Uğur Cumaoğlu yazdı: İslâm'da Modernleşme

Uğur Cumaoğlu yazdı: İslâm'da Modernleşme

Uğur Cumaoğlu yazdı: İslâm'da Modernleşme

07.12.2018 - Uğur Cumaoğlu
Uğur Cumaoğlu yazdı: İslâm'da Modernleşme

Uzun süreli entelektüel bir çabanın ve ilmi emeğin ürünü ve hem nitelik hem de nicelik bakımından ender bir yere sahip olan Prof. Dr. Bedri Gencer’in ‘’İslam’da Modernleşme (1839-1939)’’ adlı eseri Şerif Mardin’in ‘Çığır Açıcı’ övgüsü ve uzun bir takdim yazısıyla başlamaktadır. Toplam on bölümden (sonuç dâhil) oluşan bu hacimli eser emsallerinden farklı olarak çok kapsamlı ve iddialı olduğu gibi, Gencer’in eserde üzerinde durduğu asıl tartışma ‘İslam dünyasında modernleşme algısı ve modernleşmenin meydan okumasına karşı birbirinden farklı Müslüman coğrafyalarda ortaya çıkan karşıt düşünsel tepkilerdir.’

Özellikle son yüzyılda sayısız araştırmaya konu olan İslam’da modernleşme sorunu, Batı ile İslam düşüncesi, geleneksel İslam düşüncesi ile modern İslam düşüncesi ve Osmanlı düşüncesi ile diğer İslam düşüncesi sosyolojik ve bütüncül bir perspektifle irdelenerek, on dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyıla İslam coğrafyasındaki sosyal ve fikri dönüşüm eserde incelenmiştir.

Gencer; Osmanlı, Mısır ve İran tecrübelerinden ortaya çıkan düşünceleri değerlendirerek bunları karşılaştırmakta, Batı modernliğinin düşünsel temellerini kavramların arkeolojisi üzerinden sorgulamakta, modern ile geleneksel düşünce ve olguları modern dünyadaki belirme biçimleriyle karşılaştırarak geleneksel olanın üstünlüğünü ispatlamaya çalışmaktadır. Osmanlı ve Mısır İslam düşüncesinin iki temsilcisi olarak seçilen Namık Kemal ve Muhammed Abduh, gelenekselcilik/modernizm olarak iki ana tipe dönüştürülerek mukayese edilmiştir. Eser, Doğu ve Batı’yı ihata eden derin mukayeseli bir perspektif ve aynı zamanda bu iki medeniyetin modernleşme tecrübesi üzerinden karşılaştırmasıdır. Aynı zamanda incelenen tüm Batılı teoriler ve İslam’da modernleşme sürecinin çözümlendiği tüm eserler birinci el kaynaklara atıfta bulunularak bu eserlerden yararlanılmıştır.

‘Sekülerleşme’ denen Batılı modernleşmenin ‘İlahi prensip ile beşeri pratik arasındaki uyumsuzluk’ (teodise) problemine alternatif arayışı, Batı’yı bir ‘evrensel adil düzen kurma’ (kosmopolis) fikrine yöneltmiştir. Bunu gerçekleştirmek içinde tarihi denetim altına almak için Fransız Devrimini, doğayı kontrol altına almak içinde Endüstri Devrimini kullanmıştır. Batı medeniyeti ve Batı’nın medeniyet olarak algıladığı şey Gencer’e göre bu ikisinin bileşenidir. Modernleşme karşısında İbrahimi dinlerin göstermiş oldukları ortak tepkilere değinen Gencer, bu güne kadar bu üç dinin modernleşme karşısındaki ortak tepkilerini ele alan çalışmaların olmadığını eser hakkında kendisiyle yapılan bir röportajda dile getirmektedir. Ona göre her üç din kendi paradigmasından uzaklaşmadan modernleşme karşısında bir tavır geliştirmekte ve bu tavrın dinlerin özgül karakterine göre değişim gösterdiğini söylemektedir.

Eserde ki dikkat çekici bir nokta da, “İslam, mâni-i terakkidir” ithamının aslında 19. asrın ilk yarısında Avrupa’da Protestanların Katoliklere yönelttiği bir itham olması, bu mücadelenin zaferleriyle sonuçlanmasından sonra Protestanların bu ithamı İslam dünyasına yöneltmesidir. Dolayısıyla “Katoliklik, mâni-i terakkidir” sözü anlaşılmadan, “İslam, mâni-i terakkidir” tezinin de anlaşılamayacağıdır.

Napolyon’un Mısır seferini modernleştirici ve medenileştirici Batı’nın doğu üzerindeki ilk şoku ve medeniyetlerin kutuplaşmasının ilk adımı olarak değerlendiren Gencer, bu şoktan sonra ortaya çıkan tepkileri ve dönüşümleri kavramsal bir arka planla desteklemiştir. Yazara göre İslam düşüncesinin yeni yorumlarla İslam modernizmine doğru evrilmesi ve bu evrilme sonucu ortaya çıkan anlamsal değişim ve kavramsal dönüşümün ideolojilerle bütünleşmesi, din olarak ötekileştirilen Türk İslam’ının karşısına çıkarılan kurgulanmış bir Arap İslam’ı ve medeniyeti, Batı’nın bir medeniyet olarak meşrulaştırma başarısının önünü açmıştır.

Gelenekselcilik ve Mesihçilik başlıkları iki ayrı başlık altında incelenirken, bu akımlara bağlı olarak ortaya çıkan gelişmelere karşı ortaya çıkan eleştiriler Osmanlı eleştirisi, Geleneğe Karşı Fundamentalizm ve Öteki Tedeyyünün Eleştirisi başlıklarıyla verilmiştir. Bu gelişmelerle birlikte ortaya çıkan Yeni Paradigma, akli dinden tabi dine, tabi dinden pozitif dine doğru ortaya çıkan bir dönüşüm ve din/bilim - ilim/marifet karşıtlığı olarak kendini göstermiştir.

Seküler olanın ortaya çıkardığı düzensizliğe karşı adalete çağıran ‘Yeni Toplum’ başlığı, iradeye ve hürriyete çağıran ‘Yeni İnsan’ başlığı altında bir tür yirminci yüzyıldaki İslam toplumu ve o toplumun Müslüman insanı betimlenmeye çalışılmıştır. Nihayetinde seküler özgürlük ile ortaya çıkan aydından tekrar âlime doğru gözlemlenen ilerlemenin bir özeti verilmiştir.

Bedri Gencer'in İslam'da Modernleşme adlı incelemesi üst perdeden hitap etme yerine kullanılan yalın dili ile okuyucudan tam not alması, orijinalliği, konuyu ele alış şekli, ilk elden kaynaklara başvurularak yararlanılan geniş kaynakça, iyi irdelenen ve geliştirilen kavramlar, sorunu soruşturma şekli açısından üzerinde durulmayı ve tartışılmayı hak eden bir çalışmadır. Modern dönemdeki Türkiye'yi ve içinde bulunduğu İslam dünyasını anlamak isteyenler için Gencer'in bu eseri farklı bir perspektife kapı aralamaktadır.

İslâm'da Modernleşme (1839-1939)

Bedri Gencer

Doğu Batı Yayınları

886 Sayfa

Bu yazı daha önce Mostar Dergisi’nde yayınlanmıştır.

Uğur Cumaoğlu - 07.12.2018

,

785

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin