Türkiye'de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli - Birsen Örs

Türkiye'de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli - Birsen Örs

Türkiye'de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli - Birsen Örs

28.12.2011 - Misafir Köşesi
Türkiye'de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli - Birsen Örs

Berat Aslan, Kitaphaber için yazdı.

Bu kitap Türkiye’deki Askeri Darbeleri kaleme almak için kaleme alınmıştır. Özeti anlatmaya başlamadan önce yazarın bu eseri neden ortaya çıkardığını, amacının ne olduğunu anlatmakta yarar var.

Bu eserin oluşturulmasının birçok sebebi olmakla beraber bir kaçını söylemek, kitabın ne anlattığını anlamamızda önem arz edecek. Bu sebeplerden ilki Türkiye’de Askeri Darbeler konuşu pek araştırılan mesele olmadığından yazar kendini bu noktaya odaklayıp bu konu hakkında bir çalışma yapıp eser vermek istemiştir. Diğer bir sebep Türkiye’de askerin sivil siyasete neden müdahale ettiği sorusuna bir cevap aramaktır. Ve en son olarak da Türkiye’de asker siyasetten nasıl uzaklaştırılabilir? Sorusunun yanıtını verip okuyucuyu bilinçlendirmektir. Pek konuşulmak istenmeyen bu konuları gün yüzüne çıkarıp okuyucunun hafızasında olayları canlandırarak, en azından bu konular hakkında fikir sahibi bireyler türetmek arzusuyla böyle bir eser yazma girişiminde bulunmuştur.

Bu sebeplerden yola çıkan yazar kitabı ayrı ayrı üç başlık altında anlatmıştır. Bu başlıklar sırasıyla
1- Pretoryaniz: Askerin siyasette aktif rolü.
2- Türkiye’deki askeri müdahaleler için bir açıklama modeli.
3- Türkiye’de askeri müdahaleler.

Birinci bölümde Pretoryaniz’in ne olduğunu açıklamaya çalışan makaleler öne sürmüştür. Pretoryanizm’i: “Askerin toplumda fiili güç kullanımını veya tehdidi ile bağımsız bir güç haline gelmeleri”(1996-Birsen ÖRS -syf1) olarak tanımlamıştır.

İkinci bölümde siyasi yapısı ne olursa olsun, yönetim şekli fark etmeksizin Dünya’daki tüm ülkelerde ordunun en önemli grup olduğunu defalarca vurgulamış. Bunun sebebini de askerin şiddet kullanabilme ve silah bulundurabilme tekeline sahip olmasına bağlamış. Yazar bu sebepten dolayı da darbelerin ordu tarafından rahat yapıldığını anlatmış.

Darbelerin sebebi askerin bu özelliğe sahip olmasının yanında, askeri müdahaleye sevk eden, müdahaleyi tetikleyen, iç ve dış etkenlerde vardır. Ve bunlarada bu bölümde geniş perspektifte yer verilmiştir.

Bu açıdan önemli bir örnek teşkil eden Türkiye’deki askeri darbeler kitabın son bölümünü oluşturmuştur. Bu bölümde Türkiye göz önüne alınarak, darbelerin ne şekilde, hangi koşullar altında, nasıl gerçekleştiği, kimler tarafından gerçekleştiği ve toplumun nasıl bir tepki gösterdiği anlatılmıştır.

Türkiye’deki ekonomik koşullar, siyasi olaylar toplumsal çatışmalarda anlatılmıştır. Askerin görevlerinden, yetkilerinden bahsetmiş Atatürk ilkelerini, anayasayı ve siyasal düzeni korumak askerin görevleri arasında gösterilmiştir. Bunlara dayanarak asker siyasete müdahale etmiştir ve bunlar kitabın her bölümünde anlatılmıştır. Olayları bölüm bölüm tarihlere bölüp olayları tarih tarih anlatmış.

* * *

Bu kitabı ilk elimize alıp başlığını okuduğumuzda, yazarın Türkiye’deki darbeleri bize ayrıntılı bir şekilde anlatacağı tahmininde bulunuyoruz. Fakat kitabı okumaya başladığımızda kitabın, adı geçen konulara üçüncü bölümün başında rastlıyoruz. Burada anlatılanlar da ayrıntıya girilmeden kısa bir özet şeklinde.

İlk bölümde anlatmak istediği pretoryanizmi yani ordunun sivil hayata müdahalesinin tarifini uzun uzadıya anlatmış. Bunu yaparken de asıl anlatmak istediği konudan da uzaklaştığını görüyoruz. Yaklaşık 60 sayfayı aşan bu bölümde askeri darbenin ne olduğunu, hangi siyasal koşullarda gerçekleştiğini ve askerin nasıl bir konuma sahip olduğundan bahsetmiş. Kendi tabiriyle kitabı yazma amaçlarından biri olan; asker, sivil hayata neden müdahale eder? Sorusunun cevabını okuyucusuna ziyadesiyle sunmuştur. Bu bölümde ve diğer bölümlerde de başka siyaset bilimcilerden, tarihçilerden yazarlardan ve alanında uzman kişilerin ortaya çıkardığı eserlerden fazlasıyla yararlanmış. Hatta çoğu zaman bir fikri veya bilgiyi verirken kendi düşüncelerinden ziyade başka yazarların görüşlerini yansıtmış. Bu açıda yazar kendi fikirlerini okuyucusuna aktarma noktasında sıkıntıya düşmüş. Yine de verdiği bilgiler sunduğu kaynaklar okuyucusunu fazlasıyla ikna etmeye ve memnun etmeye yetecek kadar iyi denilebilir. Yazar bu konu hakkında Türkiye’de verilen eserlerin azlığını ve bu sebeple bir eser ortaya çıkarmak istediği için bu eseri oluşturduğunu söylüyor fakat yukarıda da dediğim gibi başkalarının emek sarf edip yazdığı eserlerden fazlasıyla yararlanıyor.

Birinci bölümde anlattığı; darbeyi hangi sebeplerin tetiklediği, nasıl bir siyasal sistemde darbelerin gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu vb. anlatıp diğer bölümlerde bunu Türkiye’deki darbelerle örneklendirerek anlatacağını bekliyoruz fakat yazar bunu yapmak yerine neredeyse her bölümde bunları tekrarlıyor belkide her attığı ara başlıkta bunları tekrarlıyor dersek daha doğru olur. Sanki yazar bu konu hakkında yazmış olduğu farklı farklı makalelerini birleştirip kitap haline getirmiş, düzenleme gereksinimi duymamış. Ben kitabı okurken sanki aynı yeri defalarca okuyormuşum hissine kapıldım.

Kitapta olayları birbirinden kopuk anlatması da olayları kavramayı zorlaştırmış ve anlam kaymasına sebep olmuş. Mesela askerin Dünya’daki tüm ülkelerde önemli bir yapı olduğunu vurgulamış. Bunu da askerin eğitiminde aldığı disipline, ordunun şiddet kullanma yetkisine ve silah bulundurma tekeline sahip olmasına bağlamış. Ve askerin bu özelliklerinden bahsettiği bölümde askerin darbe yapmasının sanki tek sebebi bunlarmış gibi bahsetmiş ki bunu da henüz darbe konusunu anlatmaya başlamadan önce anlatmış. Okuyucu bunu okuduktan sonra darbe konusu bitti herhalde diye düşünüp diğer bölümlerde başka konulara değineceği hissine kapılıyor. Fakat ilerleyen bölümlerde darbenin diğer sebeplerine değinmiş hatta fazlasıyla tekrarda bile bulunmuş.

Bu başlık altında yazılmamış olan lakin içerisinde bu konuları da barındıran kitaplarda, bu kitaba nazaran olayların daha fazla ayrıntıya girilerek anlatıldığını gördüm. Örneğin “Kemal H. KARPAT’ın “Türkiye’de Siyasal Hayat” kitabında daha geniş perspektifte yer alan bu konu, başından sonuna daha iyi analiz edilip sunuşu daha iyi yapılmış.

Kitabın kaleme alınmasının temel nedeni yazarın da ifade ettiği gibi “Türkiye’de asker, sivil siyasete neden müdahale ediyor?” Ve “Asker, sivil siyasetten nasıl uzaklaştırılabilir? Sorularına cevap aramak. Birinci sorunun cevabını vermemiş demek kitaba yapılmış büyük bir hakaret olur. Aksine birinci sorunun cevabını ziyadesiyle ve bolca tekrar ederek okuyucunun beğenisine sunmuş. Fakat sorunun cevabını Türkiye’deki darbeleri ele alarak cevaplandırmış demekte kitaba yapılmış büyük bir övgü olur. Evet darbelerin neden meydana geldiğini şu sürekli tekrarda bulunduğu cümlelerle “Aşırı siyasallaşma, siyasi partilerin kutuplaşması, hizipleşme, siyasal şiddet ve terörde artış, bürokraside bozulma ve ekonomik kriz ortamı darbe ile son bulur.” Evet, bu dediklerine katılmamak mümkün değil ama bunun sürekli tekrar edilmesi bir süre sonra okuyucuyu sıkıyor insanın kitabı bir köşeye bırakası geliyor. Görüldüğü gibi Türkiye’de bu olayların nasıl gerçekleşmiş olduğu anlatılmıyor bile. Yazarın bu ifadelerinin hangi sayfada olduğunu belirtmek isterdim fakat neredeye tüm başlıklar altında bu cümle geçtiği için bir sayfa belirtmek istemedim daha doğrusu hangi sayfayı belirteceğimi bilemedim.

Bu kitabın bana göre eksik olan bir yanı da geçmişin yani Osmanlı imparatorluğundaki askerin konumu, siyasal ve toplumsal yapının göz ardı edilmesidir. Belkide Osmanlı imparatorluğunun bir ardıllığı olarak görmediği Türkiye Cumhuriyetini tek başına ele alarak değerlendirmek istemiştir. Türkiye’deki darbeler başka ülkelerdeki darbelerle karşılaştırılmıştır, kendi topraklarımızda gerçekleşen 1876 veya 1908 devrimleri görmezden gelmiştir. Belkide bunları bir darbe olarak görmemiştir bu kısmını bilemeyeceğim fakat bunlara da değinseymiş bir bütünlük açısından okuyucunun daha fazla ilgisini çekip daha akıcı ve kavranması kolay bir eser sunardı. Ordunun geçmişten gelen sivil siyasete müdahale etme hevesi daha net anlaşılabilirdi. Belirttiğim gibi yazarın belirttiğim hususlara neden değinmediğini bilmiyorum fakat şöyle bir şey denilebilir Osmanlı’da Cumhuriyet Döneminde de askerin sivil hayata müdahalesi bir süreklilik arzetmiştir. Yani Osmanlı dönemi araştırılıp okuyucuya aktarılsaydı konuya hâkim olmak hem yazar için hem okuyucu için daha kolay olabilirdi.

Kemal H. KARPAT’a göre de ”Türkiye’de ülkenin siyasal geçmişini değerlendirmek isteyen bir kişinin toplumsal yapıları göz önünde bulundururken, bunların yalnızca günümüzde büründükleri şekle dikkat etmesi yeterli olmaz. Bu toplumsal yapıların geçmişte çeşitli güçler tarafından nasıl şekillendiğini de gözönünde bulundurması lazım” görüldüğü gibi bir ülkeyi tanıyabilmek için o ülkenin geçmişinin bilinmesi şarttır. Bu doğrultuda araştırmacının yani yazarın geçmişten ipuçları araması ve Cumhuriyet Dönemine geçmeden önce Osmanlı tarihine göz atması kaçınılmaz bir gerçekliktir.

Yukarıda da dediğim gibi ordu hem Osmanlı Döneminde hem de Cumhuriyet döneminde sivil siyasete müdahale etmiştir. Bu perspektifte eserin yazılma amaçlarından sorunun geniş geniş anlatılacağı bekleniyor fakat yazar bu konuyu sanki yazma amacını unutmuşçasına cevaplandırmıyor ve okuyucuyu büyük bir hayal kırıklığına uğratıp boşlukta bırakıyor. Yan siyasete müdahale hevesinde olan bir ordu sivil siyasetten nasıl uzaklaştırılabilir sorusu havada kalıyor.

Anlaşılamayan diğer husus ise bu heveste olan bir ordu neden görevi sürekli sivil hükümetlere devrediyor? Bunun nedeni gerçekten sadece ordu içindeki çatlaklıklar mı? Ya da yazarın da ifade ettiği gibi ordunun halkın tepkisini çekmekten ve ye halktan korktuğu için mi görevi devretti. Ya da sivil hükümetlere görevin teslim edilmesinin sebebi tüm bunların birleşimi mi?

Hâlbuki ordu, zaten şiddet kullanabilme ve silah bulundurabilme tekeline sahip tek kuruluş. Bu doğrultuda ordu halkın ayaklanmasını bastıramayacak kadar zayıf bir yapı olduğunu ya da halkın tepkisini çekmekten ya da halktan korktuğu için hükümeti devretti fikrine kapılmak yanlış olur. Yazar bu soruyu muallâkta bırakmamak adına belkide verilebilecek en güzel cevabı vermiştir. Yani “Ordunun görevleri arasında mevcut sistemi korumak da vardır. Mevcut sistem yani demokrasi içinde sivil hükümetler (partiler) vazgeçilmez bir unsurdur ve şarttır bu sebeple ordu demokrasinin devam edebilmesi için görevi sivil hükümetlere devretmektedir” gibi güzel bir cevap sunmuştur.

Diğer boşlukta kalan konu ise; Yazar ordunun ülkeyi ve mevcut sistemi koruma görevinin yanında anayasayı da koruma görevinin orduda olduğunu belirtmiştir. Peki, öyle ise 1960’dan beri kurulmuş olan Anayasa Mahkemesi ne işe yaramaktadır ya da öyleyse Anayasa mahkemesi üyeleri neden askerlerden oluşmamaktadır. Hepsinden önemlisi 1971 darbesi hariç neredeyse tüm darbelerde anayasa ordu tarafından değiştirilmiştir. Madem anayasayı korumakla görevli neden sürekli anayasa değiştiriliyor ve kendi çıkarları doğrultusunda dizayn ediliyor? 1980 darbesiyle değiştirilen anayasa yine bir ordu tarafından hazırlanıp yapılmıştı. Yazar bu çıkmazlara eserde çok düşmüş yani bu ve buna benzer sorular çok fazla havada kalmış aslında bir açıdan okuyucunun bu konuları araştırıp öğrenmesini sağlamak amacıyla kapıları hep aralık bırakmış

Eksik yanlarının çok fazla olmasına rağmen, okuyanın okuyup çok fazla bilgi edinebileceği, genel kültür seviyesini bir kademe daha yükseltebileceği bir eser olmuş. Hiç bilmeyenler için askeri darbenin ne olduğunu anlatıp darbenin ne demek olduğunun tarifini yaptıktan sonra genel hatlarıyla darbeyi kolaylaştıran, darbeyi tetikleyen olayları anlatması anlaşılırlık açısından okuyucunun kafasında olayların resmetmiş. Eserde olayları tarih tarih anlatması da ayrı bir güzellik yaratmış. Yazıldığı dönem itibariyle belki de araştırma imkânının çok fazla olmaması eserin eksik yanlarının fazlalığına sebep olmuş. Eser daha yakın bir tarihte kaleme alınmış olsaydı daha başarılı bir eser sunabilirdi. Birsen ÖRS’e verdiği bilgiler için teşekkürü borç biliyorum.

Teşekkürler...

Ve bu çalışma bize göstermektedir ki, Türkiye’de askeri müdahalelere tek bir açıdan bakarak sebeplerini bulmaya çalışmak mümkün değildir. Askeri müdahale sürecini belirleyen çok sayıda değişken vardır. Bu değişkenler ülkeden ülkeye değişmektedir. Her ülkenin siyasi koşulları farklılık göstermektedir ve bu konularda kitapta anlatılmaktadır. Ve son olarak da darbelerin Türkiye’nin siyasal yapısına ne tür etkiler bıraktığına değinerek yazar eseri sonlandırmıştır.

Türkiye'de Askeri Müdahaleler (Bir Açıklama Modeli)
Birsen Örs
Derin Yayınları

Misafir Köşesi - 28.12.2011

,

3899

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin