Türkmenistan’dan Bosna’ya… Makedonya’dan Romanya’ya Şehirl

Türkmenistan’dan Bosna’ya… Makedonya’dan Romanya’ya Şehirler ve İnsanlar

Türkmenistan’dan Bosna’ya… Makedonya’dan Romanya’ya Şehirler ve İnsanlar

09.09.2020 - Necla Dursun
Türkmenistan’dan Bosna’ya… Makedonya’dan Romanya’ya Şehirler ve İnsanlar

Mekân insanın yaşam alanıdır. Zaman içerisinde insan mekâna mekân ise insana benzer. Mekândaki her öge insana, yaşamakta oldukları hayata ve duygularına dair bilgi aktarır.
İnsan ve mekân arasında duygusal bir bağ bulunduğundan denilebilir ki; şehirler ve insanlar arasında etkileşim bulunmaktadır.

Şehirlerden etkilenerek gördüğü şehirleri, karşılaştığı değişik ve ilginç olayları, seyahati esnasında çektiği zorlukları, ziyaret ettiği yapıları bir kitapta toplayan Ekrem Özbay’ın “Şehirler ve İnsanlar” isimli kitabı okunmaya değer.

Bölüm Tasnifi Hakkında

Altı bölümden oluşan kitapta; Türkmenistan, Bosna Hersek, Romanya, Türkiye, Yunanistan, Makedonya ve Bulgaristan gezi notlarına yer verilmiş. Büyük bir bölüm ise yazarın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen olarak gönderildiği Türkmenistan’a ayrılmıştır.

“Türk kültür havzası çok geniş bir coğrafyayı içine alır.” cümlesi ile başlayan kitap aktaracağı bilgilerin çokluğunu/zenginliğini adeta müjdelemektedir. Gezi ve gözlem yazılarını “gelecek nesillere aktarılacak miras” olarak değerlendiren Özbay’a kitabı okudukça hak verdim. (ÖZBAY, 2019, s. 10)

Türkmenistan…

Türkmenistan özelinde olsa da öyle güzel bilgiler, adetler, görenekler ve gözlemler var ki kitapta. Örneğin Türk Cumhuriyetlerinde (Cumartesi veya Pazar fark etmez) her 1 Eylül bilim günüymüş ve o gün okullar açılırmış. (ÖZBAY, 2019, s. 19) Her cenaze evinde yas alameti olarak kırk gün telpek* giyilirmiş. (ÖZBAY, 2019, s. 42) Türkmen halk pazarlarında satıcılar tarafından bağırma çağırmanın olmayışı ve Türkmen kavununu yiyenin hayatı boyunca bu tadı unutamazmış. (ÖZBAY, 2019, s. 44)

Saraybosna…

Saraybosna’nın konu edildiği bölümde kısa ve doyurucu bir Bosna tarihine yer vermiş yazar ve (kanımca) derli toplu bir metne imza atmış. “Kovaçi Şehirliği’nin beyaz laleler gibi ince, uzun mezar taşları sanki günahsızlığı ve temizliği anlatıyor. Zulme başkaldıran, vahşete boyun eğmeyen ve asil duruşuyla herkesi kendine hayran bırakan Aliya İzzetbegoviç’in kabrinin burada bulunması bu şehirliğe ayrı bir anlam yüklüyor. Aliya’nın kabri çok mütevazı, fakat mesaj yüklü.” (ÖZBAY, 2019, s. 89) diyerek şehitlik notlarını aktaran yazarın ülkeye anlamlı bir gezi gerçekleştirdiğini açıkça görmek mümkün.

Sadece bu değil tabi gündelik yaşamdan da bilgiler var kitapta. Örneğin çay ve kahve içimi hakkındaki şu satırlar fikir vermek ve ülkeyi tanımak açısından önemli; “Bosna’da genelde kahve tüketiliyor. Siyah çay, belli yerlerde demleniyor. Bunu bilen çay tiryakileri bu mekânları tercih ediyor. Çoğu yerlerde siyah çay istendiğinde demleme çay yerine poşet çay veriyorlar.” (ÖZBAY, 2019, s. 91)

Yeme içme konusundan bahis açılmışken yazar Bosna’da bulunduğu sırada Boşnak kahvesini nasıl pişirildiğini sormuş erbabına ve aldığı cevabı da detayıyla kayıt altına almış, ne de iyi etmiş: “Önce cezveye su konularak kaynatılır. Su kaynadıktan sonra bir kısmı alınarak bir bardakta bekletilir. Cezvedeki suya kahve eklenir ve şeker atmadan köpüklenene kadar pişirilir. Sora cezveden alınan kaynamış su pişirilen kahvenin üzerine ilave edilerek karıştırılır. Cezvenin üzerinde oluşan köpükten fincana bir kaşık konur ve sonra üzerine kahve dökülür. Getirirken lokumla tatlandırılarak kahve içilir.” (ÖZBAY, 2019, s. 94)

Bosna’nın hafızası olan şehir kütüphanesinin Sırp Çetnikler tarafından ateşe verildiği günlere ait bir şahit ile temas kurmuş olan yazarın şu satırları Bosnasever ve kitapsever biri olarak kalbimi acıttı: ”Yana kitapların külleri Saraybosna semalarını kaplıyordu. Savrulan bazı kitap sayfaları dağlara kadar uçuyordu.” (ÖZBAY, 2019, s. 96)

Makedonya…

Makedonya’nın büyüklüğünü Konya ilimize benzeten Özbay, ülkede Türker’in üçüncü büyük etnik grup olduğunu yazmış. Günümüzde de durum aynıdır. Yerleşim yeri olarak etnik grupların birbirine yakın ikamet ettiği ülkedeki Makedon bölgesiyle Türk bölgesi arasındaki yapısal farkları tahlil eden yazar; Türklerin alçak ve avlulu evleriyle dar sokak ve cami minarelerini anlatırken Makedon tarafında kilise kulelerini, yüksek binalarla devasa heykelli konu etmiş anlatımına. (ÖZBAY, 2019, s. 216)

Makedon göçmeni bir aileye mensup olan ben ikinci vatanımı Özbay’ın satırlarından okurken Matka Kanyonu’nu, Ohri Gölünü ve Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirleri sinmiş sokaklarıyla Üsküp’ü tekrar göresim geldi.

Sonuç

Kitabı kaleme almak için, fotoğrafçı ve ressam kimliğiyle savaş esiri olduğu 14 ay boyunca edindiği bilgi ve gözlemlerini kitaplaştıranı Henri De Couliboeuf De Blocqueville’den ilham aldığını söyleyen Özbay’ın gezileri esnasında özenle notlar aldığını, gezileri esnasında (belki) uykusundan (belki de) dinlenmeye ayrılan serbest zamanlarından feragat ederek özveriyle amacına ulaştığını tahmin etmek zor değil… Gezi notlarından ve gözlemlerinden oluşan, “mütevazı eser” (ÖZBAY, 2019, s. 14) olarak nitelediği kitabı yazarın bırakacağı en değerli “miras” ı olmalı...

ÖZBAY, E. (2019). Şehirler ve İnsanlar. Hiperlink Yayınları.

*Deriden yapılan baş giyiminin genel adıdır. Uygur erkeklerinin yaygın olarak kullandığı telpek, diğer Türk boylarında da görülmektedir.

Necla Dursun - 09.09.2020

,

874

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans’ını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans tezini yazarak tamamlamıştır. İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin