Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu

Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu

Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu

14.12.2011 - Ferit Genç
Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu

Bir uçurtma!
İlk kez senle

Birlikte görmüştüm geçen yıl. Ben ne olduğunu bilememiştim de sen demiştin uçurtma diye. Kocamandı senle gördüğümüz. Bizim göğümüzdeydi hem. Bu seferki o kadar büyük değildi. Ama maviydi onun gibi. Ağabeye dedim ki:

"Bak, uçurtma kaçmış!"
"Hani bakayım! Nereden kaçmış?"
"Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!"

Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi.
Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki anemide vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış inci?

Barış gözlerini açar açmaz kendini dört duvar arasında bulmuş bir yetim çocuktur. Yetimdir çünkü babasından varlığından haberi yoktur. Dört duvar ararında sıkışmış bir hayatın içinde kadınlar koğuşunda hayat denen zulmeti yaşamaktadır.

Hapishaneler hayatın değerini hatırlatan tek yerdir. Bir saniyenin bile bir ömre bedel olduğu dört duvar arasında yankılanan isyanların ocağıdır. Her kulakta yankılanan tek umut sözcüğüdür "af" diye yankılanan seslerdi. Belki de Barış'ın ablalarından hep duyduğu kelimeydi.

1984 yıllarında bir Haziran ayının öğlen arasında başlamıştı Barış'ın demir parmaklıklar ardındaki sesi. Barış daha küçücükken tanıştığı demir parmaklıklar ardından görmediği çayırları, oynayamadığı oyunları, hasret kaldığı kendi yaş gruplarıyla olan arkadaş edinmeleri ya da dört duvar arasında değil de sınırsız bir özgürlük duygusuyla seyretmeye hasret kaldığı gökyüzünden yoksun olarak ak kâğıtlara içini dökmüş, düşlerini ve yaşadıklarını karalamaya çalışan bir çocuktur. Her kâğıt Barış'ın bir manifestosuydu. Her manifestosunu İnci ablasına göndererek rahatlamaktadır.

Annesinin işlediği suçtan dolayı mecburen küçük Barış'ta mahkûm olmuştur. Sevme duygusunun daha ne olduğunu bile kazanamayan Barış, neyin ne olduğunu bilmeden, çocukluğunu yaşayamadan kapalı kapılar ardına sürgün edilmiş bir melektir. Koğuştaki bütün kadınları ablası olarak bellediği gibi hepsiyle kısa sürede kaynaşmıştır. Fakat İnci ablası onun gönlünde bambaşka bir yere sahiptir. Hayatında karşılaştığı ve bilmediği her şeyi bir tek İnci ablasına sorar.

Dört duvar arasındaki sıkışıp kalmak insanın özgürlükçü ruhunun daha da ağır basmasına neden olur. Barış içerde bulunduğu süre zarfında İnci ablasıyla sürekli bir şeyler karalar ve özgürlüğün sembolü olarak adlandırdığı uçurtmaları uçurtmayı sever. Uçurtma, Barış'ın mahkûm olduğu sürece kendisinin hem umut sembolü hem de özgürlük sembolü olarak nitelendirmiştir.

Her suçtan dolayı yargılanan kadınların bulunduğu koğuşta Barış herkes için bir huzur meleği olarak görülmüştür. Bazen yaramazlık yaparken bazen de yer geldi mi sürekli sorular sorarak bir cevap bulmak telaşındadır.

Uçurtmayı vurmasınlar! Uçurtmayı vurmak kolaydı. Fakat o uçurtma Barış'ın bitmeyen umuduydu. Uçurtma Barış'ın kalbi olmuştu. Barış, saf ve bir o kadar da duygusaldır. Tek dostu İnci ablasıdır. Her anını paylaşmak isteyen bir çocuktur. Yaşadığı her şeyi belli aralıklarla ablaları sayesinde karaladığı kâğıtlarla bildiği, bilmediği, duyduğu ve gördüğü her şeyi İnci ablasına soruyor. Her şeyi soruyor. Genellikle bilmediklerini. Beyaz saçlı amcanın neden bir kitaptan korktuğunu soruyor. Ya da yalan söylemenin neden gerekli olduğunu soruyor.

Barış, kimilerine göre komik ya da saçma gelen her şeyi soruyor. Bir çocuğun düşündüğü konularla alakalı olarak bir cevap almak arzusundadır. Çelişkiler, Barış'ın hayatında gördüğü en saçma konulardır. Düşünmenin güzel bir şey olduğunu öğreniyor fakat düşünenlerin neden hapse atıldığına da bir anlam veremiyor. Bu yüzden bazen yalan söyleyenlere şahit oluyor. Yani bir çocuktan beklenilen her şeyi sergilemektedir.

Yazarın kaleme aldığı ve küçük bir çocuğun cezaevinde yazdığı mektuplardan oluşan bu eseri her okuyucunun küçük Barış'ı, küçük İbo'yu, Hacer anayı, beyaz saçlı amca, annesi, sümbül hanım, Zeynep, İnci, Safinaz, Sevim, gardiyan, Selma, Sultan teyze gibi karakterleri kitabın her sayfasının sonunda canlandırdığı bir betimleme ile kaleme almıştır.

Cezaevinde annesinin çektiği cezaya kurban giden bir küçücük çocuğun, kendi düşleriyle ne kadar küçük şeylerle kendini mutlu hissettiğini öğretildiğini anlatıyor.

"Uçurtmayı Vurmasınlar" yazarın belirttiği gibi beyazperdeye uyarlanmasıyla birlikte bir anda herkesin ilgisini çeken bir başyapıt olarak yerini almıştır. Beyazperdeye uyarlanması Barış'ın tekrardan iç isyanını uyandırmasını sağlayıp eserin okurlara ulaşılmasında olanak kılmıştır.

Eser Tunç Başaran'ın yönetmenliğini yaptığı bir film olarak yaşanan olayları işleyerek durumu gözler önüne sermiştir. Küçük büyük herkesin gözlerinin dolmasını, izleyenlerin yüreklerinde ve zihinlerinde Barış ile İnci'nin siluetlerinin kazınmasına neden olmuştur. Hem oynayan oyuncuların hem de konunun işlenme şeklinin de filme ayrı bir anlam kazandırmıştır. Ayrıca bu film 1989 senesinde düzenlenen İstanbul Film Festivali'nde "Yılın Filmi" ödülünü almıştır. Akdeniz Film Festivali, Golden Butterfly, Ragazzi Belin Zona, Lyon Çocuk Filmleri Şenliği'nde de ödüller almıştır.

"Mahpushane etrafında dikenli teller
Birbirine kenetlenmiş bağlı bilekler
Sağımda solumda hasret çekenler
Tez gel baba tez gel görüş gününe
Tahammüle hal kalmadı garip gönlüme" 

Uçurtmayı Vurmasınlar
Feride Çiçekoğlu
Can Yayınları
102 sayfa

Ferit Genç - 14.12.2011

,

10220

Ferit Genç Hakkında

Ferit Genç

89 yılında temmuz ayında dünyaya geldi. Bitlis doğumlu. Sosyoloji öğrencisi. 43 numaralı ayakkabısıyla 43 plakalı Kütahya sokaklarını arşınlayıp parmak uçlarıyla üşütür dünyayı. Soğuk espirilerin en hayır kısmında sağanak yağmurun ıslaklığıyla dokunur kancık bir klavyeye.

Neden hayallerinizi sürekli erteliyorsunuz diye iddalı düşünceleri sağlam bir temele oturduğunda ve iyi bir sigara içicisi durumuna geldiğinde ciğerlerinden bir himalaya fışkırtmaya çalışacak.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin