazetelerdeki ilk kayıt ragbi ile ilgilidir.( 6 Kasım 1880) Kriket, tenis ve ragbi sporları malzemelerinin masraflı olması, içerdikleri ayrıntılar ve milli aristokrat havaları nedeniyle ülkemizde bir türlü popüler hale gelemediğini belirtmeden geçmeyelim. Maçlar Anadolu tarafında Haydarpaşa, Kuşdili ve Moda Çayırları, Papazın Bağı’nda, Avrupa tarafında ise Taksim Kışlası Talimhanesi, Büyükdere, Çırpıcı ve Bakırköy Çayırlarında oynanmaktadır. Bu dönemde büyük devletlerin maiyet yatları Boğaz’a demirliyor, silahlı koruma ve ulaşım hizmeti alan gemi personeli boş zamanlarında sporla uğraşıyordu. Kapitülasyonların verdiği ayrıcalıklar sayesinde İngilizler izinli ya da izinsiz istedikleri her çayırda maç yapabiliyordu. İzleyiciler ise genellikle Türk, Rum, Ermeni ve Musevilerdi. Halkların yakınlaşmasını sağlayan turnuvalar ve festivallerde kürek, yat, yelken ve at yarışları da yapılıyordu.

İstanbul-İzmir arasında düzenli olarak yapılacak olan futbol maçları geleneğinin temeli deplasmanlı ragbi maçlarıdır. 14 Ocak 1889 pazartesi günü oynanan maçla İstanbul-İzmir rekabeti başlar. İlk Türk ragbi oyuncusu ki aynı zamanda ilk Türk futbolcusu da olabilir Osman Efendi kayıtlara geçer. İzmir kafile reisi Henry Pears ilk futbol ligini düzenleyen isimdir. Melekya Efendi ise ilk beden terbiyesi ve idman derslerini okullara sokar, öğretmenlik de yapar. 1889 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde ilk resmi turnuva düzenlenir: Osmanlı İmparatorluğu Çim Tenisi Turnuvası.1891 yılı geldiğinde ise “İrade” gün ortasını kesin olarak bildirmesi için Galata Kulesi’ne bir zaman topu (sarkacı) koymaya karar verir. Bu arada kriket ve tenis kulüpleri örgütlenip kurumsal bir yapıya kavuşurken futbol ve ragbi teşkilatlarının kurulamama nedeni olarak sporcu ve takım sayısının azlığı ve dolayısıyla popülaritesinin düşük olmasına dikkat çekmek gerekir.

Saha bulunamadığı ve izin alınamadığı için maçlar bir süre erteleniyor. Basın maçları önemsemiyor ta ki 90’ların sonlarına kadar. Bu dönemde gazetelerde futbol haberleri artıyor. Gayrimüslim gençlerin oluşturduğu karma takımların maçı, nihayet 27 Aralık 1897 pazartesi günü Moda F.K.(1)- Smyrna(2) arasında oynanıyor. The Levant Herald’da maçla ilgili yazıyı yazan esprili, sivri dilli ve nüktedan Old Crock (Moruk) rumuzlu kişi aynı zamanda ilk futbol yorum yazarımızdır. Bu maçla ilgili bilgilerde takım forma renkleri de belirtilmiş. Döneme dair ilginç ananeler ile de karşılaşıyoruz: Herhangi bir turnuva ya da ligi kazanan takımla, öteki takımların en iyi oyuncularından oluşan karma takımların maç yapması, herhangi bir turnuvada şampiyon olan takıma şilt verilmesi ve oyuncuların isimlerinin şilte kazanması gibi.

Nihayet 1901 yılı sonbaharına gelindiğinde Bahriye Zabiti Fuad Hüsnü Bey ve Danyal Reşad Bey öncülüğünde ilk Türk futbol takımı Black Stocking ( Siyah Çoraplılar) kurulur. Kulüp birkaç ay açık kalır. Fuad Hüsnü Bey’e göre 20. yüzyıl başlarında Türkler sporla uğraşmıyordu, uğraşanlara da halk iyi gözle bakmıyordu. Baskıcı yönetim kulüp kurulmasını engelliyordu. Bilimsel bir yaklaşım da yoktu. Futbolcuların lakabı “baldırı çıplak” tı. Ancak bu ilkel futbolun oyuncuları kesinlikle çok azimli ve fedakârdı. Rumlarla yapılan tek maç 5-1 kaybedildi. Maçı hafiyeler izliyordu ve II. Abdülhamit’e jurnallediler. Kurucular Tahran’a sürgün edildi. Bu müsabakayı son derece eğlenceli bir üslupla ele alan Evening Telegraph gazetesinden bir alıntı yapalım: “ …Birkaç gün önce evine gelen polis Reşad Beyi Üsküdar’a götürüp kulüp ve futbol oyunu hakkında uzun bir süre sorguya çekti. Türkçe’de top kelimesi aynı zamanda silah anlamına geldiğinden işler büsbütün karıştı. Yetkililer büyük bir komployla karşı karşıya bulunduklarına ve kulübün aslında gizli bir örgüt olduğuna inanmıştı. Topun gerektiği gibi incelenmesi için gönderilen özel memur, bunun bir şeytan icadı olduğuna karar verdi. Kulüp tüzüğü bir başka aleyhte delil olarak görüldü. Kulübün renkleri ve formalarıysa tam bir gizli örgütü ortaya koyan en büyük delildi…” Hikâye uzun. Sırada Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Anadolu ve Osmanlı halklarının kurduğu bütün kulüpler var.

Yoğun bir emek ürünü olan kitap için öncelikle Mehmet Yüce’yi kutlamak gerekiyor. Futbol üzerinden moda tabirle ezber bozan bu değerli eser alternatif ve mikro tarihin hakkını fazlasıyla veriyor. Milliyetçiliğin kısıtlayıcı, ulus-devletin tek etnisiteye dayalı kurmaca anlatısının sökümünü yapıyor, zihin açıyor. Futbol vesilesiyle Osmanlı toplumunu oluşturan etnik çeşitliliğin aslında günlük hayatı zenginleştiren ve renklendiren en temel unsur olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Bu yüzden geç Osmanlı döneminin bütün karmaşasını anlamaya yönelik heves ve merakımız biraz daha artıyor.

Osmanlı Melekleri, Futbol Tarihimizin Kadim Devreleri, Türkiye Futbol Tarihi, Birinci Cilt, Mehmet Yüce, İletişim Yayınları, 1.Baskı 2014, İstanbul.    

 

 

 

 

 

Serkan Parlak - 26.08.2015

,

2295

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin