Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine

Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine

Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine

24.07.2017 - Ethem Erdoğan
Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine

Hayat yatay ve dikey yaşanır. İnsanlar hem maddeten hem de manen duyarlılığa sahip canlılardır. Bu duyarlılıklar bütünü insanı insan kılar. Koşturmaca ve kavga olarak adlandırılan bu iki dünya; insanın iç ve dış dünyasıdır. Yatay olanın gündelik ihtiyaçları ve hayati şartları kapsadığını söyleyebiliriz. Bu daha çok pratik, ihtiyaca binaen, yüzeysel olandır. Kronolojik kesitin temsilidir. Dikey hayat ise bir derinliği, zamanlar arasılığını, sonsuzluğu, soyut, iç gerçekliği temsil ediyor.

Bir yazarın iç ve dış dünyası, yatay ve dikey alanlarının kesişim noktasında sanat eseri duruyor. İnsanın yatay-dış dünyada oluşan bir ontolojisi olduğu gibi, bu dünyanın ihtiyaç ve eşyasıyla oluşan, imgele/sembol/çağrışım yöntemleriyle işaret ettiği başka bir gerçeklik de; dış dünyanın ötesinde dikey alanda oluşuyor.

Yaşanan hayatın keşmekeşi ile ideal dünya anlatımına yönelen dikey hayat; sanatçının yatay hayatı yaşanabilir kılma çalışması bir nevi. Bu açıdan hayatın bizatihi kendisinin farkında olunan bir kurgudur.

Hece Yayınlarının, deneme serisinden Nisan 2016’da çıkan Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine isimli eseri derleyen, çeviren Aytaç Ören, kitabına 11 yabancı 3 yerli yazarın konu ile ilgili makalelerini almış.

Önsözde üstkurgu kavramını açıklamaya başlıyor yazar. “Kurgunun içinde bir kurgu…” Bu açıklanmaya ihtiyaç duyulan cümleyi biz anladığımız şekilde açıklarsak şöyle bir cümle kurabiliyoruz: Kurgunun kurgu olduğunu ve nasıl kurgulandığını bizatihi açıklaması. Daha açığı da şu olabilir: Metnin kendini oluşturma sürecini ve yöntemini anlatmasıdır.

Üstkurgu kavramı ilk olarak Amerikalı yazar William Gass tarafından 1970’lerde kullanmıştır. Üstkurgu kavramı ile ilgili ilk eser ise 1984’te Patricia Waugh’un Metafiction adlı eseridir.

Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine eserin ilk makalesi Patricia Waugh’un “Metafiction” isimli eserinin ilk bölümüdür. Waugh, metinde üst kurgunun tanımını yapar. Üstkurgusal eserin sürekli çelişki prensibi ve çatışma üzerine kurulmaya yatkın olduğunu söyler. Üstkurgunun yaratma, eleştiri, yorumlama ve yapısöküm kavramlarını buluşturan bir gerçeklikle bir arada tuttuğu anlatılır. Üstkurgu eser, kendi reddiyesini içinde taşır. Bu tür romanlar, romana geleneğin diline karşı kendi ifade etme şeklini koyar. Edebi eserlerde kurgunun kendi varlığını yansıttığı, hatta okura gösterdiği görülür. Buna üstkurgu denir. Üstkurgu, okurun bir kurgu okuduğunun farkına varmasıdır. Kurgu sunulurken onunla birlikte kurgunun da nasıl yapıldığı yani kurgunun kurulma süreci ele alınır. Mark Currie ise, makalesinde üstkurguyu William Gass’a dayanarak özbilinçlilik, kendi farkındalığı, kendi bilgisi, kendisiyle ironik mesafesi olan kurgu olarak tanımlar. Mark Currie’ye göre üstkurgu, kurgu ile eleştiri arasındaki sınırı dramatize eder.

Romanın; modern, postmodern ve üstkurmaca süreçlerini anlatan, gelişim ve değişimini gösteren diğer makalelerin de özellikle eleştirmenlerimiz için faydalı olduğunu söyleyebileceğimiz bu eser konuyla teorik bağları olan her okur-yazar için faydalı olacaktır.

Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine

Çev: Aytaç Ören

Hece Yayınları

220 Sayfa

Ethem Erdoğan - 24.07.2017

,

455

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin